Yönetmen Sineması: Satyajit Ray

Yönetmen Sineması: Satyajit Ray

Share Button

Yirminci yüzyılın önemli auteur yönetmenlerinden Satyajit Ray, sinema tarihinin en özgün üçlemelerinden olan Apu Üçlemesi (Pather PanchaliAparajitoApur Sansar) ile Hindistan sinemasında yeni bir dönem başlatır. Hümanizmi ve lirizmi harmanladığı karakterleriyle, özellikle de üçlemesinin ilk ayağı olan Yol Türküsü (Pather Panchali, 1955) ile Apu’yu, sinema tarihinin en muzip ve heves dolu karakterini dünyaya getirir. Ray’ın sinemasında ajitasyon dozunda verilir, Bollywood filmlerinin alışkın olduğumuz ağlaklıktan mümkün mertebe kaçınılır ve en yerel koşullarda bile en evrensel hikayeler modern bir dille perdeye aktarılır. 1950’lerden itibaren Hindistan’ın gelişim ve dönüşümünü görmek veya ilk kez Hint sinemasıyla tanışmak isteyenler için Satyajit Ray filmleri eşsiz birer kaynaktır.

Sosyal gerçeklikten güçlü şekilde yararlanan Ray; zengin kız fakir oğlan klişelerine girmez, senaryolarını cinsellikten olabildiğince sıyırır, çağına göre modern yapımlarla bağnazlığın karşısında durur, Hindistan gelenekleriyle çatışma riski taşımasına rağmen kadını ön plana çıkarır, özgür düşünceye verdiği önemi filmlerine yerleştirdiği karakterler aracılığıyla dışa vurur. Ray’ın sinemasında sembol ve metaforlar yalın gerçekliğe, sade anlatıma, sıradan hikayelere, amatör oyunculara, gerçekçi oyunculuklara ve yaşanmış mekanlara devredilir.

Mutlaka İzlemeniz Gereken 5 Satyajit Ray Filmi

1. Pather Panchali (Yol Türküsü, Song of the Little Road – 1955)

Satyajit Ray’ın Apu üçlemesinin ilk filmi olan Yol Türküsü, başkarakter Apu’nun dünyaya gelişiyle başlar, çocukluk yıllarına odaklanır. Dönemin Hindistan’ının ekonomik, kültürel, sosyal durumuna ilişkin doneler sunan ve bu anlamıyla gerçekçi sinemayı zirveye çıkaran film, Satyajit Ray’ın Yeni Gerçekçilik’ten edindiği izleri güçlü şekilde ortaya koyar. Reenkarnasyonu da şiirsel bir yaklaşımla filminde işleyen Ray; Apu ve ailesinin başına türlü felaketler getirir, melodram geleneğini hem baştan kurar hem de mevcut formülünü gerçekçilikle törpüler. Mitolojik ögelere de yer veren, Güneydoğu Asya inancında kapıları kolladığına inanılan yılanı Muson yağmuru felaketi sonrası aileye gönderen Ray, 50’lerin sonunda Mehboob Khan’ın filmleri başta olmak üzere Hint sinemasında defalarca kullanılacak imgeleri de böylelikle sinema tarihine kazandırır. Film, evleri harap olan, Apu’nun kardeşini kaybeden yıkık ailenin köylerini terk etmeleri ve yeni bir yolculuğa yelken açmalarıyla sonlanır.

2. Aparajito (Yenilmez, The Unvanquished – 1956)

Satyajit Ray, Hindistan’ın ağdalı sineması içerisinde ayrıksı bir yerde durur ve sinemada ajitasyonu geri planda tutar. Filmlerindeki dramı müzikler aracılığıyla kod oluşturarak yahut oyunculuklar üzerinden sunmayı yeğler. Nitekim bu özelliklerin tümüne sahip olan, üçlemenin ikinci filmi Yenilmez, ilk filmde evlerini terk eden ailenin Ganj Nehri kıyısına yerleşmeleriyle açılır; yer, halkın sosyoekonomik durumu ve inançları hakkında geniş çaplı çıkarım yapmamıza olanak tanıyacak olan 1920’lerin Hindistan’ıdır. Filmde yansıtılan köyün durumu, toprak yollar, Ganj’da yıkanan insanlar bilhassa Hindistan sinemasıyla yeni tanışanlar için oldukça öncül görüntülerdir. Bu defa baba da hayatını kaybedince Apu ve annesi yaşlı amcalarının yanına yerleşmeye karar verirler. Yenilmez, Apu’nun gençlik yılları üzerine odaklanırken, Apu’nun annesi Sarbojaya’nın, çalışma hayatına atılması, bitmek bilmez mücadelesi Ray’ın en güçlü kadın karakterlerinden biri olarak dikkat çekmesine de vesile olur.

Hindistan geleneklerine göre ikinci sınıf muamelesi gören kadın, Ray’ın da öncüsü olduğu Hindistan sinemasında güçlü, otoriter, sözünü geçiren, tek başına ayakta kalabilen kadınlara dönüşür. Filmde Sarbojaya’nın bir dönem hizmetçilik yapması yerleşik kast sistemini eleştirirken, seyirci Hindistan’daki mevcut düzene ilişkin bir yorum getirme, erkeğin öne çıktığı Hindistan anlatısını Ray filmleri üzerinden inceleyerek kadını yeniden konumlandırma imkânı bulur.

3. Apur Sansar (Apu’nun Dünyası, The World of Apu – 1959)

Üçlemenin son filminde artık yetişkin bir Apu vardır. Yazma tutkusuyla ve geçmişiyle yoğurduğu gençlik yıllarında evlenen Apu, yine buharlı trenin beraberinde getirdiği bir mutsuzluğu sırtlanır. Ray’ın, üçlemesinin her ayağında kritik noktalara yerleştirdiği tren imgesi, filmlerin yol ve yolculuk temasını da zenginleştirir. Doğum yaparken eşi Aparna hayatını kaybedince yarım kalan romanını ve şehri terk eden Apu, bu defa seyircisine şehirleşmiş Hindistan panoramaları sunar. Formları değişen kıyafetler, sandalyeler, ilk filmden bu yana artan yatak yükseklikleri dikkat çeker. Ülke bir gelişim gösterirken kent ile köy arasındaki denge de giderek bozulur. Finalde oğluyla ilk kez tanışan Apu, üçlemenin ilk filmi Yol Türküsü’nde kalan çocukluğundan tamamen ayrılır, kendi çocuğuyla birleşir.

4. Jalsaghar (Müzik Odası, The Music Room – 1958)

Satyajit Ray’ın dram müzikal türündeki filmi Müzik Odası, güç kaybeden ve maddi anlamda giderek zora giren bir lordu odağına yerleştirir. Roy’un sarayındaki müzik odası, artık geçmişteki ihtişama sahip değildir ancak Roy, hâlâ o zamanların hayaliyle yaşamaktadır. Son parasını da harcama uğruna, son bir kez müzik odasında konser düzenlenmesini ister. Üstelik konseri, tefeci Ganguly’nin ev sahipliği yapacağı bir konserle aynı akşama denk getirir. Doğa, tüm çıplaklığıyla sarayı ele geçirirken ve Roy’un hayatı yavaş yavaş tükenirken, Satyajit Ray hem izleyeni müziğe doyurur hem de zaman, mekan ve karakterler bir kez daha Yeni Gerçekçi yaklaşımla aktarılır. Aynı zamanda Satyajit Ray, bu filmle birlikte sinema kariyerinde yeni arayışların peşine düşer, dünya sinemasına da melodramlarıyla bilinen Hindistan’dan çıkan, erken tarihli bir başyapıt armağan eder.

5. Aranyer Din Ratri  (Days and Nights in the Forest – 1969)

Kalküta’da orta sınıfa mensup dört arkadaş, Bihar’ın kırsal bir bölgesindeki ormana tatile giderler. Büyük şehirden geldikleri için kaba, kendilerini beğenmiş, kırsala alışkın olmayan grup, kalacakları yerin bekçisi tarafından da istenmezler. Şehirli grubun kırsala ayak uydurma süreçleri ve sonrasında aynı yere gelen iki kadınla aralarında yaşanacak olan flörtleşme oyunları, Ray tarafından temiz, sakin, büyülü bir doğa manzarası ile resmedilir. Film, Jean Renoir’ın 1936 tarihli kısa filmi Partie de campagne filmiyle aynı hikâyeye sahip olması ve Satyajit Ray’ın, kimi eleştirmenlerce Renoir’ın başyapıtı olan filmi kendi sinema diliyle yeniden kurması sebebiyle de izlenmeye değer. Karakterler ve mekân arasında süren derin çatışmayı muazzam bir görsellikle aktaran film, Renoir’ın Fransa’daki ormanını Hindistan’ın kuzeydoğusuna taşır.

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir