Altın Koza Ekseninde Konuk Tutumları ve Ödül Dağılımları

Altın Koza Ekseninde Konuk Tutumları ve Ödül Dağılımları

Share Button

21. Altın Koza Film Festivali’nde görme şansı bulduğumuz filmler hakkındaki görüşlerimizi güncel yazılarımızla paylaşmıştık. Fakat konukların tutumları, ulusal yarışma seçkisi, ödül dağılımları, SİYAD jürisinin kararları ve tüm bunların festival ile ilişkisi değerlendirildiğinde göz ardı edilen şeyler, dile getirilmeyen gerçekler de var. Bu sebeple Altın Koza’nın ardından artık bazı sorunları konuşmaya başlamak gerektiğine inanıyorum.

Festivale davet edilmiş konukların büyük çoğunluğunun tek dertlerinin, film izlemek yerine tam manası ile bir aç-aç partisindeymişçesine kokteyl-yemek-gezi organizasyonlarına katılmak olduğu dillendirilmeli. Hatta bu konuk tutumu ve festival organizatörlerinin konuk memnuniyetini sağlama girişimlerinin salt Altın Koza değil, tüm festivallerin en büyük gerçeği olduğu aşikârlığı da. Sinema salonları arasındaki koşuşturmacada hep aynı simaların görülüyor olması, tüm derdi bir film daha izlemek olanlar ile 1–2 filmde boy gösterip, oradan kültürel bir pazar harcı elde etmeye çalışanlar arasındaki farkı gözler önüne sermek için en somut örnek. Yeni nesil yazarlar diye adlandırılan ve bağımsız platformlarda kalem oynatan kişilerin, salonlarda görülen aynı simalar olduğunu belirtmeye gerek yoktur sanırım; ama yine de belirtmiş olayım.

Yerli sinemanın kamera arkasında ve kamera önünde büyük oranda emeği bulunan büyüklerimizin hoşgörüsüzlük, ön koltuk savaşları, hayır dememeyi şiar edinmiş ve karşılaşılabilecek her problemde bir çözüm üreten festival ekibine hak etmedikleri halde (hakaret etmenin kimsenin harcı olamayacağını belirterek söylüyorum) hakaret etmeleri gibi sergiledikleri tavırlar ve kötücüllüklerinin ardından, verdikleri o büyük emeğin artık görünmediğini de söylemek gerekiyor. Evet! Siz böyle davranmaya devam ettikçe, biz sizin kim olduğunuzu bilmemeye devam edeceğiz.

Yarışma seçkisinin yarısından fazlasının kötü filmlerden oluşmasından kaynaklı dile getirilen serzenişler tamamıyla haklı olan çıkışlar. Fakat bu haklılık içerisindeki yanlışlık, seçkinin kötü olmasının festivale mal edilmesi. Asıl sorulması gereken, bu kadar kötü filmi yarışmaya seçen ön jürinin daha ne kadar kötü filmlerle karşı karşıya kaldığı sorusu olmalı. İşte Türkiye Sineması’nın 100. yılında tartışılması gereken en elzem konu bu: Kötü filmler ve aldıkları bakanlık destekleri. Yarışmadaki tüm kötü tabir edilen filmlerin bakanlık destekli olması ve birçok kez karşılaştığımız iyi projelerin bakanlıktan destek alamaması sorunsalı sizce de asıl konuşulması gerekenlerden biri değil mi? Festival, kendisine gönderilmiş filmler içerisinden iyi olanları seçmesi için bir ön jüri oluşturmak ile mükelleftir. Ön jüri de karşısına çıkan filmler içerisinden iyi bulduklarını yarışmaya alır. Seçkinin kötü filmlerden oluşuyor olması başvuruda bulunan filmlerin de kötü olduğu gerçeğini ortaya çıkarır. İyi bir filmi eleyip, bu kadar kötü filmleri seçkiye alacak bir ön jürinin olabileceğini sanmıyorum; çünkü bu kadarı olamaz. Tüm festivallerin de şeffaflık adına ön jürinin hangi isimlerden oluştuğunu açıklaması artık bir zorunluluk haline gelmeli.

Aynı yanlış tutum ana jürinin kararının, festival komitesine mal edilmesinde de karşımıza çıkıyor. Jürinin kararları sadece jüride bulunan isimleri bağlar. Aynı şekilde SİYAD jürisinin kararı topyekûn SİYAD kurumunu değil, jüride bulunan isimleri bağlar. Kararlardan sonra festivale ve SİYAD’a yönlendirilen eleştirilerin şartlandırılmış bir kötücüllükten başka bir şey olduğuna inanmıyorum. Bu açıdan ne “SİYAD kendini feshetmeli, kapıya kilit vurmalı” ne de “Sen SİYAD’sın büyük düşün” söylemlerinin bir aklı, izanı olabilir. Yağmur-Kıyamet Çiçeği filminin SİYAD jürisinden ve halk jürisinden en iyi film ödülü almasının, SİYAD-halk buluşması olarak adlandırılması da yukarıdakiler kadar lüzumsuz bir söylem. Bu çabalar SİYAD jürisinin kötü bir filmi ödüllendirdiği gerçeğini değiştirmiyor. Açık yüreklilikle söylüyorum ki; sinema adına kalem oynatan yüz kişiye yarışma seçkisini izletsek, Yağmur-Kıyamet Çiçeği filminin Toz Ruhu, Balık, Deniz Seviyesi ve Neden Tarkovski Olamıyorum? filmlerinden daha iyi olduğunu söyleyecek beş kişi bulamayız. Buradan sinema yazarları ile genel izleyici kitlesi arasındaki uçurumu beğeni kriteri dâhilinde değerlendirerek, genel izleyici kitlesini yeren anlamlar çıkarmak ya da sinema yazarları-genel izleyici kitlesi uzlaşması devşirmek amiyane tabirle boş zaman beygirliği olur. Türkiye’deki genel izleyici beğeni profilini çizmek adına filmlerin seyirci tarafından izlenme rakamlarına bakarsak, sinema ile herhangi bir şekilde genel izleyiciden daha fazla haşır neşir olanların beğenileri ile genel izleyici beğenileri arasındaki büyük farkı herkes görecektir.

Yağmur-Kıyamet Çiçeği’nin üç farklı hikâye anlatısının tekini Kazım Koyuncu’nun yaşamı oluşturuyor. Fakat bu çoklu hikâye yapısından Kazım’ın hikâyesinin bir sömürü oluşturmak dışında hiçbir mahiyet taşımadığı çok aşikâr. Filmin hikâye ile ilgili sorununa tüm oyunculukların abartılı olması, teknik tüm denemelerin olmamışlığı da eklenince karşımıza olamamış bir film çıkıyor. Sadece teknik olarak yeni şeyler denemesi bir filmin iyi olabileceğini söylemeye yetmez ve bunu baz alarak filmin kötü olduğunun üstü örtülemez.

Jürinin ödül dağılımında verdiği kararlar, ödüllerin maddi destek sağlamasından dolayı hepsinin tek filme verilmemesi yaklaşımını bir diğer sorun olarak karşımıza çıkarıyor. Ve elbette senaryo, yönetmenlik ve teknik dallarda hiçbir ödül alamayan bir filme en iyi film ödülü verilmesinin bir izahı olamıyor. Duygusal yaklaşımlarla ödül dağıtımının gerçekleşmemesi gerektiğini sinema sektöründeki herkesin artık iyice anlaması lazım. Tüm parasal destek bir filme gidebilir, bundan dolayı bir vicdan muhasebesi yapmaya da gerek yoktur. Kötü filmlerin ödüllendirilmesi, gelecek kötü filmlerin öncül rolünü üstlenir; elimizi taşın altına korkmadan sokmaya geç kaldık fakat başlayalım artık.

twitter.com/teksinbegec

, , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir