Hannah Gadsby: Nanette (2018): Vazonun Çiçekleri Kurtarılmıştır

Hannah Gadsby: Nanette (2018): Vazonun Çiçekleri Kurtarılmıştır

Share Button

Hannah Gadsby, gerginlik olarak tanımladığı çözülüp açılan süreçler ile ördüğü bir stand-up olarak kurgulamış Nanette’yi ve stand-up neredeyse ilk yarısı boyunca geleneksel denilebilecek stand-up kurgusunu takip ederken tüm kurgu bir anda baş aşağı ediliyor ve seyirciyi şaşırtan, tüm anlamları yeniden var eden bir yıkım süreci başlıyor: Bu yıkım sürecinin tüm hatıraları yeniden dönüştürüşünün eşlikçisi olan deneyimler ise Gadsby’nin kendi deneyimleridir. Nanette doğrudan Hannah değildir elbette ama bir saate dolmayacak şeyleri temsil eden Nanette bir nevi bu dönüşümün mecburiyetini gösterir. Nanette, bir saat boyunca sürdürülemeyecek bir yalan gibidir; bir yerden sonra Nanette çözülmezse Hannah’a sahnede hiçbir zaman yer kalmayacaktır ve stand-up’ta Gadsby’nin bu şakasını takip ederek bir saat doldurmayan vurucu şakaları bırakır. Nanette’in dolduramadığı tüm süreyi Hannah dolduracaktır ve bu doldurma sürecin tamamını dönüştüren, bam telini seyircinin tüm deneyimlerinin üstünde gergin bir şekilde sürekli çalan bir öfkeye karışır. Neden?

Stand-up sahnesi bir kamusal alan olarak nedenleştirilmiştir. Belirli amaçlara hizmet etmek zorunda olan, sistemin ve ağların içerisinde akışı belirginleşmiş bir alandır. Stand-up’ı var eden binadan izleyicilerine ve Gadsby’ye kadar bir tür araçsallık ile bütünleşmiştir. Bu araçsallığın sorunu nerede başlar? Tam olarak kamusal alan oluşunda ve bir kamusal alan olarak uzantılaşmasında, eklemleşmesinde. Stand-up’ın sahnesi güldürmeyi, güldürmenin şeklini ve gülüşü bir tür sistem içerisinde belirginleştirir; aktarılan ile aktaran arasında mutabakat kuran sürekli bir tekrar kurulmuş gibidir ve sorun burada dışlayıcı olur. Neden herhangi bir stand-up kamusal alanı taklit etmelidir? Tüm sahnelerin tüm eserleri sahneleneni yıkan, aşan, dönüştüren eserleri ve oluşları sahnelerken neden stand-up kesin bir şekilde bundan uzak durmak zorundadır? Niçin gülmek korkunç derecede rahatsız edici bir eylem olarak kalmaz? Niçin gülmenin karşısında tüm hikayeler eksiltilir, çarpıtılır ve şekillendirilir? Niçin stand-up tıpkı kamusal alana çıkan herhangi bir şey gibi bir tür normu kabul ederek kalan her şeyi dışlar?

Bu soruların cevaplarındaki homojenleştirici değerler Gadsby’nin gerginleştirici sunusunu ortaya çıkartır. Stand-up sahnesi tıpkı kamusal alan gibi normlarla yüklenmiş bir homojenleştirici, dışlayıcı ve öteleştirici alan olmaya mecbur değildir ve Hannah da sahneden Nanette’yi indirerek bunu yapar. Artık sahne maskülen kabullerin bedenine sahip bir lezbiyenin deneyimlerini, çelişkilerini ve öykülerini aktarabilecek bir içleyiciliğe kavuşmuştur; stand-up dönüşmediği sürece bu içlemeyi içermeyeceği için Hannah ancak bu dönüştürme ile ortaya çıkabilir olur. Çıktığında ne olur? Stand-up sahnesi yalnızca gülmeyi değil bu gülmeyi var eden tüm yaşamı içerir hale gelir; gülme içinde mikro-kozmozal birikintiyi taşıyan bir boşalma ve dolma süreci oldukça sahne bir kamusal alan olarak yıkılır ve yeni bir kamusal alan olarak kurulur. Seyirci ve Hannah arasındaki ilişki bir tüketim olmayı böylece aşar. Hannah kendisini aşağılamaktan ya da hikayelerini eksik anlatmaktan ibaret geçmişi reddeder ve stand-up’ın da sahnenin de kendisine açılmak zorunda olduğunu ortaya çıkartır. Stand-up çelişkilerle dolu bir gülmeyi taşıyamıyorsa sorunludur, herhangi bir şey gibi kutsallığı daimi kılmıştır ve kutsallığı kılınmış bir şey olarak çözülebilirdir. Hannah da bunu ortaya çıkartır ve pasifleştirilmiş bir deneyim olan sahnede kendisini özne olarak inşa eder. İstismara uğramış, ötekileştirilmiş, yalnızlaştırılmış bedeni bunları dışlamayan bir öykü aktarımı ile sahnede olmaya başlayınca ancak anlatılan onun, seyircinin ve kozmozun hikayesi olur. Sürekli susturulan, yok edilen ve değiştirilen bir öznenin, var oluşun bir sahnede sınırlaştırılması ve baskının bir tür karikatüre değiştirilmesinin kendisine zoraki kabul ettirilmesi neden “dışarı”nın tüm özelliklerini taşır? Neden sahne lezbiyen bir deneyimin acılarını taşımaz? Neden gülüş sonsuz bir karikatürize içerisinde sonuçsuz bir anlatı olmak zorundadır?

Hannah Gadsby’nin Picasso’yu ve diğer tüm sömürücü erkekleri çözerken ortaya çıkarttığı şey bu cevaptır: Picasso kendi olarak var olabilir, Hannah kendi-dışı olarak. Erkekliğin özne olarak kabulünün eleştirisi de böylece verilir. Hannan Gadsby sahnede kendisinin tüm hikayesiyle duracaktır çünkü ancak böylece bir kadının geçmişi yakılmamış olacaktır; vazonun çiçekleri kurtarılmıştır.

Haktan Kalır

Hacettepe Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi almakta; kendi blogunda amatör olarak başladığı film incelemelerini yine bir amatör olarak Cineritüel’de sürdürmekte.

, , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.