Anons (2017): Dikkat Bu Bir Darbedir!

Anons (2017): Dikkat Bu Bir Darbedir!

Yazar Puanı4.5
  • Toplumun aykırılık gösterdiği bir konu, hiçbir kesimin onaylamadığı bir olay olan ama gerçekleşen darbe üzerinden ilerleyen film, ana ve yan konular olarak ikiye ayrılmakta. Bu da siyasi durumu ele alan filmin tamamen siyasetten arındırılıp apolitik yönü göstermesinden ileri gelmektedir. Konu aslında anons yaptırmaktır. Ama bu anons, neden filmde bu kadar apolitik bir duruş olduğunu anlamlandırmaz. 1963 yılında yaşanan başarısız darbe girişiminden yola çıkan film, darbenin, askeriyenin her şeyi yapabileceği olgusunu ortadan kaldırır. Zira sivil hayat hiç de yönettikleri ordular gibi değildir.
Share Button

Kara komedi film, ticari olmaktan çok eleştirel ve düşünsel bir kategoridir. Bu sebeple eleştirel gözlem ve analiz olarak tek tek işlenir. Ciddiyetle örülü bir konu olan darbeyi yaşanan bir kriz üzerinden anlatan Mahmut Fazıl Coşkun’un yeni filmi Anons, türün dinamiklerini başarıyla yerine getirmekte, darbenin yarattığı kara atmosferi, kasveti ve gerilimi güldürü ögeleriyle süslemektedir.

Türkiye tarihinin ilk askeri darbesi 27 Mayıs 1960’ta o dönem Kurmay Albay olan Alparslan Türkeş tarafından okunan bildiri ile radyodan duyuruldu. Çünkü o dönemde televizyon yayınları henüz yoktu. Ajans bilgileri, radyo tiyatroları derken halkın evinde vakit geçiren önemli alet radyolardı. Ve bu tarihi kara olayı da insanlar radyo sayesinde anında duyup öğrendiler. Bu sebeple geniş kitlelere sesini duyurma açısından radyo önemli bir iletişim aracıydı. Radyonun kitleler üzerindeki gücünü görmek açısından tarihteki en güzel örneklerden biri de Orson Welles’in 30 Ekim 1938’te kurucusu olduğu Mercury Tiyatrosu ile yaptığı radyo tiyatrosunun, H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı romanını bir basın bülteni olarak okuması ve tüm Amerika’nın uzaylıların istilasına uğradıklarını sanmasıyla ortalığın karışmasıdır. Bu sebeple darbe duyurusu gibi etkili bir olay, dönemin en güçlü iletişim aracından faydalanarak yapılmıştır.

“Sevgili Vatandaşlar, Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekâta Silahlı Kuvvetlerimiz; partileri içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında, en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır…” (Alpaslan Türkeş’in 27 Mayıs 1960’ta okuduğu darbe bildirgesi)

Türkiye’de yaşayan insanlar 1960 yılında yaşanan darbe olayıyla beraber darbenin ne demek olduğu ile tanıştılar; daha sonra da maalesef bu ülke darbe ve kalkışmalara maruz kaldı. Yaşanan tüm sıkıntılar en çok ekonomiyi etkilemiştir. Ülke, yaşadığı darbe ve muhtıralarda ve sonrasında da yoğun baskılarla mücadele vermiştir. Bu baskılar iç, dış şeklinde ilerlese de ekonomi, eğitim, yaşam kısacası her alanda zorluklarla karşılaşılmasına da sebep olmuştur. Bir de darbe girişimleri vardır: Mahmut Fazıl Coşkun’un konu aldığı gibi bir grup askerin giriştikleri ve anons duvarını aşamadıkları darbe girişimleri gibi.

Toplumun aykırılık gösterdiği bir konu, hiçbir kesimin onaylamadığı bir olay olan ama gerçekleşen darbe üzerinden ilerleyen film, ana ve yan konular olarak ikiye ayrılmakta. Bu da siyasi durumu ele alan filmin tamamen siyasetten arındırılıp apolitik yönü göstermesinden ileri gelmektedir. Konu aslında anons yaptırmaktır. Ama bu anons, neden filmde bu kadar apolitik bir duruş olduğunu anlamlandırmaz. 1963 yılında yaşanan başarısız darbe girişiminden yola çıkan film, darbenin, askeriyenin her şeyi yapabileceği olgusunu ortadan kaldırır. Zira sivil hayat hiç de yönettikleri ordular gibi değildir. Emir komuta sivil hayatta askeriyedeki gibi ilerlemediği için askeriyenin de bu dış dünyaya yabancılaşması söz konusudur. Sivil hayatta basit bir teknolojik alete hükmedememe, sonunda tarihe başarısız darbe girişimi olarak işlenmektedir.

Geleneksel komedi filmlerinde genellikle mevcut zıtlıklar üzerinden bir anlatım tercih edilmiştir. Zıtlıkların (Doğu Batı, modern ve geleneksel vs.) komik bir dille verilmesi çeşitlilik ve zenginlik de yaratmıştır. Anons’ta da zıtlıklara dayanılmıştır ve bu zıtlıkların geçiş noktaları için kara komedi anlatımı tercih edilmiştir. Askeri ve sivil buluşma en büyük zıtlıkken, emir komutadaki askeri ayak sivilin kurallarına uymak zorunda kalmıştır.

Genellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda çekilen filmlere bakıldığında dönemin şartları ve siyasi açıdan yaşananlar sinemayı da etkilemiş ve konular da siyasi ayak üzerinden ilerlemiştir. Genelde dram türünde olan bu filmlerden ayrı bir kulvarda kendini konumlandıran Anons, konusunu anlatım dili ve ele alış biçimindeki farklılığıyla da öne çıkarmaya çabalıyor. Zira bu derece hassas ve ağır bir konuyu –ki topyekûn siyasi duruşu olacak bir konu- suya sabuna dokunmadan kendi olay örgüsü içerisinde anlatıyor. Dönemi anlatan filmlere bakıldığında dram türünde anlatıma, yaşanan teröre, şiddete, örgütsel ayrımlara ve çatışmalara, ideolojik kutuplaşmaya yer verilirken Anons, hicvinin gölgesine kendini bırakıyor.

Böylesine bıçak sırtı bir konuyu Mahmut Fazıl Coşkun ustaca ele alarak ortaya iyi ve başarılı bir film çıkarmıştır. Özellikle filmin sahnelerinin çoğunlukla gecenin karanlığında geçmesine rağmen bunun izleyene sorunsuzca verilmesi, başarılı bir görüntü yönetimi olduğunu da söylemeyi gerektirir. Genel olarak kamera kullanımı da filmin bütünlüğüne uymuş, sabit çekim denenmiş ve belli açıların dışına çıkılmamıştır. Yönetmen olarak Coşkun’un oyuncuları idaresi ve oyuncuların başarısı da filmi tamamlamıştır.

Tabii ki darbeyi ele almak illa siyasi bir duruş sergilemek zorunda olmayı gerektirmez; Coşkun da böyle düşünmüş olacak ki filmde siyasi içerikli söylemlere yer vermemiş. Ancak bu tercihin, filmi belirli kalıplara sıkıştırdığını da söylememiz gerek.

Demet Öztürk

Lise eğitimine başladığından beri Gazetecilik ve Radyo-Televizyon ve Sinema okumaktadır. Doktora eğitimini de bu alanda yapmaya devam etmeyi planlıyor. Çalışma hayatına gazetecilikle başlayıp sinemayı da beraberinde devam ettirmiştir. 8 yıl Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde ve sinema filmlerinde reji asistanı olarak çalıştı. Çektiği kısa metraj filmler pek çok festivalin yarışma bölümünde yer alıp gösterimleri gerçekleştirildi. Bu festivallerden ödülleri de bulunmaktadır. Kendi blogunda yazdığı yazıların ardından kurulduğundan beri Cineritüel’de sinema üzerine yazmaya devam etmektedir. Uzmanlık alanı Türkiye Sineması olup, absürtlük ve komedi favori dallarıdır.

, , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.