Mutluluğun Peşinde: Hollywood’un Yeniden Evlilik Komedisi

Mutluluğun Peşinde: Hollywood’un Yeniden Evlilik Komedisi

Share Button

Konuk Yazar: Onur Atmacaoğlu

Stanley Cavell, Mutluluğun Peşinde: Hollywood’un Yeniden Evlilik Komedisi kitabında sesin sinemaya dahil olmasıyla birlikte dönemin filmlerinin bir dönüşüm yaşadığını, artık komedi filmlerinin eski komedilere göre farklılıklar taşıdığını iddia eder. Yazara göre eski ve yeni komedi filmleri kadın/erkek temsilleri açısından büyük farklılıklar göstermektedir ve bu farklılıklar yeni bir kategori altında değerlendirilmelidir.

Yazar, sözlü Hollywood filmleri içerisinde bazı filmlerin “yeniden evlilik komedisi” şeklinde adlandırdığı özel bir tür oluşturduğunu savunur. Bu gruba giren filmlerin sinemada sesin kullanılmaya başlanmasının ardından Hollywood komedilerinin ana grubunu oluşturduğunu, dolayısıyla sinema tarihinde önemli bir başarı yakaladıklarını düşünür. Kitap boyunca bu düşüncenin izlerini seçtiği yedi filmde arar: The Lady Eve (Preston Sturges, 1941), It Happened One Night (Frank Capra, 1934), Bringing Up Baby (Howard Hawks, 1938) The Philadelphia Story (George Cukor, 1940), His Girl Friday (Howard Hawks 1940), Adam’s Rib (George Cukor, 1949), The Awful Truth (Leo McCarey, 1937).

Amerikalı yazar, eleştirmen Northrop Frye’ın Komedi Üzerine Düşünceler kitabından esinlendiğinin sıkça vurgusunu yapan Cavell, Freud’un “Bir şeyi bulmak onu yeniden bulmaktır,” sözünden hareketle bu filmleri sevginin kaybedilmesi ve yeniden kazanılması açısından ele alır.

Giriş: Diyalog Sözcükleri

Cavell, yeniden evlilik komedileri türünün eski ve yeni komedilerden farkını şöyle açıklar: “Yeniden evlilik komedileri dediğim tür, kadın kahramana vurgusundan dolayı Yeni’den çok Eski Komedi’ye yakın ancak ikisinden de büyük ölçüde farklı. Esasen ikisinin de önemli bir özelliğini ihlal ediyor zira kadın kahraman evli; hikayenin amacı da merkezdeki çifti bir araya getirmek değil, yeniden bir araya getirmek, bir kez daha bir araya getirmek.”

Tür içerisindeki filmlerde karakterlerin evlilikleri bir şekilde boşanma tehdidi altına girer ve tekrar bir araya gelmeyle sonuçlanır. Otuzlu yılların Hollywood filmleri, Büyük Buhranın da etkisiyle genelde ekonomik açıdan kaygıları olmayan belirli tip insanları anlatır. Filmlerde hep şatafatlı hayatlar, lüks evler konu edinilir. Yazar, yeniden evlilik komedisi türüne ait filmleri diğer filmlerden ayıran en büyük özelliğin, bu filmlerde yeni bir kadının yaratılmaya çalışılması olduğunu söyler. Böylelikle insanın da yeniden yaratılmasının zorunlu kılındığını iddia eder.

1848’de Seneca Falls Konvansiyonuyla başlayan ve 1920’de oy verme hakkını elde eden feminist hareket, geçen on senenin ardından Büyük Buhran, savaş, Siyah Hakları Hareketi gibi olaylar sonucu sessizliğe bürünmüş gibi gözükür. Yazar bu sessizliğin, yeniden evlilik komedisi sayesinde bozulduğunu iddia etmektedir. Filmlerdeki kadın karakterler genelde başına buyruk ve özgürlüğünün peşinde olan kadınlardır, hepsi de belli bir yaşın üstündedir. Bunun sebebi, aslında onların 1800’lü yılların sonlarında feminist hareketin yükselmesini sağlayan kadın aktivistlerin çocuklarını temsil etmeleridir.

Eksiler ve Artılar (The Lady Eve – Kadının Fendi)

Cavell’in kitaba The Lady Eve ile başlamayı tercih etmesinin sebebi, belirlediği hedeflerin bu filmde birer eskiz halinde bulunmasıdır. Hem filmin adından hem de başındaki çizgi animasyondan anlaşıldığı üzere Sturges bize cennetten kovulma hikayesinin komik bir versiyonunu sunar. Hikayedeki bu çizgi, filmin kadın kahramanının genç adamın dikkatini çekmek için başına bir elma atmasıyla ve daha sonra adamın yılan ile kadının rüyaları arasında mahrem bir düşmanlığın baş göstermesiyle kaldığı yerden devam eder (Cavell, 2010:67). Filmin kadın karakteri Jean dolandırıcı bir kadındır, erkek karakter Charles ise zengin ve oldukça saf birisidir. İki karakterin yolları bir gemi yolculuğunda kesişir. Jean onu dolandırmak için bir plan yapsa da sonra birbirlerine âşık olurlar ve evlenmeye karar verirler. Fakat Charles’ın, Jean’in bir dolandırıcı olduğu gerçeğini anlamasıyla ikilinin yolları ayrılır. Daha sonra Jean, Charles’ın karşısına Leydi Eve olarak çıkar. Jean kendini Eve üzerinden tekrar yaratır. Yeniden evlilik komedilerinin birçoğunda olduğu gibi bu filmde de kadın karakterin annesi bulunmamaktadır. Mitsel açıdan annenin yokluğu, kadın yaratmanın erkeklerin işi olduğu düşüncesini devam ettirir; paradoksal bir biçimde, yeni kadının, eşit kadının yaratılması söz konusu olduğunda bile aynı durum geçerlidir. Bu durumda tıpkı Rönesans’ın yeni adamı gibi yeni kadın diye bir şey olduğunu ve olacağını, ancak bu kadının nereden geleceğini kimsenin bilmediğini söyleyebiliriz (79).

Kendini Eve olarak yeniden yaratan Jean, Charles ile tekrar bir aşk yaşamaya başlar ama bu sefer Charles gerçekten dolandırılmaktadır. Evlendikleri gece trende balayına giderlerken Charles’ı kıskançlık krizine sokan Jean, Charles’ın dayanamayarak trenden inerken çamura düşmesini gülerek izler.

Yazar bu film okumasında daha çok erkek temsilinin, kadına dair görüşleri üzerinden onu şekillendirmek istemesini ele alır. Filmde ise kadın, erkeğe bir oyun oynayarak onun gerçeklik algısını alt üst etmektedir. Filmin sonunda ve film boyunca sıkça tekrarlanan söz, film için güzel bir özet niteliğindedir: “Kesinlikle aynı kadın.”

İhlal Olarak Bilgi (It Happened One Night – Bir Gecede Oldu)

Stanley Cavell, filmin sınırlılık kavramına getirdiği görüşler üzerinde durur. Evlilik kurumunun toplumu nasıl dizayn ettiğini film üzerinden ifade eder. Sınırlılık, filmde kadın ve erkeğin arasına yerleşen bir battaniyeyle de ifade edilir. Kadın karakter battaniyeyle hiçbir şeyin hallolmayacağını savunurken fikri bulan erkek bunun gerekli olduğu görüşündedir. Bu battaniye aynı zamanda fantezi alanını da açmaktadır. Battaniye görüntüyü bloke etmektedir fakat karakterlerin hayal gücünü de harekete geçmeye zorlamaktadır. Dönemin sansür politikaları göz önüne alındığında, bu oldukça akıllıca bir çözüm ve göndermedir. Sansür aslında ters işlemekte, normal olanı insanın fantezi alanı sebebiyle daha da erotik hale getirmektedir.

Connecticut’ta Leoparlar (Bringing Up Baby – Tehlikeli Bebek)

Cavell incelediği filmlerde esas erkek ve esas kadının ne yaptıklarındansa It Happened One Night’taki gibi bunu birlikte yapmalarının önemi üzerinde durur. Bu birlikteliğin en güzel örneği olarak Bringing Up Baby’i verir. Film, ertesi gün evlenecek olan erkek karakter ve tesadüf eseri tanıştığı kadın karakterin diyaloglarını, bir manada birlikte büyümelerini konu edinir. Bir bronzotor iskeletini inşa eden Profesör David’in ertesi gün evleneceğini öğreniriz. O gün müzeye bağışta bulunması için Bay Peabody ile buluşacaktır. Golf sahasında gerçekleştirdikleri buluşmaya davetsiz bir misafir olarak Susan da katılır. Susan yanlışlıkla kendi arabası yerine David’in arabasına biner ve birlikte uzaklaşırlar. Cavell bu filmde evliliğin geçerliliği ve evlilik bağının hakikiliği konuları üzerinde durur. Tür genelinde ortaya koyduğu üzere evliliğin geçerliliği tekrara ve yeniden evlenmeye istekli olmaya bağlıdır. Yani aslında sadece, zaten evli olanlar tekrar evlenebilir. Bringing Up Baby bu yapının bütün özelliklerini taşır. Film içerisinde sürekli yinelemelere başvurulur; iki kaçırma olayı, iki golf topu, iki üstü açık araba, iki çanta, iki kemik ve Connecticut’ta iki leoparın bulunduğunun keşfedilmesi.

Önemin Önemi (The Philadelphia Story – Philadelphia Hikayesi)

Yazar bir önceki incelemede vurguladığı “birlikte büyüme” olgusundan yola çıkarak The Philadelphia Story filmine geçiş yapar. Film, varlıklı bir karı koca olan Dexter ve Tracy’nin ayrılmasıyla başlar. Aradan iki yıl geçer ve Tracy yeni bir evliliğe hazırlanır. Dexter ise bu evlilik hikayesini bir gazeteye pazarlamaya karar verir. Gazeteci Mike’ın da olaya dahil olmasıyla film ilginç bir boyut kazanır.

Bu filmde diğer filmlerin aksine kadın karakterin annesi de yer alır. Fakat anne karakterinin namevcudiyeti yine baba üzerinden sağlanır. Tracy ilk etapta aile reisi olarak göze çarpsa da daha sonra baba karakteri devreye girer, Tracy’nin aile üzerindeki hakimiyeti sarsılır. Baba karakteri diğer filmlerin aksine bu filmde oldukça sert bir mizaca sahiptir, sürekli kızını eleştirir ve yerden yere vurur.

The Philadephia Story’nin anlatısında kimliğe yapılan vurgu kadın kahramanın taş ya da bronzdan yapılmış bir tanrıça heykeli mi yoksa kanlı canlı bir kadın mı olduğu sorusuyla ortaya çıkar (183). Filmde sürekli olarak Tracy’nin fiziksel mevcudiyeti gözler önüne serilir: Havuza yaptığı dalış, Mike’ın havuzdan onu taşıyarak çıkarması. Bu sahnenin devamında Dexter’ın endişelenerek “Yaralı mı?” diye sorması ve Tracy’nin “Yaralı değil efendim ama öldü,” diye cevap vermesi, kadın kimliğinin yeniden yaratımına güzel bir örnek teşkil eder. Bu film de ayrılan çiftin tekrar evlenmesiyle sonuçlanır ve bu son bir gazete fotoğrafına dönüşerek “Philadelphia Hikayesi” başlığı altında yayımlanır. Cavell, tür genelindeki gazete olgusu için de ayrı bir parantez açar. Yeniden evlilik türünün en belirgin ortak noktalarından biri de gazete haberlerinin her zaman önemli rol oynamasıdır. Filmlerde genellikle karakterler haberleri gazeteden alır ve gazetede olduğu şekliyle kabul eder.

Sahte Mutluluk (His Girl Friday – Cuma Kızı)

His Girl Friday filmiyle yazar direkt olarak bizleri gazetecilik mesleğinin içine davet eder. Eski bir gazeteci olan Hildy, meslektaşı ve aynı zamanda eski kocası olan Walter’ı evleneceği haberini vermek üzere ziyaret eder. Hildy’nin böyle bir şey yapması Walter’ın da fark ettiği gibi gerçekten gariptir. Hildy sanki kurtarılmayı beklemektedir. Walter bunu söylediğinde, Hildy tabii ki şiddetle reddeder ama artık çok geçtir çünkü Walter olacakların farkına varmıştır.

Filmde, kadının toplum tarafından uygun görülen ev kadını rolünü üstlenmesi mi yoksa istediği mesleği icra etmesi mi gerektiği soruları ortaya atılır. Hildy’nin iş üstündeyken takındığı tavır yeni nişanlısıyla takındığı tavırdan tamamıyla farklıdır. Ev kadını rolünde oturaklı bir hanımefendiyken diğerinde yırtıcı bir kadına dönüşür. Hikaye, Hildy’nin kendi kimliğini yeniden bulmasını konu edinir aslında. Fakat burada küçük bir detay vardır. Hildy’i bu kimliğe sürükleyen de bir erkek, eski kocası Walter’dır. Yine burada kadın kimliğinin erkek tarafından oluşturulmasıyla karşı karşıyayızdır. Yine de Walter’ın yaptığı onun kimliğini başkalaştırmak değil sadece gerçek kimliğini ona anımsatmaktır. Dönüşüm geçirecek ve yeniden doğacak olan kişi Hildy’dir. Hildy kendini yeniden bulmaktadır. “Bir şeyi bulmak onu yeniden bulmaktır.”

Evlilik Mahkemesi (Adam’s Rib – Adem’in Kaburgası)

Cavell bu filmde toplumun bütünlüğünün ailenin bütünlüğüne bağlı olup olmadığı üzerinde durur. Film bir kadının, kocasını kendisini aldatırken yakalaması ve tabancayla vurmasıyla başlar. Bir sonraki sahnede bu hikayeyi esas ailemiz gazete sayfasından öğrenir. İkisi de avukat olan Adam ve Amanda hikaye üzerinde bir tartışma başlatır. Amanda, erkeğin bunu hak ettiğini savunur fakat Adam, kadının kanunları çiğnediğini söyler. Çift arasındaki gerilim Adam’ın erkek tarafının savunmasını üstlenmeyi kabul etmesiyle daha da artar. Bunun üzerine Amanda da kadının savunmasını üstlenir.

Amanda’nın meslek sahibi bir kadın olarak dünyadan henüz elde edemediği bir isteği vardır: Bütün dünyanın Amanda’nın kendi evinde, mahremiyette ve yetkide erkekle eşit olduğunu bilmesi. Bu yüzden Amanda içeriyi ve dışarıyı, yani evliliğini ve dünyayı mahkeme salonunda bir araya getirir (259). Film Amanda’nın kadınların zeka, başarı, sorumluluk açısından erkeklerle eşit olduğunu ortaya koyduğu feminist bir manifestoya dönüşür. Çiftin çekişmesinde Adam, özel olanın özel olarak kalmasına yönelik çaba gösterirken Amanda, özel olanı aleni hale getirmeye çabalar. Adam, mahkeme boyunca çocukça bir tavır takınır fakat Amanda tüm ciddiyetiyle onu bozguna uğratmayı başarır. Günün kazananı Amanda’dır, özel meselesini kamuya açmıştır. Adam ise geceyi kazanarak kamusal meselesini özele dönüştürmüştür (284).

Diğer altı film 1934-1941 tarihleri arasında yapılmışken bu film 1949 senesine aittir ve başlıca yeniden evlilik komedilerinin sonuncusudur. Tarafların eşitsizliği, daha geniş aile yapıları tarafından denetlenmeyen evliliklerin can sıkıcılığı, on beş sene öncesinin It Happened One Night’ındaki gibi bir şaka değildir artık. Toplumun kapısına gelip dayanmıştır (295).

Aynı ve Farklı (The Awful Truth – Korkunç Gerçek)

Leo McCarey’nin filmi, söz konusu tür içinde boşanma konusunun ve Connecticut’taki mekanın değişmediği tek örnektir. Yeniden evlilik komedisi türünden ne anladığımızı düşünürsek, bu bir kadını türü meydana getiren güçlerin içine çekmeyi bilmek, dolayısıyla da bir kadın bulmak ve kadında bu nitelikleri bulmak anlamına gelir (303).

Filmin girişinde ana karakterlerimizden Jerry bir solaryumda hafta sonu kaçamağının karısı tarafından anlaşılmaması için bronzlaşmaktadır. Eve döndüğünde karısını bulamaz. Bir süre sonra karısı Lucy, şan hocası Armand ile birlikte gece elbisesiyle çıkagelir. Arabaları bozulduğu için geceyi birlikte geçirmek zorunda kalmışlardır. Aslında yalan söyleyen Jerry’dir fakat evliliğin bozulmasına yol açan şey Lucy’nin doğruyu söylemesi olmuştur. Bu ironik durum neticesinde tür için gerekli olan her şey tamamlanmış olur.

The Awful Truth esas çiftin evliliğinin mahkemeye taşındığı başlıca tek yeniden evlilik komedisi türü örneğidir. Bu mahkeme sahnesinin amacı, köpeği, evlilikten doğan bir çocukmuş gibi dramatize etmektir. Yazar, evliliklerin üzerine inşa edildiği çocuk olgusuna dikkat çeker. Tür genelinde de dikkat çeken en önemli ortak noktalardan biri çiftlerin hiçbirinin çocuk yapmamış olmasıdır. Bu, bir nevi çocuğun evliliği öldürmesi olarak da okunabilir.

Boşanma işlemlerinin başlamasının ardından Jerry hala o gece Armand ile Lucy’nin bir şey yaşayıp yaşamadığını öğrenmeye çalışır ve süreç içerisinde kendini komik durumlara düşürür. Sonrasında yolları ayrılan çift, yine bir gazete haberi sayesinde birbirinden haberdar olur. Jerry’nin evlenmek üzere olduğunu gazeteden öğrenen Lucy, boşanma sürecinin son gününde ona veda etmek için yanına gider. Jerry ve Lucy’nin buluşmaları sırasında telefon çalar, arayan Jerry’nin yeni sevgilisidir. Telefonu Lucy açar ve kendini Jerry’nin kız kardeşi olarak tanıtır. O gece Lucy rolünü sürdürür. Hafifmeşrep bir kızı başarıyla canlandıran Lucy, Jerry’i bir kere daha elde etmeyi başarır. Bu kız kardeş rolü esnasında Lucy, kendini yeniden yaratır; başka bir deyişle kendini Jerry’nin kafasındaki imgeye göre yaratır, ama Jerry kafasında böyle bir imge olduğunun ya da olabileceğinin farkında değildir (334).

“Nietzsche’nin çocuk olma ve intikamın üstesinden gelme görüsü, zamana dair yeni bir görüye ulaşmaya, daha doğrusu zaman karşısında yeni bir duruş sergilemeyi başarmaya, Bengi Dönüş’ü kabul etmeye bağlıdır. İşte burada, Korkunç Gerçek’in son karesinde, çocuğu andıran iki figürün zamanı yeniden mesken tutmak için bir saat eve, bir zaman yuvasına döndüğünü ve var olduğu sürece de döneceğini görürüz. Friedrich Nietzsche ve Leo McCarey arasında kurduğum bu bağlantı nasıl olur da rastlantı olamaz? Veya nasıl olur da rastlantı olur?” (Cavell, 336).

Cineritüel’e yazıları ile katkıda bulunan konuk yazarlarımızın ortak hesabıdır.

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.