!f Bağımsız Filmler Festivali / Ankara Günleri – 1

!f Bağımsız Filmler Festivali / Ankara Günleri – 1

Share Button

!f Bağımsız Filmler Festivali’nin İstanbul ayağının ardından festival yolculuğuna 1-4 Mart tarihleri arasında Ankara ve İzmir’de devam ediyor. Festivalin Ankara kısmını yazarımız Haktan Kalır takip ediyor.

1- A Ciambra / Yön: Jonas Carpignano

Jonas Carpignano’nun “Selfish Giant”ı A Ciambra, Pio’nun hikâyesini izlerken yüzyılların sonunda gelinmiş bir hikâyeyi izliyor. Koca koca vadilerin sonsuz göçebeliğinin özgürlüğünden kente, evlere sıkışmış insanoğulları tutuklu kalmıştır. İnsanoğlu yine kahvaltısında bir bardak suyuna bir limon sıkıyordur ama bu ritüeli bir başka ritüelin, tutsak olmanın içerisine sıkışmıştır. Bu sıkışma filmin başındaki nehrin ardındaki evde başlayagelmiştir. İlk evden son eve kadar tutsaklık varoluşun bu yerleşik halindedir. Carpignano’nun senaryosunda kimi zaman kolaya kaçtığı ama bir yönetmenlik başarısı kurarak düzenli, ne anlattığı bilen filmi bir büyüyüş hikâyesi olduğu kadar da bir yol hikâyesi. Carpignano modern göçebeler olan mültecilerin yaşadığı kimliksizlik ile suçluluk arasındaki örüntüyü bir suç bağlamında incelemektense bir tür işçilik, etik işçiliği bağlamına çekerek filmi bayağılıktan kurtarıyor. Başından sonuna kadar keyifle izlediğim, bir yönetmenin ikinci uzun metrajı için yeterince başarılı bulduğum film, benim için !f’e çok güzel bir başlangıç oldu. Carpignano, hiç kimsenin sahibi olmadığı bu dünyada dünyanın iyice ötelediği tüm ötekilere ve onların örüntülerindeki yaşama değindikçe sineması belki de tüm Avrupa sinemasının ortasında dolanan bir at’a dönüşecektir.

2- The Distant Barking of Dogs (Uzakta Havlayan Köpekler)  / Yön: Simon Lereng Wilmont

Sımon Lereng Wilmönt’ün belgesel-filmi Uzakta Havlayan Köpekler bir işgalin altında kalan yaşamı anlatıyor. Bu yaşam göç etmeyi reddetmiş bir yaşam şekli. Oleg, savaşın sesi karşısında bir kurbağayı silahla öldürecek bir düşünmeme haline erişecek kadar savaşın, şiddetin içinde ilerlerken aynı zamanda büyükannesi Alexandra’nın sonsuz ilgisi ise de farklılaşıyor. Alexandra’nın tüm hareketleri ise dostum İkra Bengisu Çelik ile film sonunda yaptığım sohbette emin olduğum üzere tıpkı göç etmeyişindeki ısrar gibi “kalabilmek” ile ilintili. Alexandra, Oleg ile Yorick ile konuşurken, onlara ağlarken ve onlarla uzun süre geçirmek isterken hem onları yaşatmak hem de kendi yaşamak ister. Alexandra, iki çocuk onunla olduğu sürece vardır. Lakin belgesel-filmin belki de en büyük sorunu belgesel-film oluşunda saklı. Film boyunca hem seçilmiş estetik hem de kurgu melezliğini aşamayıp, çözülmemiş bir anlatım şekli yaratıyor. Bu anlatım şekli olayların ve oluşların izleyiciye aktarılamamasına sebep oluyor ve hiçbir sahne filmin sonunda -bu sefer doğrudan Alexandra tarafından çekilmiş- Yorick’in korku dolu gülüşü kadar sadeleşmiyor, özleşmiyor. Uzakta Havlayan Köpekler kendi sınırları içerisine hapsolmuş ama yine de yabancılaşmış bir şimdiyi aktaran bir belgesel-film.

3- Last Flag Flying (Son Kahraman) / Yön: Richard Linklater

Richard Linklater’ın Last Flag Flying’i benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Linklater’ın özellikle Before üçlemesi ve Boyhood ile sinemasını zamanın ve dönüşümün büyük izleği haline çevirmesi ile sinemada biricik bir yere doğru yönelmesine rağmen son filminin böyle olması şaşırtıcı. LFL, Vietnam ve Irak savaşlarının ardındaki o derin epik dramayı lirikleştirirken buna çelişkileri, sorunları ve bunalımları yer yer güldürü ile doldurmaya ve bu sayede artık bayağılaşmış Amerikan şehitliğine yeni bir bakış getirmek isterken bunu kaldıramamış bir film. Üç karakterin bağlantısı, bağlantılarının ortaya çıkışı ve karakterlerin dönüşümü Linklater’a yakışmayacak bir basitlikte ve hoyratlıkta anlatılırken epikliğin karşısındaki bu ilginç yol hikâyesi de geri planda, kötü işlenmiş halde bırakılınca ortaya çıkan şey tuhaf, eksik ve sorunlu bir yol-dram filmi olmuş. Linklater’ın artık antipatiyi de aşmış olan Amerika’nın işgalleri ardından sorunlarla boğuşan askerleri nasıl işleyeceğini merak ederken bir hayli hüsrana uğradım. Last Flag Fyling, Linklater’ın en zayıf filmi.

Haktan Kalır

Hacettepe Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi almakta; kendi blogunda amatör olarak başladığı film incelemelerini yine bir amatör olarak Cineritüel’de sürdürmekte.

, , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.