The Shape of Water (2017): Geçmiş Ne İle Yaşar?

The Shape of Water (2017): Geçmiş Ne İle Yaşar?

Yazar Puanı4
  • Bu dünyada beyaz erkek yöneticiler cinsiyetçi, faşist ve paranoyak olabiliyorlar; Amerikan sineması için nadir bulunan bir şey, tüm dünya sinemasının dönem filmleri için ise neredeyse hiç bulunmayan bir durum. Dönem filmleri, birer yeniden tarih yazımı aletleridir. Disney’in prens-prenses filmlerinde, The Beauty and the Beast'in Fransız devriminin hemen öncesinde soylular ile köylüler arasındaki huzuru, Pocahontas’ın Amerikan katliamını yeniden ve ABD’ce yazışı bunun çok belirgin olduğu örneklerdir.
Share Button

Now You See It kanalı “How to Break the Fourth Wall” videosunda 20. yüzyıl Western sinemasının zenofobyadan, faşizmden ve diğer tüm kötücül ideolojilerden arınmış tasvirinin nasıl da iki yüzlü bir dünya olduğunu söyler. Videoya göre Mel Brooks bir Western komedisinde dördüncü duvarı yıkarak aslında tarihin ve dolayısıyla dönemin dramatize edilmiş halini de yıkar. Brooks, filmin kendi halindeki varlığını yıktığında illüzyonu da yıkmış olur.

Guillermo del Toro’nun tüm dünyada yankı uyandıran son filmi The Shape of Water (Suyun Sesi), bir oyuncuyu filmin farkındalığına taşımak yerine izleyiciyi o dünyanın farkındalığına taşıyan haliyle bir dördüncü duvar yıkılışına sahip. Bu dünyada beyaz erkek yöneticiler cinsiyetçi, faşist ve paranoyak olabiliyorlar; Amerikan sineması için nadir bulunan bir şey, tüm dünya sinemasının dönem filmleri için ise neredeyse hiç bulunmayan bir durum. Dönem filmleri, birer yeniden tarih yazımı aletleridir. Disney’in prens-prenses filmlerinde, The Beauty and the Beast’in Fransız devriminin hemen öncesinde soylular ile köylüler arasındaki huzuru, Pocahontas’ın Amerikan katliamını yeniden ve ABD’ce yazışı bunun çok belirgin olduğu örneklerdir. Western sineması, 80ler dönemine bir anda dönüş yapan özellikle Netflix menşeli dizi ve filmler, Cem Yılmaz’ın son filmi ve benzeri filmlerin tamamı birer tarihi ideolojisizleştirme araçları olarak ya apolitik ya da doğrudan devletçi bir yeniden tarih yazımını seçerler.  Bazen de NO, 300, Spartacus gibi film ve diziler tarihi yalnızca bir yönünden alarak toplumsal hareketleri boyutsuzlaştırmayı seçer. Bunların her biri yeni bir tarih inşa eder. Bu tarihte devrim, halk örgütlenmeleri, öteki, bağımsız cinsellik vb. herhangi bir devlet dışı unsur yoktur. Bunların yanı sıra gündelik hayatın iktidarca zulmü, normlaşan faşizm, baskın olanın kötücüllüğü de nostaljide dışlanmıştır. Ancak temelsiz, boyutsuz bir halde birey vardır. Her bir film dünyanın ayrı bir fotoğrafını çeker durur ve bu fotoğraflar dünyayı yeniden var eder. Tarkovski’nin Nostaljisinin ünlü konuşmasının aksine bireylerin içinde ataları konuşmaz bunun yerine bireylerde konuşan şey değiştirilmiş, yazılmış tarihtir; şimdiyi olumlayan hâliyle tarih.

İşte, Guillermo del Toro’nun sağır bir karakter üzerine senaryo yazarak yıkmaya başladığı şeyin değeri budur. Toplumda sağırlar da vardır. Elisa’nın Giles’i durdurmak için bağıramadığı ve duvara eliyle sertçe vurduğu sahne iletişimin nasıl da sözsüz, özgün ve yalın var olabildiğini anlatırken, amfibi canlı olmanın insanca bir başka halinin de var olduğunu gösterir. Elisa da, amfibi canlı da zenofobyanın ötekileridir. Her ikisi de faşizmin ve devletin olağanüstü hallerde katlettiği, denetlediği ve ötekileştiği iki şeydir: Bedende sorun ve beden olarak sorun. Onları ötekileştiren ise kapitalizmin çok daha ötesinde doğrudan doğruya devlettir.

Geçmişin Şekli

Kapitalist ABD de Stalinist SSCB de bireyi parçalayan, ezen ve yabancılaştıran birer makineye dönüşmüşken her ikisi de bireyi kendi varoluşlarında istemezler. Her ikisi de ya emeğin ya da varlığın sömürülmesini şart koşar. Kapitalizm, Gilles’i kar getirmediği için eler; Stalinizm, Hoffstetler’i araçsallaşmadığı için yok eder. Her iki kurumda da var olan devlet, birer öteki olan kadın, sağır, sakat, öteki, insan-dışıyı zenofobik bir şekilde kullanmaya yahut yok etmeye yönelir. The Shape of Water ise kimi karakterleri homofobik, faşist, cinsiyetçi ve bencil göstererek nostaljinin devletçi duvarını yıkıyor, devletin ötekiye yaptığını seçmemeyi seçiyor, senaryosunu takip ediyor; bir yandan da bir kadını mastürbasyon yaparken tasvir ederek neredeyse her filmin kaçtığı, kadının kendi halindeki cinsel varlığını gösteriyor. Film boyunca Elisa ile amfibi arasındaki ilişki yalnızca seksüel bir ilişki değil ezilenlerin birbirlerinde bulduğu yaşama dönüşüyor. Ötekiler, kendi hallerindeki varoluşlarını birbirlerinde bularak var olabilir ki Elisa bunu yapmayı başta reddediyor. Elisa’nın bu ilişkiyi bencilce kullanması da onu ölümüne kadar götürüyor çünkü amfibiyi bir insan, bir “adam” yapmaya çalışması, bu sevdayı önleyen bir şey. Elisa’nın, amfibiyi araçsallaştığı sürece yarattığı şey bir tüketimden farksız. Banyosunda kurduğu okyanus düzeni de masasında kurduğu erkek insan kadar çarpık bir çözümdür, ne yaparsa yapsın amfibiyi var olduğu yerden uzak tutarak bir tüketimin içerisindedir. Bu tüketim ise ancak Elisa’nın ölümünde son bulur, sakatlığı da bu ölümle bir nefes kanalına dönüşür. Yöneticisinin gözünde bir fetişizm olan sakatlığı, amfibinin gözünde yaşam pınarı haline gelir. Elisa’yı vuran polis-yönetici Elisa’nın yalnızca dünya üzerindeki varlığını öldürür. Elisa’nın yani bir sakat olarak kadının yeryüzünde yeri bu faşist, cinsiyetçi dünyada yoktur. Del Toro, “suyun şekli”ni belirlerken geçmişi, tarihi belirlediği kadar olması gereken dünyayı da böylece belirler: Suyun şekli, dünyanın olması gerektiği halidir.

Dünya varoluşu şekillendirmemeli, tam aksine onca olmalıdır, ona uyum sağlamalıdır. Tüm devletlerin, iktidarların ve en önde faşizmin direttiği her şeyin dışındadır bu; her şeye yer vardır. Elisa yeryüzünde ölür ama yeraltında yaşamaya devam edecektir. Ölü olan şey, özünde yeryüzüdür.

, , , , , , , , , , , , , , ,

4 comments

  1. Yasin

    Filmi henüz izlemediğim için bir kısmını okudum yazının. Ama o bir kısım filmi izleme konusunda inanılmaz merak uyandırdı bende. Filmi izleyip bir de öyle okuyacagım bu yazıyı ve gorusumu sizinle paylasacagım. Saygılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.