Sofra Sırları (2018): Yemekte Ne Var?

Sofra Sırları (2018): Yemekte Ne Var?

Yazar Puanı4.5
  • Sofra Sırları'ndaki ataerkil yapı, kadının yalnız olması, ekonomik gücün erkekte olması detaylarıyla da veriliyor. Kocasından başka hayatta kimsesi olmayan Neslihan'ın, aileden ve ekonomik özgürlükten yoksun bir kadın oluşu, günümüz kadınlarının hikayesine oldukça benziyor. Sosyal ve ekonomik yaşamda hal böyleyken, psikolojik şiddet de had safhada. Fiziksel şiddete yer verilmese de, filmi gerçek hayata indirgeyerek izlediğimizde Neslihan konumundaki kadınların çoğu fiziksel şiddete maruz kalıyor, hatta cinayete kurban gidiyorlar. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayınladığı 2017 raporuna göre, kadın cinayetleri sayısı bir önceki yıla göre yüzde 25 artarak 409 oldu. 2013’te 237, 2014’de 294, 2015’te 303, 2016’da 328 kadın cinayeti işlendi.
Share Button

Ümit Ünal, kocası ile sorunlar yaşayan Neslihan’ın hikayesini anlattığı Sofra Sırları filminde, izleyiciye zeki bir kara komedi örneği sunuyor. Filmde, hayatını kocasına adamış Neslihan’ın sıradan görünen yaşantısındaki sıra dışı olaylar anlatılıyor. Filmdeki ölüm, acı, keder gibi kavramlar, hiciv yoluyla yapılan anlatım biçimiyle güldürü amaçlanarak kullanılıyor. Komedinin alt türü olarak var olan kara komedi, alay ve kinayeyi içinde barındırarak izleyicisine salt güldürü sunar. Kara komedi öğeleri arasında yer alan “gülerim ağlanacak halime” ilkesini benimseyen filmde izleyiciye, temposu hiç düşmeyen, kararında bir anlatım sunuluyor.

Film, kültürümüzün önemli bir parçası olan gülme kavramını acı kavramıyla iç içe işliyor. Umudu tamamen yok eden ve eleştirel gözle bakmamızın önünü açan filmde, modern insanın trajik hayat öykülerinden alıntılar da yapılmış. Normatif açıdan ilerlemesi gereken olaylar, kimi zaman absürt, çoğunlukla farklılıklarından kaynaklı gülme öğeleri barındırıyor. Kara komedi filmlerine baktığımızda genelde kadınlara ya hiç yer verilmediği ya da film içerisinde erkek karakterlerin destekleyicisi konumunda, yan rollerde yer aldıkları görülür. Kadın karakterler ağırlıkla komedi ve romantik komedi içerisinde yer bulurlar. Ümit Ünal ise bu kara komedide bir kadın karakteri başrol yapıyor. Neslihan rolü adeta Demet Evgar için oluşturulmuş gibi, oyuncu rolün hakkını başarılı bir şekilde veriyor. (Son vizyon filmlerinden olan Aile Arasında (2018) filmi de Evgar’ın komedideki başarı çıtasının yüksek olduğunu kanıtlamıştı).

Filmde, Ünal kadın karakterlerine kültürel normlardan yola çıkarak rol biçiyor. Anadolu’nun bir kasabasında geçen hikayede ataerkil yapının hakimiyeti sunulurken, kadınların bu yapıyla düşünme yetilerine ket vurulan robotlara dönüştüğü söylemine de varılıyor. Tam bir umutsuz ev kadını olan Neslihan, gerçek hayatta kıramadığı kabuğunu ve düşüncelerini hayal dünyasında yaşatarak var olmaya çalışıyor. Neslihan’ın hayalleri izleyiciye, Neslihan hakkında bilgi veriyor. Hayal dünyasıyla gerçeğin örtüştüğü nokta ise kara komediye enfes bir geçiş olarak adlandırılabilir. Neslihan’ın hayalleri birer ironi, gerçekler ise çok daha acımasız. Acımasız gerçekler içerisinde genel olarak kadınların bir erkeğe muhtaç olma güdümü yer alıyor. Erkekler, kadınların muhtaç hissetmeleriyle kadınları ellerinde kukla gibi oynatıp, duygularından bihaber, onlara adeta bir kum torbasına yüklenir gibi yükleniyorlar. Bu noktada erkeklerle alakalı olarak başka bir konu da gündeme geliyor; madem kadın aciz duruşundan ve çaresizliğinden ayrılamıyor, peki erkekler neden bu kadar istemedikleri kadınlarla bir arada yaşamayı tercih ediyorlar?

Kadın, erkek ve evlilik üçgeni içerisinde önemli noktaların altını çizen Sofra Sırları, başarılı bir kadın filmi aynı zamanda. Kadınların zaman içerisinde ne kadar kindar olabileceklerini de gözler önüne seriyor. Ruhu emilmiş, hayattaki tek dayanağı ve en iyi yaptığı iş yemek yapmak olan bir kadının zaman içerisinde nasıl bir hale geldiğini gösteriyor.

Kadın ve Şiddet

Sofra Sırları‘ndaki ataerkil yapı, kadının yalnız olması, ekonomik gücün erkekte olması detaylarıyla da veriliyor. Kocasından başka hayatta kimsesi olmayan Neslihan’ın, aileden ve ekonomik özgürlükten yoksun bir kadın oluşu, günümüz kadınlarının hikayesine oldukça benziyor. Sosyal ve ekonomik yaşamda hal böyleyken, psikolojik şiddet de had safhada. Fiziksel şiddete yer verilmese de, filmi gerçek hayata indirgeyerek izlediğimizde Neslihan konumundaki kadınların çoğu fiziksel şiddete maruz kalıyor, hatta cinayete kurban gidiyorlar. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayınladığı 2017 raporuna göre, kadın cinayetleri sayısı bir önceki yıla göre yüzde 25 artarak 409 oldu. 2013’te 237, 2014’de 294, 2015’te 303, 2016’da 328 kadın cinayeti işlendi.

Sofra Sırları’nda Neslihan’dan yola çıkarak kadın olgusunu ülke sınırlarımız içerisinde değerlendirdiğimizde, erkek egemenliğinin kadının erkeğe bağımlılığını getirdiğini görüyoruz. Bu durum adeta bir genetik kodlama gibi nesilden nesle aktarılarak sürüyor. Ek olarak günümüz yazılı ve görsel mecralarında da cinsiyetçi söylemler yeniden üretilerek meşrulaştırılmaya devam ediyor. Buna bağlı olarak hem kadınlar hem de erkekler belirlenmiş olan cinsiyet rollerini üstlenip bu roller üzerinden hayatlarını devam ediyorlar. Filmde Neslihan, kocası, komşuları ve onların kocaları arasındaki ilişki de tam olarak bu tanımlara uyuyor. Kadınlar, ruhları erkekler tarafından emilen, robotik yeteneklere ve klişe davranışlara sahip bireyler olarak resmediliyorlar. Eğitim sahibi olsalar bile bu döngüden geri duramıyorlar.

Neslihan ve türevleri, sürekli psikolojik şiddete maruz kalarak karşısında kendi işini yapmaktan aciz bir cinsin, sırf yetersizliğini kapatmak adına uyguladığı üstünlük mücadelesi içinde buluyorlar kendilerini. Halbuki istenilen sadece huzur, ne olduğu belirsiz yarışlar değil. Buna bağlı olarak evlilik müessesi de cinsiyetler arası farklılık yaratarak ciddi sorunlar oluşturuyor. Beklentiler ve karşılananlar arasındaki fark, çiftlerin mutsuz olmasına ve bu durum da güçlünün (erkek tarafı) güçsüzü (kadın tarafı) ezmesine sebebiyet veriyor. Fiziki ve psikolojik şiddetse bu uygulamaların kırılma noktalarını oluşturarak, insani vasıfların da gerilediğini gösteriyor. Ethem karakterini ve arkadaşlarını sevmememiz ve başlarına gelenlere sevinmemiz de bundan kaynaklanıyor. Belki de bu sahneler, kadınlar ve erkekler açısından empati kurmaya vesile oluyor.

Erkeklerin kadınlar üzerindeki bitmeyen tahakkümü, evlilik kurumuna adım attıklarında basit bir ad (soyad) değişimiyle bile kendini gösteriyor. Erkek, kadının kendisinin adını almasıyla kadına adeta bir marka değeri kazandırdığı egosuna kapılabiliyor. Kadınlar da kocalarının soyadları olmadan ne yapacağını bilmez bireyler olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Film, Anadolu’da bir kasabada geçerken bu durum Türkiye’nin en doğusundan en batısına kadar aynı ritüelde devam ediyor. Öğrenilmiş çaresizliği içerisinde kadın, kendi soyadını var etmek yerine kocasının soyadının verdiği gücü arkasına alarak hayata tutunma mücadelesini sürdürüyor.

Filmde Ethem ve saz arkadaşlarının yapmış olduğu içi boş “erkeklik” duruşu, aile kurumunun da içini boşaltarak onu sıradan bir kavram haline getiriyor. Aile kurumunun erkeklik mücadelesiyle dengesiz ilişkiler temelinde oluşturulması, ailede oluşması gereken saygı ve sevginin yerini şiddetin almasına zemin hazırlıyor. Oluşturulan zemin iyi olmayınca, yetiştirilen çocuklar ve devamında gelecek nesil de sağlam duvarlar örüp yeterli bireyler olamıyorlar.

Tüm anlatılar değerlendirildiğinde, Sofra Sırları başta yönetmenlik olmak üzere kurgu, senaryo, oyunculuk alanında eşine az rastlanan, etkileyici kara komedi örnekleri arasında yer alıyor. Film, Ümit Ünal’ın kadına bakışında da ayrı bir yere sahip olacağa benziyor. Kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.

 

Demet Öztürk

Lise eğitimine başladığından beri Gazetecilik ve Radyo-Televizyon ve Sinema okumaktadır. Doktora eğitimini de bu alanda yapmaya devam etmeyi planlıyor. Çalışma hayatına gazetecilikle başlayıp sinemayı da beraberinde devam ettirmiştir. 8 yıl Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde ve sinema filmlerinde reji asistanı olarak çalıştı. Çektiği kısa metraj filmler pek çok festivalin yarışma bölümünde yer alıp gösterimleri gerçekleştirildi. Bu festivallerden ödülleri de bulunmaktadır. Kendi blogunda yazdığı yazıların ardından kurulduğundan beri Cineritüel’de sinema üzerine yazmaya devam etmektedir. Uzmanlık alanı Türkiye Sineması olup, absürtlük ve komedi favori dallarıdır.

, , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir