2017 Yılının En İyi 10 TV Dizisi

2017 Yılının En İyi 10 TV Dizisi

Share Button

Bir süredir televizyonun altın çağını yaşıyoruz. Cesur senaryolar, yüksek bütçeler ve star oyuncular ile çekilen diziler, izleme alışkanlığını tamamen değiştiren dijital platformlar aracılığıyla seyircilere ulaşıyor. Artık alışılmışın dışında bir deneyime dönüşmüş dizi sektörü gerek temaları gerekse ele aldığı konuları anlatma kalitesiyle izleyicilerin izleme alışkanlıklarını yeniden yapılandırılıyor. Bu çerçevede televizyon hiç olmadığı kadar güncel ve değerli. İşte 2017 Yılının En İyi 10 TV Dizisi:

  1. Twin Peaks: Return (Showtime)

Televizyon dizilerindeki süregelen anlatıyı kökten değiştiren İkiz Tepeler 1990 yılında yayına başladı. Laura Palmer adında bir lise öğrencisinin plastiğe sarılı cesedinin bulunmasının ardından olayı araştırmak için kasabaya gelen FBI ajanı Dale Cooper, olayın altını kazıdıkça sakin ve huzurlu görülen kasabanın tüm pislikleri yavaş yavaş yüzeye çıkıyordu. İkinci sezon sonunda kült haline dönüşen dizi 27 yıl sonra tüm tuhaflığı, muhteşemliği ve karmaşasıyla ekranlara geri döndü. İzleyiciyi kabus dolu bir deneyime alet eden Lynch, kötülüğün kaynağını tanımlarken her zamanki gibi cevaplardan çok sorulara odaklanıyor.

  1. The Handmaid’s Tale (Hulu)

Margaret Atwood’un aynı adlı romanından uyarlanan Damızlık Kızın Öyküsü romanın temalarını kusursuzca beyazperdeye aktaran ve bunları geliştiren oldukça yetkin bir uyarlama. Totaliter ve kurgusal distopik bir evrende geçen dizi, çocuk doğurması için devletin yerleştirdiği evlerdeki kadınların durumunu Offred karakteri üzerinden anlatıyor. Komutanlar, onların acımasız eşleri, hizmetçi olarak adlandırılan Martha’lar ve damızlık kızlar ile şekillenen hikayeye, yoğun bir sistem eleştirisi ve etkileyici bir sinematografi eşlik ediyor.

  1. The Leftovers (HBO)

Bir kesimin deyimiyle “Rapture” adını alan ve dünyadaki ani bir nüfus kaybını işleyen The Leftovers 2014 yılında yayına başlamıştı. Bu ani olay ile 14 Ekim‘de Dünya nüfusunun %2’si kaybolmuştur. İnsanlar adeta şoka girmiş ve aradan da 3 yıl kadar bir süre geçmiştir. Geri kalan insanlar, yakınlarını kaybedenler zor bir toparlanma sürecinden geçmektedir. Üstüne üstlük gidenlere ne olduğu ile ilgili bir bilgi gelmemesi de acılarını körüklemektedir. Çok başarılı bir hikayesi olan ancak beklenen izlenme rakamlarına ulaşamayan The Leftovers, bu yıl, duygusal ve çarpıcı bir final ile hikayesini tamamladı.

  1. Big Little Lies (HBO)

Avustralyalı yazar Liane Moriary’nin aynı isimli romanından uyarlanan Big Little Lies, küçük bir sahil kasabasında geçen ve odağında beş kadının yer aldığı bir cinayet öyküsünü anlatıyor. Ancak bu kriminal vaka buz dağının görünen kısmı. Aile içi şiddet, kadına istismar ve erkek düzeninde kadınların var olma mücadelesini ekrana yansıtan Jean-Marc Vallée, izleyiciyi 7 bölüm boyunca tetikte tutmayı başarıyor. Başta Nicole Kidman olmak üzere oyuncu kadrosunun neredeyse mükemmel olduğunun da altını çizelim.

  1. Planet Earth II (BBC)

BBC’nin ilk bölümü 2006’da yayınlanan doğa belgeseli Planet Earth’ün devamı Planet Earth II, izleyiciye 6 bölümden oluşan ve 40 farklı ülkeden 117 farklı mekanla birlikte etkileyici bir serüven sunuyor. Belgesel anlatımı ilk bölümde olduğu gibi yine David Attenborough tarafından yapılıyor. Bambaşka bir perspektiften gezegenimizdeki en farklı yerleri ve hayvanları gösteren seri, izleyici için muazzam, şaşırtıcı bir seyir deneyimi sunuyor. Vahşi doğada yaşayan hayvanların hayatta kalma mücadeleleri, aynı zamanda doğanın kusursuz dengesi ve büyüleyiciliği tüm şeffaflığıyla gözler önüne seriliyor.

  1. This Is Us (NBC)

Aynı tarihte dünyaya gelmiş olan 5 farklı kişinin hayatlarının kesit kesit işlendiği This Is Us, bu kişilerin günlük hayatlarında tecrübe ettikleri birtakım olaylar ve birbirleriyle olan bağlantılarını konu ediniyor. Birbirinden tamamen farklı gözüken hayatların çeşitli şekillerde birbirine dokunmaları, yaşamın getirdiği dinamikler içerisindeki detayları ekrana taşıyan dizi, son dönemin en etkili işlerinden birisi.

  1. Legion (FX)

Küçük yaştan beri garip davranışlar sergilediği, çevresinde kimsenin görmediği insan ve figürleri gördüğü, eşyaları oynattığını iddia ettiği için şizofreni tanısıyla psikoloji kliniğine yatırılan David Haller’ın aslında mutant olduğunu anlamasıyla başlayan Legion, David’in bu süreç sonrasındaki serüvenini konu alıyor. Gerçekle rüyanın iç içe geçtiği yapısı ile izleyicinin zihnini bulandıran yapım, alışık olmadığımız tarzda bir süper kahraman dizisi. Psikolojik gerilim üzerinden ilerleyen hikaye, mutant güçleri keşfetme sürecine yoğunlaştığı gibi akıl, gerçeklik ve kahramanlık anlatısı üzerinden de bir antikahraman yaratıyor.

  1. Mindhunter (Netflix)

Eski FBI ajanı John Douglas ve Mark Olshaker’in 1996 yılında yayınlanan Mind Hunter: Inside the FBI’s Elite Serial Crime Unit kitabından uyarlanan Mindhunter, 1970’lerin sonunda iki FBI ajanın, cinayet psikolojisini araştırarak ve tamamıyla gerçek canilerle endişe verici bir yakınlık kurarak suç biliminde yeni ufuklar açmasını konu ediniyor. David Fincher’ın tüm titizliği ile hayata geçirilen Mindhunter, suç ve suçlu psikoloji üzerine etkili sözler söylemeyi beceriyor.

  1. Feud (FX)

Bette Davis ve Joan Crawford arasındaki bitmez tükenmez ve dillendirildikçe efsaneye dönüşen husumeti anlatan Feud, kariyerinin zirvelerindeki iki kadının yıllar sonrasında telefonların çalmadığı, eski şaşaadan uzak zamanlarına odaklanıyor. Henry Farrell’in romanı Whatever Happened to Baby Jane?’nin film uyarlaması sürecini merkeze alan Feud dizisi, sektörün iki yüzlü, erkek egemen bakış açısını da gözler önüne seriyor.

  1. Top of The Lake (Sundance TV)

İlk sezonu 2013 yılında yayınlana Jane Campion imzalı Top of The Lake, dört yıllık aranın ardından ekranlara geri döndü. İlk sezon, dedektif Robin Griffin’in annesinin hastalığı sebebiyle evine dönmesini ve 12 yaşındaki Tui’in intiharıyla yüzleşmesini konu alıyordu. Bu kez Avustralya’da işlenen gizem dolu bir cinayet dizinin merkezinde. Bondi sahiline vurmuş bir ceset sonrasında gelişen olayların etrafında Hong Kong ve Sydney’e kadar uzanan Top of The Lake: China Girl, özellikle atmosferi ve güçlü oyunculukları ile göz dolduruyor.

Gökhan Gök

İşletme ve Finans lisans mezunu, Sosyoloji öğrencisi. Kendi blogu ve DVD+ dergisi forumundan sonra sinema yazılarını yayınlamaya Sinemaximum sitesi ile başladı. Daha sonra yaklaşık 2 yıl Türkiye’nin ilk online sinema dergisi Sinemalife’da Düş Perdesi ve Ev Sineması bölümlerini yürüttü. Kanal D Home Video DVD dergisinde yazdı. Temmuz 2013’de Cineritüel ekibine katıldı. Philip Morris Ezd kanalında Planlama ve Analiz bölümünde çalışmaktadır.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.