That Obscure Object of Desire (1977): Arzu Objesi Dahiler İçin De Mi Hep Kadındır?

That Obscure Object of Desire (1977): Arzu Objesi Dahiler İçin De Mi Hep Kadındır?

Yazar Puanı4
  • Filmde bir kadının arzu nesnesi olarak kabul edilmiş olmasına rağmen, aslında kadından bağımsız olarak arzu nesnesinin doğasına ve arzulayan kişi ile arzu nesnesi arasındaki ilişkiye dair cümleler söyleniyor. Bu açıdan filmi seyrederken Jacques Lacan, Laura Mulvey ve Mary Ann Doane’in kuramlarını akılda tutmakta fayda var.
Share Button

Luis Bunuel sinemasının temelinde her zaman bireysel tutku vardır. Çoğu zaman yönetmenin kilise dogmalarına karşı tavrı ile harmanlanarak filmlerinin merkezine yerleşen bu temanın yanı sıra dramla gülmeceyi birleştirerek oluşturduğu ironik üslup da Bunuel’in alametifarikasıdır. Salvador Dali’yle olan dostluğunun yanı sıra sanat anlayışında da Bunuel, Dali’ye çok yakındı. İspanyol yönetmenin filmlerinde gerçeküstücü akımın etkileri çokça hissedilir ama bu gerçeküstücülük aslında gerçekleri anlatmak için kullanılır. İşte bu yüzdendir ki, Bunuel’in acımasız eleştirileri çağımıza ayna tutar.

İşte bu noktada, 1977 yapımı Cet obscur objet du désir (Arzunun O Belirsiz Nesnesi / That Obscure Object of Desire) için yönetmenin başyapıtı demek hiç de abartılı olmaz. Fransa ve İspanya manzarasının önünde geçen filmde, Luis Bunuel gençlik yıllarını çok gerilerde bırakmış olan bir adam ile genç ve çekici bir kadının arasındaki ilişkiyi anlatıyor. İlişkinin erkeğin gözünden anlatılıyor olması filmi ilk bakışta kişisel bir konuya odaklanan bireyci bir film gibi gösterse de arka plana yerleştirilen terör olaylarıyla filmin sosyal eleştirisi de tamamlanıyor.

Sosyal eleştiri kısmına sonra dönmek üzere şimdilik sadece bu çiftin ilişkisi üzerinden That Obscure Object of Desire’a bir bakalım. Filmin adından da anlaşıldığı gibi, bu çiftin arasındaki ilişkinin asıl dinamiği aşk değil; arzu. Sevilla’lı flamenko dansçısı, genç ve güzel Conchita’nın sürekli olarak Mathieu’den kaçmasıyla arzu nesnesinin ulaşılmazlığı ve de Mathieu’nün ne olursa olsun Conchita’nın peşinden ayrılmayışıyla arzu nesnesinin vazgeçilemezliği ustaca görselleştirilmiş. Buradaki arzu nesnesi olarak her şeyi düşünmek mümkün. Filmde bir kadının arzu nesnesi olarak kabul edilmiş olmasına rağmen, aslında kadından bağımsız olarak arzu nesnesinin doğasına ve arzulayan kişi ile arzu nesnesi arasındaki ilişkiye dair cümleler söyleniyor. Bu açıdan filmi seyrederken Jacques LacanLaura Mulvey ve Mary Ann Doane’in kuramlarını akılda tutmakta fayda var. Bu kuramlar, filmde arzu nesnesinin bir kadın olarak görselleştirilmesinin altında yatan seksist yaklaşımı kavrayabilmek açısından da oldukça önemli. Benzer yaklaşıma sahip diğer kült filmlerin başında ise 1960 yapımı Peeping Tom ve 1975 yapımı The Stepford Wives geliyor.

That Obscure Object of Desire’ın arka planına yerleştirilen terörist saldırılara gelirsek, burada da aslında mantık Mathieu ve Conchita’nın ilişkisinden farklı değil. Yani bu çiftin ilişkisindeki arzulayan kişinin yerinde bir teröristin ve arzu nesnesinin yerinde ise teröristin amacı her ne ise işte onu düşünüyor Luis Bunuel ve arzu nesnesinin ulaşılamaz ve vazgeçilemez doğasını terör bağlamında da doğruluyor. Böylece seyircinin vicdanını tahrik edici sosyal eleştiri de bir Bunuel klasiği olarak filmdeki yerini alıyor.

That Obscure Object of Desire, bu kadarıyla bile müthiş bir film olsa da, bu filmi sinema tarihinde apayrı bir yere koyan bir başka özelliği daha var. Filmde Conchita karakterinin -haliyle genel olarak arzu nesnesinin- farklı yüzlerini dahice görselleştirmek üzere iki farklı oyuncu kullanılmış. Böylece, Carole Bouquet ve Angela Molina tarafından ortaklaşa canlandırılan Conchita karakteri film boyunca her sahnede fiziksel olarak değişiyor. Hatta bu değişim bazen o kadar sıklıkla tekrarlanıyor ki aynı sahne içinde hem Bouquet’i hem de Molina’yı Conchita olarak görmek mümkün. Luis Bunuel’in sinema tarihinde benzerine rastlanmayan yalnızca bu hareketi bile seyircilere farklı bir sinema deneyimi yaşatmak için yeterli.

Sosyoloji bölümü mezunu. Birkaç sinema filminin prodüksiyon aşamasında yer aldıktan sonra 2013 yılında Sinema Kafası’nı kurdu. Yazılarına Cineritüel’de devam etmekte, sinema doktorası yapmakta ve çevirmen olarak çalışmaktadır.

, , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.