Nato Kafa, Nato Mermer! 185 Yıl Geçti, Bitmedi Gitti Sansürünüz

Nato Kafa, Nato Mermer! 185 Yıl Geçti, Bitmedi Gitti Sansürünüz

Share Button

Stendhal sendromu diye bir şey var. Bir sanat eserinin güzelliği karşısında insanın aşırı heyecan, kalp çarpıntısı, baş dönmesi ve hatta halüsinasyon, bayılma gibi rahatsızlıklar yaşamasıdır bu. Çoğu insan bu kadar şiddetli biçimde geçirmez ama hayatınızın bir yerinde siz de hafifçe de olsa yaşamışsınızdır bu rahatsızlığı. Stendhal sendromuna benim de yaklaştığım bir an olmuşsa, muhakkak Pantheon’u gördüğüm andır o. Muhtemelen yaşanabilecek sağlık problemlerinin en güzeli.

İşte kimi insanların sanata ilgisi bu derecedeyken, kimileri de onu yasaklamanın peşinde. Sansürden bahsediyorum.

Sanatın en büyük düşmanıdır sansür. Tüm sanat dalları için dünyanın her tarafında böyledir bu. Türkiye’de bunun örneğini yakın zamanlarda görmeye ekseriyetle devam ediyoruz. En sonuncusu da TRT yapımcısı Faruk Güven‘in “Yapımcı, yönetmen ya da senaristten evvel hikâyeyi seçmeyi tercih ettik.” açıklaması.

Burada dünya sansür tarihini anlatacak değilim ama MEB tarafından 1950 yılında yayımlanan Stendhal’ın “Roma’da Gezintiler” kitabından bir bölümü olduğu gibi aktaracağım size. Bu bölümün özelliği bugünden 185 yıl önce Avrupa’da ilan edilen bir sansür yasasının yazılı metnini barındırıyor olması. Üzerine herhangi bir yorum da yapmayacağım. Zaten okuyunca siz de bu 19. yy metni ile bugün arasında doğrudan bir bağlantı kuracaksınız.

Sözü Stendhal’a bırakıyorum.

stendhal

“Daima yalnız sözüme inanılmaması için işte kanunu naklediyorum; sanırım ki kanun pek mükemmel tertip edilmiştir:

‘Allah’ın inayetiyle Modene, Reggio ves. dukası, Avusturya arşidukası, Macaristan ve Bohemya prensi IV. François;

Basın gibi pek kolay bir vasıtayla hatta uzak memleketlerden bile gelerek her gün yeni yeni tahripler yapan, aynı zamanda, okuyup yazma melekesi yayıldığı için, tehlikeyi fark edip zararlı neticelerinden sakındıracak yeter bilgiden mahrum bulunmaları sebebiyle bu yolda muhataraya maruz insanların sayısı çoğaldıkça, sevgili tebaamızı manevi murdarlıktan korumak bakımından, halen mevcut olan tedbirlerden daha tesirli çareler bulmak hususunda daima artan ihtiyacı dikkat nazarına alarak;

Mukaddes dinimize, prenslere ve ahlaki faziletlere aykırı bulunmadıklarından emin olarak ve o suretle ne kendileri, ne de çocukları dalalete düşmekten korkmadan basın eserlerini harici alametlerinden derhal tanıyabilsinler. İşte böylece sevgili tebaamızı bu iğrenç sirayetten korumak için yeni tedbirler almak kararını vermiş bulunuyoruz;

Bununla beraber tedbirlerimizin, gerçekten faydalı ve öğretici kitapların yayımını engellememesini arzu ettiğimizden, aşağıdaki hususları emrü ferman ediyoruz:

Madde 1 – Eşit sayıda ruhanilerle laiklerden mürekkep bir sansür komisyonu kurulacaktır. Mürakıpların hepsi tarafımızdan tayin olunacaktır; ancak kiliseye mensup mürakıplar ruhani çevre piskoposunun muvafakatı alınmak suretiyle tayin edilecektir.

Madde 2 – Sansürün gözetimini zaptiye nazırlığımıza tevdi ediyoruz. Bu maksatla zaptiye nazırlığına bağlı, Teftiş ve Mürakaba Bürosu adı altında bir daire teşkil olunacaktır. Bütün mürakıplar bu daire başkanının ve ilgili nazırın emri altında bulunacaklardır. Şüpheli vakalar, adı geçen nazırın tetkikine sunularak ya bizzat kendisi tarafından bir karara bağlanacak, yahut da aidiyeti cihetiyle mahkemeye tevdi olunacaktır.

Madde 3 – Tıpkı noterlerin imza ve mühürlerini hamil bulunan mukavelelerin muhteviyatından mesul oldukları gibi, her mürakıp kendi vizesine tabi kitapların ihtiva ettikleri doktrinlerin salabetinden sorumludur. Bu maksatla her mürakıpta bir damga bulunacaktır. Kitapların ilk ve son sayfalarında, ruhani mürakıp ile laik mürakıbın vizesinden geçtiğini gösterir çifte damga bulunacaktır; mürakıpların birincisi kitabı din bakımından, ikincisi prense ve fazileti ahlakiyeye taalluku bakımından inceledikten sonra damgalayacaklardır. Mürakıplar, zararlı prensiplere doğru umumi bir temayül sezdikleri herhangi bir kitabı vize etmekten sakınmak zorundadırlar.

Madde 4 – Her zararlı teftiş ve mürakabe bürosuna teslim edilecektir.

Madde 5 – Her kitap sahibi, tetkik işini kendisine tevdi etmek istediği mürakıbı dilediği gibi seçmekte serbesttir. Eğer seçtiği mürakıp bunu reddederse, teftiş bürosu re’sen tayin eder.

Madde 6 – Kitap sahipleri ancak, bunların yayımına karar verdikleri, satış, bağış, mübadele veya herhangi başka şekilde olursa olsun dükkanlarından çıkardıkları, yahut da mağaza içinde bile olsa okunmak üzere başkalarına verdikleri takdirde sansürden geçirmeye mecburdurlar.

Binaenaleyh herhangi bir kimse 1 Ocak 1829 tarihinden itibaren sansür damgalarını hamil bulunmayan eski veya yeni bir kitabı yayım sahasına çıkarırsa, kitap müsadere olunduktan başka beher nüsha başına dört İtalyan lirası para cezasına çarptırılacaktır. Mürakıplar tarafından mühürlendikten sonra sayfaları arasına basılı fıkralar veya el yazmaları ilave edilmiş bir kitabı elinde bulunduran herhangi bir şahıs da aynı cezaya çarptırılacaktır. Bu şekilde bir ilave yapan bir kimse yüz lira para cezası ve bir aydan altı aya kadar hapisle cezalandırılacaktır. Mürakıplara ait damgaların taklidi kürek cezasını muciptir.

Madde 7 – Sansür damgalarını hamil bulunmayan kitapların basılması yasaktır; bu hüküm, basılması kanunen caiz olan kitapların basımından sonra her bir nüshasının teker teker damgalanmadan piyasaya çıkarılması hakkını vermez.

Madde 8 – Sansür tarafından reddolunmuş kitabın sahipleri, bu kitapları mürakıplara kendi istekleriyle verdikleri takdirde, karşılığında, kendilerine hükümet mağazalarından alınarak Teftiş Bürosunca eşit sayıda faydalı ahlaki eserlerden verilecektir.

Bu kanunun yayımlanmasından itibaren, şayet sansür iç piyasaya çıkarma izni vermezse bunları yabancı memleketlere göndermek maksadıyla, dükkanlarında ve mağazalarında bulunan bütün kitapları gümrük ambarlarına teslim etmeleri için kitapçılarla tüccarlara ve toptancılara bir yıllık bir müddet verilmiştir. Halen gümrüklerde bulunan kitaplar hakkında da bu hüküm uygulanır.

Madde 9 ve 10 – Bu maddeler, damganın şeklini ve damgaya munzam bir vergi alınmasını tarif etmektedir. Damgalanmış her kitap için vergi miktarı on altı santimdir. Dini kitaplarla dua ve ayin kitapları ücretsiz olarak damgalanacaktır.

Madde 11 – Bu madde, mevkut dergilere mütealliktir. Edebi veya başka bir konuda yayımlanan mevkut bir esere abone olabilmek, ancak sansür bürosunun iznini isteyip aldıktan sonra mümkündür, sansür bürosu, verilen izin tezkerelerini, abone kaydına mezun ve bütün mevkut dergilerin dağıtımına nezaret eden Modene ve Reggio posta müfettişlerine gönderecektir.

29 Nisan 1828 tarihinde Modene’de dukalık sarayımızda tanzim olundu.

François’”

, , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.