Kısa Film: Next Floor

Share Button

Konuk Yazar: Cenk Onur GÜRDAP

Filmde Allah’ın fani dünyada canlılar arasında en üstün ırk olan insanları sınava tabi tutması anlatılıyor. Birçok dinde olan ahiret inancı için insanların fani dünyada sergiledikleri ahlaki davranışlar, yaptıkları üretken nitelikler belirleyicidir.

Başgarson filmde yaratıcı rolündedir. Başgarsona yardım eden diğer garsonlar ise meleklerdir. Yaratıcının gözünden başlayan ve aynı şekilde biten film her şeyi gören ve inceleyenin başgarson olduğunun bir göstergesidir. Filmde yer alan her kat çağlara tekabül etmektedir. Her bir üst kat gelişmiş bir sonraki çağ, her bir alt kat ise bir önceki az gelişmiş çağ dönemidir. Masada oturan insanların dış görünüşlerinden (erkeklerin makyaj yapması, alışagelmemiş kıyafet seçimleri ve saç stilleri) filmin aslında günümüzden daha önceki bir çağdan, yani daha üst bir kattan başladığının göstergesidir. Bunu da filmin başlangıcında insanların yüzündeki ve ayaklarındaki hafif tozdan anlayabiliriz.

Demek ki filmin başladığı anda aslında belki çoktan nice katlar düşerek gerilemişlerdir. Bu gerilmeden kastım da şudur: Bir topluluk her zaman tüketen, hiç üretmeyen bir tutum sergilerse, yani teknolojik icatlar, buluşlar, yasalar, bilimsel gelişmelerden yoksun ise, bu toplum sabit kalmayı geçin, yavaşça içinde bulunduğu medeniyeti de kaybederek gerilemek zorundadır. Bu yüzden filmdeki insanlar en üstün varlık termolojisinden yola çıkarak hiç üretmez ve diğer canlılara akılsızca hüküm kurarsa (denizdeki en küçük midyeden belki de karanın en güçlü hayvanı olan gergedana kadar) bu insanın üstün varlık değil, körelmiş beyninin sonucudur. Yaratıcı, insanlara bu kocaman evrende sınırsız nimetler sunmuştur. Biz ise beynimizi kullanıp yeni şeyler üretmedikçe gerilemeye, başka bir deyişle kat düşmeye mahkum oluruz.

Filmdeki gibi bazılarımız artık tüketici toplumdan sıyrılıp üretmeye yönelse de toplumda öyle bir sürü psikolojisi var ki; bazen iyi şeyler yapan insanlara kötü insan muamelesi yapılabiliyor. Bu yüzden filmdeki tüketici toplum psikolojisinden çıkmak isteyen kadın, toplumsal baskıya yenik düşüp istemeyerek de olsa tüketiciliğinden sıyrılamıyor. Melekler, insanlar için vardır; onların ihtiyaçlarına amade olmak için. Ama meleklerde veya yaratıcıda hiç bir zaman dayatma yoktur. Diyoruz ya “en üstün varlık biziz”, bunu niçin söyleme gereği duyuyoruz? Filmdeki yediğimiz nice hayvandan farklı olarak mükemmel bir beynimiz ve yaratıcının bize sunduğu özgür iradeye sahibiz. Biz bu beyni ve özgür iradeyi üretmek üzerine kullanmadığımız sürece tarihin derinliklerinde (zemin katta) kaybolmaktan kurtulamayız!

, , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.