Seppuku / Harakiri (1962) – Masaki Kobayashi

Seppuku / Harakiri (1962) – Masaki Kobayashi

Share Button

Zamanın gelgitlerine dur demek mümkün değildir; insanları olduğu kadar gelenekleri de değiştirir. Ancak bu değişim her zaman iyiye doğru sonuçlanmaz. Savaş sonrasında samurayların geçim kaynaklarını kaybetmeleri ve gözden düşmeleri ile başlayan dönemde, samuraylık kavramını masaya yatıran Masaki Kobayashi, kişisel bir olaydan yola çıkarak toplumsal bir sonuca ulaşmayı başardığı Seppuku (Harakiri) filmi ile öznelden genele yayılan trajedinin boyutlarını, toplumun duyarsızlığını da baz alarak anlatır. Filmin dramatik merkezinde ise dillere pelesenk olmuş ama içi boşaltılmış samuray onuru yer almaktadır.

Tsugumo Hanshiro bir zamanlar Fukushima klanına bağlı bir samuraydır. 1619 yılında hanedanlıkları düşünce, birçok samuray gibi Tsugumo da efendisiz kalmıştır. Efendisiz kalmak, yani birer “ronin” olmak samuraylar için parasızlık, yoksulluk ve açlık yüzünden gururlarının ayaklar altına alınmaya başlanacağını işaret etmektedir. Böyle sefil bir hayat sürmek yerine Tsugumo, harakiri (intihar) yapmak için bölgesindeki Iyi Klanı’na başvurur. Danışman Seito, birçok ronin gibi Tsugumo’nun da blöf yaptığını düşünür. Tören sırasında hayatını anlatmaya başlayan Tsugumo, yavaş yavaş açılan ve herkesi tedirgin eden bir hikaye anlatmaya başlar.

“Samuray onuru denen şey, belki de bir yanılgıdan ibarettir.”

Harakiri, anlatısı özenle kurulmuş bir anti-samuray filmidir. Akıllıca kurgulanmış ve ilerledikçe açılan öyküsü, gerçekçiliğin tavan yaptığı bir final ile sonuçlanır. Kobayashi, yüzeyde oldukça güçlü görünen samuray kavramını ve bu miti oluşturan samuray onurunun altının boş olduğunu işaret eder. Değişen şartlar ile artık işlevsiz hale gelen bu eski söylencenin günümüzde bir anlamı kalmamıştır. Onur adı altından pazarlanan itaat ve statükocu bir yönetim biçimden başka bir şey değildir. Diğer taraftan ölüme ihtişam yükleme, büyük aileler tarafından bu çökmüş sisteminin üstünü örtmek için kullanılmaktadır. Harakiri; ihtişam, onur gibi kavramlarla pazarlanan çaresizliğin bir sonucudur. Feodal düzende yer alan ve samurayları sömüren “efendi” kavramı da Kobayashi’nin eleştiri oklarından payını almaktadır. Sürekli bahsedilen onur için yaşamanın aslında kölelik ile eş değer olduğunun altı çizilir. Yanılsama, samuray kurumunun kendisinden kaynaklanmaktadır. Çünkü samurayların bir efendiye bağlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri neredeyse imkânsızdır; diğer türlü ise köle oldukları aşikârdır.

Samurayların barış döneminde posa olarak görüldüğü ve açlık yüzünden gururlarını bile ayaklar altına aldığı 17.yy Japonya’sını merkeze alan Harakiri, riyakârlık yüzünden çöken kurumları samuray miti merkezinde eleştirmektedir. Hem feodal yapı hem de monarşinin nasıl ikiyüzlü ahlak üzerinde kurulduğunu altını çizen Kobayashi;  ahlak, onur ve erdemden bahseden kurumların kendilerini korumak adına nasıl yoldan çıktıklarını göstermektedir. Iyi klanına ait samurayların anında gözden çıkarılmaları, her an güç gösterileri yapılması ve attıkları nutuklar ile eylemlerinin çelişmesi gibi örnekler, kahramanlık zırhına bürünmüş yöneticilerin sosyal ve politik olarak kurulmuş yeni düzende statükoyu korumak dışında bir işlevlerinin olmadığını göstermektedir.

Finalde Iyi Klanı’nın tüm onur söylemlerini yok sayacak şekilde davranması izleyici açısından bir katarsis yaşatsa da; Tsugumo’nun duygusal ve melankolik söyleminin değişen koşullarda bir karşılığının olmaması, üzerinden bir nesil bile geçmeden eskinin hatırlanmayacak kadar uzakta kaldığının ispatı olarak göze çarpmaktadır. Son tahlilde Tsugumo, izleyici dışında filmde kimsenin vicdanına dokunamaz.

, , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.