Enter the Dragon (1973): Bir İkon Olarak Bruce Lee

Enter the Dragon (1973): Bir İkon Olarak Bruce Lee

Yazar Puanı4
  • Bugün geriye dönüp bakıldığında Bruce Lee efsanesini yaratan, hatta bununla kalmayıp birçok kişiyi merdiven altlarında açılmış karate kurslarına yönlendiren bir film Enter The Dragon. Dövüş filmi kalıplarını farklı türlerle harmanlayan, yalın bir aksiyondan çarpıcı ve kült bir yapıma dönüşen film, en çok da Bruce Lee’nin ikonlaşmış görüntüsü ve üst düzey becerileri ile hatırlanıyor.
Share Button

Dövüş sanatları filmleri 1970’lerde sinemalarda üçüncü sınıf film muamelesi görüyordu. Açıkçası birbirinin tekrarı, bol kemik sesi duyulan bu yapımların ne içerik ne de sinematografik anlamda bir cazibesi de bulunmuyordu. İzleyici gözünde ise eğlenceli olmaktan öteye geçemiyorlardı. Tüm bu olumsuz etkileri silen ve türe yeni bir soluk getiren film ise Bruce Lee’nin başrolünde olduğu Enter the Dragon (Ejder Kalesi / Ejder’in Üç Fedaisi) oldu. Bruce Lee’yi efsaneye dönüştürmesi dışında Enter the Dragon için dövüş filmlerinin doruk noktası diyebiliriz. Sağlam bir tür kırması olan film, ana hikâyenin gerekliklerini yerine getiren ve aşırıya kaçmayan stilize koreografisi, akılda kalıcı kurgusu ve zihinlerimizde halen çalan soundtrack’i ile bugün bile aşılabilmiş değil.

Saolin Tapınağı’nda öğrencilerini eğiten Bruce Lee, hocasının eski öğrencilerinden Han’ın, tapınağı kötülediğini öğrenir. Ayrıca Han’ın adamları Lee’nin kız kardeşinin ölümüne de sebep olmuşlardır. Han, satın almış olduğu adayı kale gibi dizayn etmiş, burada perde arkasında uyuşturucu ve fuhuş işlerini yönetmektedir. Yaptığı eylemler bilinmekte ancak ispat edilememektedir. Gizli servis, Bruce Lee’yi, Han’ın üç yılda bir düzenlediği turnuvaya sokarak delil toplamasını istemektedir.

Kült statüsüne erişen Enter the Dragon için, batılı izleyicilere yönelik olarak tasarlanmış ilk Kung Fu filmi olduğunu söyleyebiliriz. Hatta günümüz izleyicisi için, filmin çevresinde yaratılmış efsanenin filmden daha büyük olduğunu söylemek bile mümkün. Lee’nin olağanüstü yeteneği ile dövüş filmlerinin dinamiklerini, gizli ajan filmi formülüyle birleştiren Enter the Dragon, aksiyonu, türdeşlerinin aksine öykünün önüne geçirmemesi ile farklılaşıyordu. Bond filmlerini andıran casus geriliminin içerisine entegre ettiği intikam teması, kendisinden sonra çokça taklit edilmiştir. Günümüzde de sıklıkla kullanılan türler arası geçişi, dövüş filmleri için yaratıcı hamleler ile birleştiren Enter the Dragon için standartları belirleyen film diyebiliriz.

Enter the Dragon dövüş sahnelerinde, fallik imajlar, genital darbeler, kapalı seksüel göndermeler ve erkek bedenini öne çıkaran görsel referanslar ile iniltilerin, şehvetli haykırışların birleştiği, grotesk bir erkek fantezisine dönüşüyor. Bu tür B filmlere özgü pornografik detayların yönetmen Robert Clouse’un görsel tercihleri (yavaş çekimler, saykodelik müzik, ikonik malzemeler) ile birleşmesi, ortaya sınırlarda dolaşan ama ucuzlaşmayan bir film çıkarıyor.

İkon ve Ayna

Ejder Kalesi’nin açılışında Bruce Lee’nin yüzüne yakın plan yapılır, kahraman bellidir. Filmin birçok anında Lee’nin yüzü kadrajda, kültleşmiş mimikleri ile adeta poz vererek ikonik bir karaktere dönüştürülmüştür. Zaten Bruce Lee, daha önceki filmi Big Boss (Büyük Patron) ile Hong Kong ve Asya bölgesinde gişe rekorlarını altüst etmiş ve tanınan bir figür haline gelmişti. Ejder Kalesi ile de tüm dünyada tanınan bir ikona dönüşmüştür. Lee, filmin tüm aşamalarında titizlikle çalışmış, fiziksel efor ile estetik bir görüntü yakalamış, diğer taraftan da uzak doğu felsefini tüm dünyaya yaymaya çalışmıştır. Maalesef ki ani ölümü yüzünden Lee, filmin tüm dünyada yakaladığı muazzam başarıyı ve bir ikona dönüştüğünü göremedi. Ölümünün Asya’da büyük infial yarattığını da söylemek gerekiyor.

Sinemada ayna metaforu, yansıma olduğu kadar yanılsama olarak da kullanılmaktadır. Enter the Dragon’un finalinde, Han ve Lee’nin son kapışması, aynalarla kaplı gizli bir odada gerçekleşir. Titizlikle hazırlanan planda, ayna kötülüğü çoğaltan bir yansıtıcı olarak ele alınmıştır. Kötülüğün görüntüsü yanıltıcıdır ve çoğaldıkça Lee’ye (iyiliğe) zarar verir. Ancak çözüm de basittir: Bruce Lee aynaları tek tek kırmaya başlar. Kötülüğün görüntüsü parçalanır ve sonunda yanıltıcı görüntüler ortadan kalkar. Artık iyi ve kötü, son mücadele için hazırdır.

Bugün geriye dönüp bakıldığında Bruce Lee efsanesini yaratan, hatta bununla kalmayıp birçok kişiyi merdiven altlarında açılmış karate kurslarına yönlendiren bir film Enter The Dragon. Dövüş filmi kalıplarını farklı türlerle harmanlayan, yalın bir aksiyondan çarpıcı ve kült bir yapıma dönüşen film, en çok da Bruce Lee’nin ikonlaşmış görüntüsü ve üst düzey becerileri ile hatırlanıyor.

, , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.