Kısa Film: Ben Geldim Gidiyorum

Share Button

Ben geldim gidiyorum. İnsanoğlunun varoluşundan bugüne en büyük gerçekliği. Bu samimi ve yaşam akan belgeselde poğaça satan adamın sesini duyunca onu sadece poğaça satan biri olarak görmenin çok ötesinde bir his yaşıyorsunuz. Büyük alışveriş merkezlerindeki mekanik seslere inat sıcak bir ses.

İstanbul’un hızlı ritmi, trafik keşmekeşliği içinde böyle güzel insanların varlığını hatırlatan bu belgesel, İstanbul’un bir diğer yüzünü de gözler önüne seriyor.

İstanbul’da nerdeyse her semtin kentsel dönüşüm adı altında kendi kimliğini kaybettiği, tek katlı ya da birkaç katlı evlerin yerine devasa yükseklikte binaların yapılması, gittikçe artan alış veriş merkezleriyle birlikte sokak kültürü yok olmakta ve bir çok mesleği de yok etmektedir. Bu belgeselde de sokak satıcılığının yok olmayla karşı karşıya kaldığı ve bu görüntülerin de bir gün anılarda kalacağı gerçekliği çarpmaktadır yüzümüze.

Bir çok belgeselde dış ses, anlatıcı ve müzik olmasına rağmen bu belgeselde her şey kendi doğal durumundan besleniyor ve kendi ritmini bozmayan bir anlatım dili oluşturuyor.

Filmin sonunda kendinizi “ben geldim gidiyorum”u dilinize dolanmış buluyorsunuz. Belki de İstanbul’un hızla bozulduğu günümüzde, hepimizin bir birimize sıklıkla hatırlatmakta faydası olacak bir cümle; biz geldik gidiyoruz…

Konuk Yazar: Ülmiye AĞIN

, , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.