Choke (2008): Victor, Ida, Page, Denny; Boyunduruk, Tanrı Ve Seks

Choke (2008): Victor, Ida, Page, Denny; Boyunduruk, Tanrı Ve Seks

Yazar Puanı2
  • “Tıkanma”, kitap odaklı davranırsak vermek istediği mesajlar içerisinde belli başlıklar altında toparlanabilir, keza filmde bu başlıklar yine var ama değerleri bir hayli düşürülmüş, yüzeyselleşmiş, parçalanarak katledilmiştir. Tabii her uyarlama filmin kitabıyla kıyaslanabilmesini beklemek anlamsız, gereksiz olur; ancak “Tıkanma” alt bilinç mesajlarıyla değerlendirildiğinde anlam kazanan bir yazı bütünüdür ve dolayısıyla bunun dışında bırakılarak bir film yaratmak doksan dakika golsüz bir orta saha mücadelesi izlemek, görmeyi beklediğiniz atak organizasyonlarının, oyun örgüsünün bir türlü kurulamayıp hep boşa çıkarak canınızı sıkması, güzel, kayda değer bir seyir yakalayamayıp bitiş düdüğünü duymanız gibidir.
Share Button

Victor ve Denny mesailerini doldurmanın yorgunluğu ve rahatlığı içinde otobüstedirler artık.

Denny: “Nerede bu mekan?”

Victor: “Yaklaştık.”

Yemek faslına geçmeden önce Victor’un boynuna örtüyü tepmesi ve Denny’nin ona söylenmesi gibi her zamanki ritüellerini yerine getirirken;

Denny sorar: “Bu seferlik normal insanlar gibi yemeğin tadını çıkaramaz mıyız?”

Victor: “Hayır.”

Denny: “İnsanları kandırarak seni sevmelerini sağlayamazsın.”

Victor lokmasını boğazına, ayaklarını hiç düşünmeden ayakkabılarına, refleksleşmiş nizami hareketleriyle yerleştirmesi gibi yerleştirir. Parmaklarını yalar ve yutmaz! Orada bırakır. Ups! Yanlış boru girişi!

Ağzımızın içinde, daha da derinde arka arkaya iki boru… İşleyişleri birbirinden farklı da olsa, –biri sürekli çalışmak zorundayken aksama olmaksızın, diğeri bir üst rütbeli organ olan mideden, daha doğrusu organlar kralı beyinden aldığı direktif sonucu faaliyet gösterir. Biri tıkanırsa çözümü su içmek olabilecekken diğeri anında oyun dışı bırakır– iki hayati boru…

Ve Victor her şeyi bilerek yapıyordu!

Victor: “Birileri hayatınızı kurtarırsa sizi sonsuza dek severler. Şu eski Çin geleneği gibi. Kendilerini sizden sorumlu hissederler. Size yazarlar. Doğum günlerinizde kart atarlar. DOĞRU OYNARSANIZ para bile koparabilirsiniz.”

Victor sesli düşünceleri eşliğinde ve boğazını tıkayan değerli lokması, masa masa dolaşmakta ve günün talihlisini aramaktadır. Garsonu görür; “tabii haftada 350 dolar kazanan bir garson değilse” der ve uzaklaşır. Kolunda “Swatch” marka küçük bir saat olan, hoş bir kadın yaklaşır yanına ama hayır o da değildir ve uzaklaşır. Birden içlerinden biri “bugünün talihlisi benim” diye haykırır, kalantor bir dayı…

Victor: ”İşte orada. Sen ve ben, ömür boyu arkadaş olmak üzereyiz. Kim bilir? Bu hayatının en güzel anı olabilir. Tüm varoluşlarını temize çıkaran tek bir KAHRAMAN EYLEM. Seni tutup sarılırken, kollarının arasında usulca sallar.”

Bu “kendini temize çıkaran kahramanın” çocukluğuna dönüşüdür, Victor’un değil. Birinden duyduğumuz kötü bir haberi, ölümü, hastalığı ilk kendimizde düşünmemiz. Birinin acısını duyduğumuzda konuyu usul usul ya da patavatsızca kendimize çevirmemiz gibi. Saf, henüz kirlenenmiş çocukluk, basit günahlar, daha büyüğe dönmeden evvel. Çocukların dünyasında kahramanlar vardır ve kahraman olursan bir çocuğun inandığı katışıksız bütünlüğe sahip olursun. Bir yetişkin olarak bir sübyana tekrar temas edebilir, onu eline geçirebilirsin. Yalnız farkında mısın -bilinç yapına göre değişir- ele geçirdiğin bu sübyan sensin bu defa –umarım sapkın fikirlerin yoktur-, kendinin yeni bir şans kazanmış kahramanı. Senden soğumuş, bıkmış eşin bile sana tekrar aşık olabilir. Ve tüm bunlar sırf sen çocukluğunu kurtardın diye oluyor şanslı şey!

Kahraman “her şey düzelecek” der Victor’a doğru, ama kendine seslenir. Ve alkışlar “Kahraman”a yükselir!

“Tıkanma” Chuck Palahniuk’un aynı adlı kitabından uyarlanmıştır. Yeraltı edebiyatının bilinen yazarlarından biri olan Palahniuk’un ünlü kitaplarından bazıları ise “Görünmez Canavarlar”, “Günce”, “Ölüm Pornosu”, “Gösteri Peygamberi” ve “Dövüş Kulübü”dür. Sinema seyircileri de kendisini yine sinemaya başarıyla uyarlandığı kabul edilen “Dövüş Kulübü”nden tanımaktadırlar. Clark Gregg ise “Tıkanma” filminin yönetmen koltuğundadır. Kariyeri boyunca birçok filmdeki oyunculuk performansıyla seyirci karşısına çıkmış ve “The Avengers” filmiyle ”En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü almıştır. Yazının gidişatından da anladığınız üzere yönetmen koltuğunda geçirdiği süre oyunculuğundan oldukça kısıtlıdır. “Tıkanma”yı da yorumlarken, sebep-sonuç ilişkisinde maalesef bizi bu duruma esir kılmaktadır.

Kitabı okuduğumda, filmden birkaç yıl evvel, “işte bu!” dedim; “Bu Chuck’ın -kitaplarını okumuş olmamın samimiyetine güvenerek-  ikinci uyarlama filmi olmalı.” İtiraf etmeliyim ki filmi izledikten sonra ilk ve keskin tepkim “demese miydim?” oldu ya da Clark Gregg aceleci davranmıştı. Elbette biliyordu ki, filmi izleyen her yeraltı edebiyatı sever (“Tıkanma”yı okumuş ise çok daha feci) bu kıyaslamaya kaçınılmaz olarak gidecekti. Sadece dikkatli sinema izleyicilerinin salt olarak filmi eleştireceğine de güvenmiş olamazdı. Gregg belli ki bir yeraltı edebiyatı severidir, yoksa ele alabileceği sayısız konu veya kitap uyarlaması olabilecekken neden “Tıkanma”yı tercih etsin! Ancak tüm çalışmayı noktaladığında kendisini nasıl tatminkar hissedebildi? Sanıyorum ki bunca zaman ve para harcadıktan sonra emeğini çöpe atmak istemeyip “yayınlayalım BARİ!” demiş olmalı.

“Tıkanma”, kitap odaklı davranırsak vermek istediği mesajlar içerisinde belli başlıklar altında toparlanabilir, keza filmde bu başlıklar yine var ama değerleri bir hayli düşürülmüş, yüzeyselleşmiş, parçalanarak katledilmiştir. Tabii her uyarlama filmin kitabıyla kıyaslanabilmesini beklemek anlamsız, gereksiz olur; ancak “Tıkanma” alt bilinç mesajlarıyla değerlendirildiğinde anlam kazanan bir yazı bütünüdür ve dolayısıyla bunun dışında bırakılarak bir film yaratmak doksan dakika golsüz bir orta saha mücadelesi izlemek, görmeyi beklediğiniz atak organizasyonlarının, oyun örgüsünün bir türlü kurulamayıp hep boşa çıkarak canınızı sıkması, güzel, kayda değer bir seyir yakalayamayıp bitiş düdüğünü duymanız gibidir. Başka bir yönden bakacak olursak; izleyici olarak ne zaman ne olacağını bildiğimiz bir filme döndürülmüştür. Oysa ne “Tıkanma”  ne de “Yeraltı Edebiyatı” takipçisine “Beklenilen”i sunar. Hatta bu edebiyatın ana maddelerinden biri gibidir. Filmde gördüğümüz “Yeraltı Edebiyatı” esintileri ise sadece “Piçliğe” ve “Coolluğa” sığdırılmış, “Aykırılık” boyutu diğer iki başlığın bir parçasıymış gibi lanse edilmiştir durum tam tersiyken. Ana başlığımız “Aykırılık”tır ve geri kalan her şey bunun altına yedirilir bir hikaye oluşturulabilmesi, ortaya bir karakter çıkarılabilmesi için. Karakterin üzerine sinmiş anarşik bir durumdur, yer yer planlıyken bazen organizasyonsuz. “Piçlik” ve “Coolluk” ise sanki Victor’a Tyler Durden’dan (Dövüş Kulübü) miras kalmış gibidir. “O filmde tuttu, buna da yediririz” dercesine.

“Victor”, “Ida”, “Page”, “Denny”, “Boyunduruk”, “Tanrı” ve “Seks”. Evet, kitapta geçen her şey mevcut. Belki sorun da zaten buna dayanmakta. Bir kitap uyarlaması mı çekilmekte yoksa kitap filme mi dönüştürülmek istenmektedir? Clark Gregg ikinci seçenek üzerinde yoğunlaşmış olmalı ki kitaptaki elle tutulabilir her obje filme aktarılmıştır. Yalnız kitaptaki objeler anlatım ve birbirleriyle olan bağlantılar eşliğinde derinleşerek, soyutlaşarak fikir topluluklarına dönüşürken, filmdeki objeler elle tutulduğu ile kalmıştır. Gördüğümüz her bir karakter ve eylem bir olgu temsiliyken, kitapta yer almalarına dayanarak filmin içine atılmıştır. Ve her birinin gösterilme çabası filmin akışını bozarak birbirinden kopuk konu ve sahnelere dönmüştür. İzleyici hangi olayı takip edeceğini ararken seyir esnasında labirentte doğru yolu bulmaya çabalar adeta. Ancak Gregg bütün yolları tıkamıştır.

Victor filmde fareli köyün kavalcısıdır; anlatır, sürükler… Karakteri algılamamız açısından doğru bir noktada. Ancak tüm kurgu yükünü de yine Victor çekmektedir, sanki olay sadece kendine aitmiş gibi. Filmi izleyip çomakla biraz eşelemeye başladığınızda ise olayın Victor üzerinden ayrıldığı hemen anlaşılmaktadır. Çünkü gerisinde birçok cevabı verilmeyen soru bırakmaktadır. “Tıkanma”ya bile gerekli değer verilmiş mi gerçekten? Bir “Tıkanma” anı var ortada ve o an ile birlikte bitiyor sanki. Mühim olan başlık, bir “Tıkanma”ymış gibi; “gösterdik ve bitti”. Oysa tam o andan itibaren anlatım başlamalıydı. “Kendini Temize Çıkaran Kahraman”ın Victor’u sahiplenmesi; daha birkaç saat önce tanımadığı bir adamı bir zaman sonra merak edecek oluşu… Çünkü artık Victor, onun şaheseri. Çünkü artık Victor’u hayatta var eden kendisi. Çünkü artık o, insanlar tarafından alkışlanan, egoyu ele geçirmiş bir kahraman!

Clark Gregg’in bir sonraki filmi merakla bekleniyor demek gereksiz bir iyimserlik çabasından öte olmaz muhakkak; ancak “Yeraltı Edebiyatı” severler için bu türdeki filmler ilgi uyandırmaya devam edecektir.

Konuk Yazar: Eren ERGÜN

, , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.