Gion No Shimai / Sisters of the Gion (1936) – Kenji Mizoguchi

Gion No Shimai / Sisters of the Gion (1936) – Kenji Mizoguchi

Share Button

Çağlar boyunca toplumsal baskılardan en çok zarar gören kadınlar olmuşlardır. Sürekli, çizilmiş sınırlar içerilerinde kalmaları, toplumların onlara biçtikleri rolleri oynamaları beklenir. Yoksa basitçe ahlaksız olarak yaftalanacaklar ve toplumdan soyutlanacaklardır. Kadınları kurban ya da vefakâr eş olarak gösteren toplumsal rolleri ret eden Kenji Mizoguchi, savaş öncesindeki ilk dönem sinemasında, toplumun koyduğu etiketlerin altında ezilen kadınlara kamerasını çevirir. Gion No Shimai (Sisters of the Gion / Gion’un Kızkardeşleri) filminde Mizoguchi, geyşa kurumunun toplum algısındaki yerini sorgularken, hikâyesini dönemin sosyo-ekonomik tasviri ve politik alt metni ile güçlendirir. Son tahlilde ulaştığı tümevarım gerçekçi bir toplum panoramasıdır. Mizoguchi’nin savaş öncesi başyapıtlarından olan Gion No Shimai; gerçekçi, feminist ve tavizsiz bir film.

İki geyşa kız kardeş Kyoto’nun Gion semtinde sert bir hayat sürmektedirler. Kardeşlerden büyük olan Umekichi’nin koruyucusu Furusawa iflas etmiş, hayatı dağılmış durumdadır. Umekichi halen Furusawa’ya bağlıdır ve vefa göstermekten yanadır. Oysaki kardeşi Omocha, Furusawa’dan kurtulmak ve kendi hayatını garantiye almak için çeşitli planlar yapmaktadır. Bu planlar arasında kendisine zengin ve saygın bir koruyucu bulmak da vardır.

“Toplumun baskısı yüzünden mi yardım ediyorsun?”

Omocha’nın söylemi aslında toplumun ikiyüzlü ahlak anlayışının basit bir ifadesidir. Zevk ve eğlence uğruna geyşaları kendi oyuncaklarına çeviren toplum, diğer taraftan onları ötekileştirip yok saymakta, ahlaken düşkün görmektedir. Omocha, ablasının sadece toplumun baskısından korktuğu için Furusawa’ya yardım ettiğini düşünür ve arkasından toplumun onları insan yerine koymadığını hatırlar. Oysaki geyşa olmanın ilk kuralı, Umekichi gibi gerçeği haykırmamaktan, düzene uyum sağlamaktan geçer. Mizoguchi’nin de altını çizdiği gibi, bu basit taviz sayesinde kendi bölgeleri içinde yaşamaya devam ederler, diğer türlü yaşama şansı yoktur. Japonya’nın erkek egemen toplumsal yapısını koruyan da bu tavizdir.

Mizoguchi “Sisters of the Gion”da, geyşalık kurumunu oldukça mikro bir hikâyede sorgularken, kurumun yozlaşmış ve çıkışsız temalarını da masaya yatırmaktadır. Günlük yaşam rutinin içerisinde yaşanan küçük oyunlar ve hesaplaşmalar, ancak cürmü kadar yer yakacak sıradan insanları ekrana yansıtmaktadır. Geyşalar bu sahte zevk evlerinde savunmasız, maddi olarak dışa bağımlı, rasyonalize edilmiş kölelerdir. Mutlaka bir kurtarıcıya, onları kollayan birilerine ihtiyaçları bulunmaktadır. Somut güvenceleri yoktur, zarafet ve kostümlerden ibarettirler ve geleneksel ile kültürel ayrıntıların ötesine baktığımızda yıkıcı trajediler her an onları beklemektedir. Omocha’nın kendisine dayatılan sistemi kabul etmemesi ve alaycı bir üslupla “korucuyu” söylemini kendi çıkarlarına göre yönlendirmeye çalışması, en azından kendi için çıkar yol araması takdir edilecek bir davranıştır. Geleneksel söyleme boyun eğmez. Günün sonunda ablası gibi o da yenilir ancak en azından daha iyi yenilmiştir.

Mizoguchi’nin savaş öncesi ekonomik zorluk yaşayan Japonya gibi, geleneksel ile modernist bakış açısını yansıttığı geyşalar, ülkenin depresyon döneminin bir eleştirisidir. Emperyalist saldırı ve yabancı yayılmacılığının sonrasında kullanılmış ve değerlerini yitirmiş bir toplumun savaş öncesi günahlarından olan geyşalar, Mizoguchi’nin savaş öncesi kadın merkezli feminist sinemasında (yönetmenin aynı yıl çektiği Naniwa Ereji / Osaka Elegy filminde ailesine yardım etmek için erkeklere metres olan Ayako’nın hikâyesi de anlatılır), egemen toplumsal yapıyı sorgulamışlardır. Bazen sessizce boyun eğerek, bazen de isyan ederek.

twitter.com/gok_gkhn

, , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.