34. İstanbul Film Festivali İçin 25 Film Önerisi

34. İstanbul Film Festivali İçin 25 Film Önerisi

Share Button

4-19 Nisan tarihleri arasında 34. kez gerçekleştirilecek olan İstanbul Film Festivali, 200’den fazla filmi içeren zengin programı ile sinemaseverlere yeniden ev sahipliği yapıyor. Altın Lale yarışma filmlerinin yanı sıra Akbank Galaları, Ustalar, Dünya Festivallerinden, Yeni Bir Bakış, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge ve daha birçok bölümüyle, merak edilen filmlerin dışında keşfedilecek filmleri de bir kez daha ayağımıza kadar getiren bu 200’ü aşkın film hazinesinden neleri tercih edeceğimizi sizler için derledik. 25 filmlik bu listenin festival müddetince sizler için iyi bir izlek olmasını umuyoruz.

Hazırlayanlar: Teksin Begeç, Erol Demiray, Burç Karabulut

’71 / Yann Demange / İngiltere

İngiliz sinemasının umut veren isimlerinden Yann Demange’ın uzun bir televizyon kariyerinin ardından yaptığı ilk uzun metrajlı filmi ’71, tehditkâr Belfast caddelerinde bölüğünden ayrı kalan bir İngiliz askerinin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. BAFTA’larda da En İyi İlk Film dalında bir adaylığı olan ve İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde yönetmenine bir ödül kazandıran ’71, son dönemde yapılmış en iyi ilk filmlerden biri olarak anılıyor. Başrolündeki Starred Up / Yüksek Risk filminden tanıdığımız Jack O’Connell da bu yıl BAFTA ödüllerinden Yükselen Yıldız ödülünü kaptı.

45 Yıl / 45 Years / Andrew Haigh / İngiltere

Bir önceki filmi Weekend ile birçok ödül kazanan Andrew Haigh’ın yeni filmi 45 Yıl / 45 Years, David Constantine’in kısa hikâyesinden uyarlanmış. İngiliz sinemasının iki usta ismi Charlotte Rampling ve Tom Courtenay, filmdeki performanslarıyla 2015 Berlin Film Festivali’nde En İyi Erkek ve En İyi Kadın Oyuncu Gümüş Ayı ödülü kazandı. Filmde evliliklerinin 45. yılını kutlamaya hazırlanan çiftin aldığı bir mektubun evliliklerinde yeni bir döneme başlamaları anlatılıyor.

A Most Violent Year / J.C. Chandor / ABD

A Margin Call ve All is Lost ile tanıdığımız J.C. Chandor’un son filmi A Most Violent Year, New York tarihinde suç oranının zirveye çıktığı 1981 yılının kış aylarında geçen bir gerilim filmi.  Filmde başrolü Inside Llewyn Davis’in bahtsız ve basiretsiz müzisyeni Oscar Isaac üstleniyor. ABD Ulusal Eleştiri Kurulu’nun En İyi Film, Oscar Isaac’e En İyi Erkek Oyuncu ve Jessica Chastain’e En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülü verdiği A Most Violent Year, Sydney Lumet’nin politik gerilimleriyle sık sık karşılaştırılıyor. Variety dergisinin “Zamansız bir klasik” sözleriyle övdüğü, temposunu sonradan kazanan bu suç gerilimi, Amerikan Rüyası’nı kendi ahlaki ilkelerinden taviz vermeden gerçekleştirmeye çalışan bir göçmenin haksızlık ve rekabetle baş etmesini izliyor.

Aşk Zahmetli İştir / Asha Jaoar Majhe / Labour of Love / Aditya Vikram Sengupta / Hindistan

Venedik Film Festivali’nde En İyi İlk Film ödülünü alan Aditya Vikram Sengupta’nın yazarlığını ve yönetmenliğini yaptığı Aşk Zahmetli İştir / Asha Jaoar Majhe / Labour of Love, Kalküta’nın ekonomik kriz ortamında gelişen bir aşk hikâyesini anlatıyor. Satyajit Ray filmleriyle karşılaştırılan bu aşk hikâyesinin iki ucunda, farklı vardiyalarda çalıştıkları için birbirlerini göremeyen bir çift duruyor. Hintli yönetmen bu filminde çalışma hayatı ve gündelik alışkanlıkların esiri haline gelen insanların, yalnızlıklarıyla yüzleşmelerini ele alıyor. Filmin yönetmeni Aditya Vikram Sengupta, kendini aslen ressam, çizer, grafik tasarımcı, canlandırma sanatçısı ve yarı/zamanlı sihirbaz olarak tanımlıyor.

Bâkir Dev / Fúsi / Virgin Mountain / Dagur Kári / İzlanda

Büyükçe bir adamın küçükçe hikâyesi, İzlanda usulü bir “kırk yıllık bâkir”… 40’larında, kilolu, hâlâ annesiyle oturan Fúsi, henüz cesaretini toplayıp yetişkinlerin dünyasına girememiştir. Gününü uyurgezer gibi geçirip tekdüze bir hayat sürdürmektedir. Fıkır fıkır bir kadın ve sekiz yaşında bir kız çocuğu beklenmedik bir anda hayatına girince, Fúsi artık kendince harekete geçmek zorunda kalır. Berlin Film Festivali’nde özel gala gösteriminde prömiyerini gerçekleştiren Bâkir Dev, Dagur Kari’nin ilk filmi Albino Noi’den bu yana çektiği en iyi film olarak değerlendiriliyor. Bâkir Dev ile Dagur Kari, son filmi Paul Dano’lu The Good Heart / İyi Yürek’ten altı yıl sonra hem sinemaya hem de İzlanda’ya dönüyor.

Bataklık / La isla mínima / Marshland / Alberto Rodríguez

Alberto Rodriguez, Endülüs sulak bölgesinde geçen bu gerilimle kara film türüne dönüş yapıyor. Yıl 1980… İspanya diktatörlükten demokrasiye geçiş sancıları yaşıyor. İdeolojik olarak birbirlerinden apayrı iki polis, kınama cezası aldıktan sonra iki ergen kızın kaybolmasını araştırmak üzere bataklık bölgesindeki ücra bir kasabaya sürülür. Geçmişe saplanıp kalmış, bataklığın kendisi gibi kaygan bir kasaba halkının ortasında iki anti-kahraman bütün zekâlarını vahşi bir katile karşı birleştirmek zorunda kalacaktır. La isla minima kesinlikle yılın en iyi İspanyol filmi…

Bodrumda / Im Keller / In The Basement / Ulrich Seidl / Avusturya

Bu film takıntılar hakkında. Bu film insanlar, bodrumları ve insanların boş zamanlarında bodrumlarında yaptıkları şeyler hakkında. Bu film bando müziği, opera aryaları, pahalı mobilyalar, ucuz erkek şakaları, cinsellik, atıcılık, form tutma, faşizm, kırbaçlar, bebekler, yılanlar, silahlar, aşk, aşksızlık hakkında… Tartışmalar çıkaran “Cennet Üçlemesi”nin ardından Ulrich SeidlBodrumda ile belgesel biçimine geri dönüyor. Avusturyalı olma ruhunun altını eşeleyen, hem komik hem hüzünlü bir makale-film bu.

Burgundy Dükü / The Duke of Burgundy / Peter Strickland / İngiltere

Berberian Sound Studio ve Filmekimi’nde Björk hayranlarıyla buluşan Björk: Biophilia Live filmlerinin yönetmeni Peter Strickland, bu kez Burgundy Dükü / The Duke of Burgundy ile karşımıza çıkıyor. Toronto, Rotterdam ve Londra gibi birçok film festivalinde gösterilen film, son olarak Philadelphia Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Filmin konusu ise amatör kelebek uzmanı Cynthia ve evin bakıcısı Evelyn’in efendi/köle temelindeki, erotizm ve dehşet limitlerini zorlayan ilişkisi. Peter Strickland, etkilendiği filmleri şöyle sıralıyor: Morgiana (Juraj Herz), A Virgin among the Living Dead  (Jess Franco), Mothlight (Stan Brakhage), Mano Destra (Cleo Übelmann), Petra Kant’ın Acı Gözyaşları (R.W. Fassbinder) ve Gündüz Güzeli (Luis Bunuel).

Caligari’den Hitler’e / Von Caligari zu Hitler: Das deutsche Kino im Zeitalter der Massen / From Caligari to Hitler: German Cinema in the Age of the Masses / Rüdiger Suchsland / Almanya

Geçtiğimiz yıl festivale Caligari-Wie der Horror ins Kino kam / Caligari: Korku Sinemaya Geldiğinde adlı belgeseliyle konuk olan sinema yazarı ve yönetmen Rüdiger Suchsland, takip eden filminde Siegfried Kraucauer’in aynı adlı meşhur kitabından yola çıkarak tekrar Weimar dönemi Alman sinemasını mercek altına alıyor. Dikkatle seçilmiş film kliplerinin Suchsland’ın bizzat seslendirdiği metne eşlik ettiği bu makale filmde Fatih Akın, Volker Schlöndorff ve Thomas Elsaesser gibi isimlerle yapılmış röportajlar da yer alıyor. İlk gösterimi Venedik Film Festivali’nde gerçekleşen Caligari’den Hitler’e / Von Caligari zu Hitler: Das deutsche Kino im Zeitalter der Massen / From Caligari to Hitler: German Cinema in the Age of the Masses belgeseli, III. Reich’a giden süreci sinema üzerinden ele alışıyla tarihsel ve sosyolojik bir araştırma niteliği de taşıyor.

Citizenfour / Laura Poitras / Almanya-ABD

87. Oscar Ödülleri’nde En İyi Uzun Metraj Belgesel ödülüne layık görülen Citizenfour Edward Snowden’ın söz konusu gizli belgeleri ve bilgileri aktarırken çekilen görüntülerden oluşuyor. Yönetmen ve gazeteci Laura Poitras 2013 yılının Ocak ayında “Citizenfour” takma adını kullanan Amerikalı bilgisayar uzmanı, eski CIA ve Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) çalışanı olan ve gizli NSA belgelerini sızdıran Edward Snowden’den ABD hükümetinin yasadışı faaliyetleriyle ilgili şifreli e-postalar alıyor. Bunun üzerine Poitras gazeteci Glenn Greenwald ile birlikte Edward Snowden’la buluşmak üzere Hong Kong’a seyahat ediyor. Yılın bu en çok konuşulan belgeseli, hayatın içinden fırlayan bir gerilim filmi gibi. Edward Snowden’in aktardıkları yalnızca Amerikalıların değil tüm dünya halklarının tüylerini diken diken edecek vahamette.

Çılgın Kalabalıktan Uzak / Far From The Madding Crowd / Thomas Vinterberg / ABD-İngiltere

The Hunt / Onur Savaşı ile ödülleri toplayan Danimarka sinemasının yıldız yönetmenlerinden Thomas Vinterberg’in yeni filmi Çılgın Kalabalıktan Uzak / Far From The Madding Crowd bir dönem incelemesi. Thomas Hardy’nin aynı adlı romanından uyarlanan ve Victoria İngiltere’sinde geçen filmde bağımsız ve güçlü bir kadın olan ve birbirinden çok farklı üç adamı etkisi altına alan Bathsheba Everdene’in hikâyesini izliyoruz. Bathsheba karakterini Aşk Dersi, Muhteşem Gatsby, Sen Şarkılarını Söyle filmleriyle yıldızı parlayan genç oyuncu Carrey Mulligan canlandırıyor. Oyuncu kadrosunda Juno Temple, Michael Sheen, Matthias Schoenaerts ve Tom Sturridge de yer alıyor.

Eisenstein Meksika’da / Eisenstein in Guanajuato / Peter Greenaway / Hollanda-Meksika-Finlandiya-Belçika-Fransa

Sanatçı, ressam, yönetmen, düşünür ve film öncüsü Peter Greenaway, sinema idolü olarak kabul ettiği Sergey Ayzenştayn’ı kendini tam kudretli hissettiği dönemde ve cinsel uyanışının zirvesinde yakalıyor. Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yarışan Eisenstein Meksika’da / Eisenstein in Guanajuato filminde, bu yaratıcı dâhinin Meksika’da on gün boyunca tutku dolu bir aşk, cinsellik ve ölüm karşısında yaşadığı arzu ve korkuları izliyoruz.

Güeros / Alonso Ruizpalacios / Meksika

Hem enerji dolu, hem de yaratıcı bir ilk film” olarak beğeni toplayan Güeros, şuradan şuraya gidemeyen bir yol filmi ve Fransız Yeni Dalgası’na da saygı duruşunda bulunan bir büyüme komedisi. Yönetmen Alonso Ruizpalacios’un ilk uzun metraj filmi Güeros’un senaryosunu Ruizpalacios, Gibran Portela ile birlikte kaleme aldı. Portela, geçen yıl FACE İnsan Hakları Yarışması’nda yer alan La jaula de oro / Altın Kafes adlı filmin de senaryo yazarlarından. Prömiyerini Berlin’de yapan Güeros, En İyi İlk Film, Tribeca’da En İyi Görüntü, San Sebastian’da Gençlik Ödülü dâhil birçok ödül kazandı. Meksika sinemasının yeni sesi olarak adını duyuran Ruizpalacios, Güeros’ta hayatın amacını ve kendi kimliklerini arayan üç gencin gözünden farklı, retro, siyah-beyaz bir Meksika portresi yaratıyor.

Itsi Bitsi / Ole Christian Madsen / Danimarka

İskandinav yarımadasının ileri gelen yönetmenlerinden Ole Christian Madsen, yedinci kurmaca filmi Itsi Bitsi’de gerçek olaylara dayanan bir aşk hikâyesini anlatıyor. Filmin kahramanları Iben ve Eik 1962 yılında nükleer karşıtı bir eylemde tanışıyor. Eik âşık olduğu bu kızın gönlünü kazanmak için şair, yazar, keş, gezgin ve en sonunda Danimarka’nın efsane rock grubu Steppeulvene’nin solisti olana kadar çabalıyor. İki genç insanın gözükara aşkını aktaran Itsi Bitsi, 1960’ların karşı kültürüyle Kopenhag’dan İspanya’ya oradan Nepal’e uzanan bir yol filmi aynı zamanda. Steppeulvene ve solisti Eik Skaløe, ülkenin hippi sahnesinin simgelerinden sayılıyor. Filme adını veren Itsi Bitsi, Skaløe’nin Iben’e taktığı isim, aynı zamanda grubun şarkılarından biri. Itsi Bitsi, uluslararası prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı. Skaløe’yi canlandıran Joachim Fjelstrup, Avrupa’nın 10 “parlayan yıldızı”ndan biri seçildi.

İntikam / The Salvation / Kristian Levring / Danimarka-İngiltere-Güney Afrika

Dogme hareketinden yönetmen Kristian Levring’in çocukluk hayali olan İntikam / The Salvation prömiyerini yaptığı Cannes’da Geceyarısı Gösterimi’nde büyük ses getirdi.  Levring’in “Western mitolojisi hakkında bir western” diye bahsettiği film, 1870’lerin Amerika’sında ailesi katledilmiş bir Danimarkalı göçmen rolündeki yıldız oyuncu Mads Mikkelsen’in ailesinin intikamını almasını konu ediyor.  Filmde Mikkelsen’e Eva Green, Grey’s Anatomy’den tanınan Jeffrey Dean Morgan, Eric Cantona gibi tanınmış isimler eşlik ediyor. Filmin senaryosu ise Brothers, In A Better World, The Duchess gibi filmlere de imza atmış senarist Anders Thomas Jensen’e ait.

Kanunun Kuvveti / La French / The Connection / Cédric Jimenez / Fransa

Senarist ve yönetmenliğini Cédric Jimenez’in yaptığı Kanunun Kuvveti / La French / The Connection filmi, 1970’lerde Marsilya’da geçen, gerçek bir  hikâyeden beyaz perdeye uyarlandı. 1971 Amerika yapımı meşhur William Friedkin filmi The French Connection’dan esinlenen Kanunun Kuvveti gerilimi yüksek bir suç filmi. Artist filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanan Fransız aktör Jean Dujardin başta olmak üzere, Gilles Lellouche, Céline Sallette, Mélanie Doutey, Benoît Magimel ve Guillaume Gouix gibi güçlü oyuncu kadrosuna sahip. Film tüm dünyanın uyuşturucu trafiğinin en yoğun yaşandığı Marsilya’da yer alan bir uyuşturucu şebekesini ortadan kaldırmak için yapılanları gözler önüne seriyor.

Kentin Üzerindeki Eller / Le Mani Sulla Città / Hands Over The City / Francesco Rosi / İtalya-Fransa

Yakın zamanda kaybettiğimiz ustaları filmler ile hatırlamak için Anılarına bölümünde gösterilecek olan Kentin Üzerindeki Eller / Le Mani Sulla Città / Hands Over The City, yazar ve yönetmenliğini yeni gerçekçiliğin ustalarından Francesco Rosi’nin yaptığı, 52 yıl sonra bugün hâlâ güncelliğini koruyan bir politik sinema başyapıtı. Kentin Üzerindeki Eller, belediye meclisi seçimleri öncesinde Napoli’de geçiyor. Politikacılar ve inşaat şirketi sahipleri, kentsel dönüşüm adı altında, yapılacak yeni binaları halka büyük bir hizmet gibi sunuyor; fakat rant amacıyla alelacele girişilen bu proje korkunç bir inşaat kazasıyla yarıda kesiliyor. Meclisteki muhalefet partisi üyelerinin isteğiyle, projenin hukuksuzluğunun araştırılması için bir komisyon kuruluyor ama yolsuzluklar bir şekilde kitabına uydurulmuş durumda.

Küçük Serseri / P’tit Quinquin / Li’l Quinquin / Bruno Dumont / Fransa

Ünlü Fransız sinema dergisi Cahiers du cinéma’nın geçen yılın en iyi filmi seçtiği Küçük Serseri / P’tit Quinquin / Li’l Quinquin /, aslında yönetmen Bruno Dumont’un ARTE kanalı için çektiği bir mini dizi; ancak televizyon prömiyeri öncesinde, Cannes’da Yönetmenlerin 15 Günü bölümünde gösterilmesinden bu yana festivallerde de bütünlüklü bir film olarak büyük ilgi topladı. Fransa’nın kuzeyindeki bir kasabada, ineklerin içlerinde insan organları bulunması sayesinde ortaya çıkan bir dizi garip cinayetin araştırılmasını konu alan film, Dumont’un meşhur İnsanlık’ı ile İkiz Tepeler filmlerindeki kara komedi tarzlarının garip bir karışımı.

Mahkeme / Court / Chaitanya Tamhane / Hindistan

Chaitanya Tamhane’nin yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Mahkeme / Court prömiyerini yaptığı 71. Venedik Film Festivali’nde Ufuklar Bölümü’nde En İyi Film ve Geleceğin Aslanı Ödülü’ne layık görüldü. Hindistan’da geçen film eğitim, sınıflaşma ve güce erişim konularını tartışarak Hindistan’ın hukuk sistemini masaya yatırıyor, bir yandan da evrensel bir değer olan adaletin nasıl dağıtıldığını kurumları ve uygulayıcılarıyla sorguluyor.

Onur / Pride / Matthew Warchus / İngiltere

Altın Küre’de yarışan Onur / Pride, baskılara karşı dayanışma içerisinde göğüs geren madencilerin ve onlara destek veren bir grup gey ve lezbiyenin hikâyesini anlatıyor. İngiliz yönetmen Matthew Warchus’un bu ikinci filmi Cannes Film Festivali’nde Kuir Palmiye ödülünü kazandı. Senaristi Stephen Beresford ve yapımcısı David Livingstone’a Britanya Yapımı En İyi İlk Film BAFTA ödülü kazandıran bu dayanışma öyküsü, yılın en renkli yapımlarından. Filme ilham veren LGBT aktivistleri Gethin Roberts, Nicola Field ve Mike Jackson festivalde aramızda olacak.

Postacının Beyaz Geceleri / Belye nochi pochtalona Alekseya Tryapitsyna / The Postman’s White Nights / Andrey Konchalovsky / Rusya

Rusya’da göl kıyısında ücra bir kasabada yaşayan bir postacının âşık olması ve motorunun bozulmasıyla hem onun hem de köyünün alt üst yaşamını anlatan Postacının Beyaz Geceleri / Belye nochi pochtalona Alekseya Tryapitsyna / The Postman’s White Nights, Rusya’nın bugününü resmediyor. Emektar Rus yönetmen Andrey Konchalovsky’nin beş yıllık bir aradan sonra sinemaya muhteşem dönüşünü müjdeleyen film, Venedik Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ödülünü kazandı. Konchalovsky, bu filmi “bir yenidoğanın gözlerinden” çektiğini söylüyor.

Sessiz Kalp / Stille Hjerte / Silent Heart / Bille August / Danimarka

Danimarka’nın çıkardığı en önemli yönetmenlerden Bille August’un geçtiğimiz yıl San Sebastian Film Festivali’nde parlayan filmi Sessiz Kalp / Stille Hjerte / Silent Heart, yönetmenin son dönemdeki en işlerinden biri olarak kabul ediliyor. Üç kuşak aile bireylerini bir hafta sonu bir araya getiren ve yaşamla ölüm üzerine bir kez daha akıl yürüten August’un çarpıcı filmi Sessiz Kalp / Stille Hjerte / Silent Heart’ın başrol oyuncusu Paprika Steen, San Sabastian’da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı.

Taksi / Taxi / Jafar Panahi / İran

2015 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı alan Taksi / Taxi, rejim karşıtı yönetmen Jafar Panahi’nin tüm yasaklara rağmen çektiği filmi. Taksi / Taxi’de, Tahran’da bir taksiye yerleştirilen kamera, taksici ile müşteriler arasında geçen diyalogları kaydediyor. Tahran sokaklarında dolaşan taksinin şoför koltuğunda da yönetmenin kendisi, Jafar Panahi yer alıyor. Taksiye binen birbirinden farklı yolcularla yapılan röportajlarda haklın ülke gündemiyle ilgili sorulara samimiyetle verdiği cevaplar, komedi ve dram öğeleri içeriyor ve İran toplumunun samimi bir portresini çiziliyor.

Tanrılarla Konuşmalar / Words with Gods / Guillermo Arriaga, Emir Kusturica, Amos Gitai, Mira Nair, Warwick Thornton, Hector Babenco, Bahman Ghobadi, Hideo Nakata, Álex de la Iglesia / Meksika

Farklı coğrafya ve inanç sistemlerinden 9 ünlü yönetmenin bir araya gelerek yaptıkları Tanrılarla Konuşmalar / Words with Gods, inanç ve inançsızlık üzerine bir film. Farklı coğrafyalardan gelen tanınmış yönetmen kadrosuyla ateizmden Hinduizm’e, İslam’dan Budizm’e kadar uzanan bir yelpazede her yönetmen kendi kültürüne yakın duran inanç sistemi üzerinden bir hikâye anlatıyor.

Victoria /  Sebastian Schipper / Almanya

2015 Berlinale’den En İyi Görüntü için verilen Gümüş Aslan ödülünü alan Victoria adını Berlin’e taşınmış, hayatını kafede çalışarak kazanan genç bir kadından alıyor. Victoria, daha şehirdeki ilk günlerinde bir banka soygununa varacak olaylar silsilesine kapılıyor. Benzerine kolay rastlanılamayacak türden, 140 dakikalık tek bir plandan oluşan filmde dram, mizah, romantizm ve suç bir arada. Sebastian Schipper’in yönettiği Victoria, Alman Sanat Sinemaları Birliği Özel Ödülü’nün yanı sıra Morgenpost İzleyici Ödülü’nü de kazandı.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.