Keşfet #57: Ghost World (2001) – Terry Zwigoff

Keşfet #57: Ghost World (2001) – Terry Zwigoff

Share Button

Hepimizin hayatının bir döneminde, en çok da ergenlikten olgunluğa geçiş sürecinde tanıştığımız, bir süre yediğimizin-içtiğimizin ayrı gitmediği, her gün karşılaşmanın veya buluşmanın bir rutin haline geldiği; ancak birdenbire yollarımızın ayrıldığı ve sonradan özlemle buluşmak istesek de aynı sıcaklığı ve tadı alamadığımız tanıdıklarımız olmuştur ve daha da olacaktır. Hani bir karşılaşmamızda “seni arayacağım” deyip aramadıklarımız veya “ara beni” dediğimiz halde aramayanlardır belki onlar. Genelde kafa yormadan, sadece birbirimiz için artık cazip olmadığımız hissiyle ve biraz da küçük yalanlarla öteleriz bu durumu; ancak üzerine biraz düşündüğümüzde veya kendimizi zorlayıp yeniden yakınlaşmaya çabaladığımızda karşımızdaki insanın değişmiş olduğuna kanaat getirir ve o sıcaklığın ve samimiyetin tekrar kurulamazlığına hükmederiz. Bu durumun kaynağında mutlaka değişim de vardır, hatta belki aynı kaldığımızı iddia etsek ve göremesek bile bizde de gerçekleşmiştir; ancak sadece değişim kelimesi açıklamaz bu geri dönülemez uzaklaşmanın sebebini. Masaya yatırmak ve bir zamanlar mevcut olan yol birliğinin nasıl kırıldığını ve farklı yollarda mesafeler aldıkça uzaklaşıldığını görmek için en güzel örneklerden biri olabilir Terry Zwigoff’un 2001 tarihli Ghost World filmi.

Daniel Clowes tarafından 1993–1997 yılları arasında seri olarak çizilen ve 1997 yılında kitap halinde de basılan aynı adlı çizgi romandan sinemaya uyarlanan Ghost World, kolejden yeni mezun olmuş iki çok yakın arkadaş olan Enid (Thora Birch) ve Rebecca (Scarlett Johansson) karakterlerini merkeze alır. Kasabalarında amaçsızca dolaşıp ilginçlik arayan, popüler kültürü ve kendi kuşağını yeren tavırlarıyla kendilerini toplumdan yalıtan, son derece eleştirel, detaycı ve memnuniyetsiz tutumlarıyla ergenliğin sorgulama döneminin zirvesinde yer alan ikilinin, yetişkinliğe geçiş sürecindeki sürüklenişleri ve hayatı alaya alan konumlarını koruyamamaları izleyiciye aktarılır. Bir gazeteye verdiği ilanla aşık olduğu kadını arayan, nostaljik takıntıları sebebiyle çağa ayak uyduramadığı için asosyal bir yaşam süren orta yaşlı bekar Seymour (Steve Buscemi), ikilinin birlikteliği için bir kırılma yaratacaktır. Başlangıçta sadece eğlenmek için ilandaki kadın olduğunu bildirip Seymour’u buluşmaya çağıran Enid ve Rebecca, onun kişiliğini, hayatını ve kendilerine göre ‘zavallılığını’ çözmek için Seymour’u izledikçe onun popüler kültürden ve sıradanlıktan uzak yaşamı özellikle Enid için ilgi merkezi haline gelir. Hatta Enid, dalga geçtiği bir durum olan Seymour’un sevgilisizliğine çareler aramaya dahi koyulurken öncesinde Enid ile Rebecca arasında mevcut olan rutin buluşmalar bu defa Enid ile Seymour arasında gerçekleşir. Bu süreçte bireylerin kendi yollarını çizme zorunluluğuna, kendileri veya bir başkası tarafından belirlense de ayrı yollarda ilerlemeye başlamanın birbirlerinden kopma mecburiyetini de beraberinde getirmesine üç farklı örnekle şahit oluruz. Karşılıklı etkileşimin en yoğun yaşandığı ve bireylere bir amaç ve çıkış arayışında ivme kazandıran yaşam deneyimlerinin sonunda üç karakter de kendi yollarında geri dönülemez bir mesafe katedecek ve tekrar buluşsalar dahi aynı çekimi tekrar yakalayamayacakları bir konuma sürükleneceklerdir.

Ghost World, farklı bir kişiliğe ve farklı bir hayata sahip olma arzusunun ön planda olduğu ergenlik döneminin yerini, hayatın gerçekliğine, sıkıcılığına ve herkes için aynı olan sorumluluklara teslim olmaya bıraktığı yetişkinliğe geçiş sürecini örneklerken, hepimizde var olan benzer geçmişi ve deneyimleri de bizlere hatırlatarak kalbimizi kazanır. Karakterlerin sıradışılığı ve filmin başlarında belki de çoğumuz için itici gelebilecek duygusuz tavırları da giderek sıradanlığa, yalnızlığa ve duygusal zaafların ortaya çıkışına evrildikçe, bu itici bulma hissi yerini karakterleri sahiplenmeye bırakır; çünkü ideallerinden vazgeçmek zorunda kalarak ve bir zamanların asiliğini geçmişte bırakarak maddi ve duygusal bağımlılıklarla hayata devam eden bizlerin, ergenliğimizi ne kadar geride bıraktığımızı hatırlamamıza neden olurlar. Hem geriye dönüp bakınca, kaçımız ergenlik döneminde çekici olduğunu iddia edebilir ki!

, , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.