Child’s Pose (2013): Anne, Kilidi Açar mısın?

Child’s Pose (2013): Anne, Kilidi Açar mısın?

Yazar Puanı4
  • Romen sinemasının son yıllardaki en iyi örneklerinden biri olan Çocuk Pozu, sistemin yozluğu, adaletin yoksunluğu ve bu kokuşmuşluğun aile içi ilişkilere yansımasını bir arada barındıran başarılı bir film. Yönetmen Calin Peter Netzer, filmleriyle ilgili en çok üzerinde durduğu şeyin gerçeği yansıtmak olduğunu söylüyor. Nitekim hem konu hem de kullanılan teknik, bizi gerçekliğin tam ortasına götürüyor. Yakın planlar ve plansızlığa programlanmış kamera hareketleri, fluya kaçan sahneler ve odağın kaybolduğu planlar, filmle bağımızı koparırken bir yandan da kuvvetlendiriyor.
Share Button

Konuk Yazar: Besna Ağın

Post komünist Romanya’nın üst sınıf mensubu mimarı olan Cornelia gibi insanlar şunu sorgulatır: Kötülüğü sadece kötü olanlar mı yapar? Kendi güçsüzlüklerinin farkında olmayıp geri dönülemez zarar vermekte olduklarını reddeden, kendi yarattıkları vahşetin sorumluluğunu kabul etmeyen güç sarhoşları Romanya’yı da çevrelemiş belli ki. Yani yalnız değiliz.

30 yaşındaki oğlu Barbu’nun 14 yaşında bir çocuğu aşırı hız ve hatalı sollama yaptığı için otoyolda öldürmesi sonucu Cornelia, ölen çocuğun ailesinin evine baş sağlığı dilemeye gelir. Baş sağlığı ise bir paravandır aslında, Cornelia’nın asıl istediği ailenin resmi şikâyeti geri çekmesidir; yoksa gelecek yıl kimya doktorası yapacak ve tezleri yayınlanacak olan biricik oğlu Barbu’nun hayatı kayacaktır. Bir çocuğun öldüğünün farkında değildir; olayı her seferinde talihsizlik olarak adlandırır. Onun tek bir çocuğu vardır, oysa bu ailenin “ekstra” bir çocuğu daha vardır. Peki ya Cornelia, Barbu olmazsa ne yapacaktır? Başsağlığına gitmiş bir anneden duymayı beklediğimiz şeyler değildir bunlar, eğer bu anne Cornelia değilse.

Parayla her türlü vicdansızlığın ve ahlaksızlığın yapılabildiğine fazlasıyla aşinayız. Fakat bunların yapılabiliyor olması, içerideki pürüzleri gidermiyor neyse ki. Ne Barbu ne de annesi, yaşamlarına huzur ve mutluluk gibi kavramları sokmayalı uzun zaman olmuş. Kanlı canlı psikoanalitik bir klişe olan anne-oğul ilişkileri, ikisinin de hayatına verebileceği en üst zararı vermiş.

– “Sonuçta sen bir erkeksin. Bana vurmak isterlerse ben ne yapabilirim ki?”

Cornelia saldırabileceği her türlü sağlıksız alanı kullanır oğluyla sağlıklı bir ilişki kurabilmek için, buna Barbu’nun erkekliği de dâhil. Korunmaya ihtiyacı olduğundan, sevgiye açlığından bahseder. Fakat biz bu ilişkinin ne kadar az samimi olduğunu görebiliyoruz. Birbirine değer veren bir anne-oğul yok karşımızda, adeta nefret eden bir oğlan ve sevgi kelimesini yanlış anlamış bir anne var.

Romen sinemasının son yıllardaki en iyi örneklerinden biri olan Çocuk Pozu, sistemin yozluğu, adaletin yoksunluğu ve bu kokuşmuşluğun aile içi ilişkilere yansımasını bir arada barındıran başarılı bir film. Yönetmen Calin Peter Netzer, filmleriyle ilgili en çok üzerinde durduğu şeyin gerçeği yansıtmak olduğunu söylüyor. Nitekim hem konu hem de kullanılan teknik, bizi gerçekliğin tam ortasına götürüyor. Yakın planlar ve plansızlığa programlanmış kamera hareketleri, fluya kaçan sahneler ve odağın kaybolduğu planlar, filmle bağımızı koparırken bir yandan da kuvvetlendiriyor.

Film finale yaklaşırken annesinin arabasının arka koltuğunda oturan Barbu, annesine kilidi açmasını söyler; inip ölmesine sebep olduğu çocuğun babasından af dileyecektir. Annesi kilidi açar; Barbu özgürleşmek için kilidin açılmasını beklemek zorundadır. Af dileme sahnesini ise yine Cornelia’nın gözünden, dikiz aynasından görürüz. Belki Barbu bir adım atmış olabilir; fakat hayatı hala annesinin çerçevesindedir. Ve bir insanın kişiliğini geri kazanması bir aftan çok daha fazlasını gerektirebilir.

twitter.com/Bsngn

, , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.