Two Days, One Night (2014): Sınıf Temelli Umursamazlık İlkesi

Two Days, One Night (2014): Sınıf Temelli Umursamazlık İlkesi

Yazar Puanı4.5
  • Dardenne kardeşlerin Two Days, One Night / İki Gün, Bir Gece filmi, hiçbir iş yapmadan dünya nimetlerinden faydalanan patronun, çalışarak ekmeğini kazanmak isteyen işçilerine karşı sergilediği umursamazlık ilkesini gözler önüne sererken, işçiler arasındaki mecburiyetler ve kısmi umursamazlığa da derinlemesine değiniyor.
Share Button

Ekmeği emek harcayanlar mı kazanır? Her ne kadar yaşadığımız dünyaya oldukça uygunmuş gibi görünse de bu sorunun yanıtını olumlu bir şekilde vermek imkânsızdır. Dış dünyada kusur kuralı vardır ve dolayısıyla emek harcamayan kişi de ekmeğini kazanır; öyle ki hiç çalışmadan, pinekleyen kişi çalışandan daha fazla kazanır. Çok iyi biliyoruz ki bahsedilen dış dünyada her şey, onu elinde tutana aittir ve bu aitlik peşi sıra umursamazlık ilkesini de oluşturur. (*) Dardenne kardeşlerin Two Days, One Night / İki Gün, Bir Gece filmi, hiçbir iş yapmadan dünya nimetlerinden faydalanan patronun, çalışarak ekmeğini kazanmak isteyen işçilerine karşı sergilediği umursamazlık ilkesini gözler önüne sererken, işçiler arasındaki mecburiyetler ve kısmi umursamazlığa da derinlemesine değiniyor.

Bu sorgulamanın eksenini tamamen ahlaki bir boyutta gerçekleştirmek yerine yaşam gailesinin dayattığı bireysel tutumlar üzerinden oluşturarak kendi söyleminde mesafesini korumayı da başarması, yönetmenlerin tüm filmlerinden aşina olduğumuz başarıları. Ahlaki tutumu iyi ve kötü davranışın, doğru ve yanlışın oluşturduğundan hareketle bireyin karşısındakine karşı ahlaki tutumunun hangi doğru ve yanlışa göre hareket etmesi gerektiği sorgulamasını da tam olarak bu noktada yaptırmaya başlıyor film: Sandra’nın işten atılması ve alacakları prim arasında bir tercihe zorlananlar -patronun umursamazlık ilkesini sergilediğini burada net olarak görürüz- arkadaşı ve geçimini sağlamakla yükümlü olduklarına karşı bir ahlaki ikilemdeyken; aynı ikilemi, var olan işini kaybetmek ile arkadaşlarına karşı kendini acındırmak ve onların huzurunu bozmak arasında kalan Sandra da yaşıyor. Arkadaşlarının Sandra’nın mücadelesine karşı sergiledikleri tutumu ise büyük oranda mecburiyetleri oluşturuyor; fakat kimilerinin sergilemiş olduğu kısmi umursamazlık da es geçilmemeli.

Bu noktada yazıda bahsi geçen umursamazlık ilkesini kabaca açıklamak zaruri bir hal alıyor. Var olan bir niceliğe doğrudan tekabül eden eşit derecede iyi fakat çatışan iki parametre bulunması durumunda, bir parametreyi diğer bir parametreye tercih etmemiz için hiçbir sebebimiz yok ise umursamazlık ilkesi uygulanır. Film çerçevesinde bunu değerlendirecek olursak; patronun maddi olarak bir kısıtlamaya gitme zorunluluğunu! yukarıda bahsetmiş olduğum nicelik olarak ele aldığımızda, bunu elde etmesi için ortaya sunduğu iki parametrenin işçilerin primlerinden vazgeçmeleri veya buna karşılık bir arkadaşlarının işten çıkarılması olarak düşünebiliriz. Patron açısından bu iki parametre eşit derecede iyi; fakat işçiler açısından çatışan iki parametredir. İşçilerin birbirlerine karşı sergilemiş oldukları umursamazlık ilkesini kısmi olarak niteleme nedenim ise; sınıfsal olarak alt sınıfa dâhil olan bireylerin, üst sınıfa dâhil olmak ya da kendi hedeflerini sadece sınıf atlamaya endekslemeleri nedeninin, onları toplumsal ahlakın dışında hareket etmeye itmesinden kaynaklı. Mecburiyetleri ekseninde hareket eden işçileri toplumsal ahlak normları içerisinde haklı bulurken, sınıf endeksli tutumlarından kaynaklı eylemde olan işçilerin bu normların dışında tutulması ise kısmi umursamazlıkları nedeniyledir.

Film boyunca izleyicinin karakterler ile kurduğu özdeşlik ve tiksinme duygusunun yerindeliği, Dardenne kardeşlerin kendilerini konumlandırdıkları mesafeden ötürüdür. Patron karakteri için çizilen umursamazlık ilkesini iş dünyası çerçevesinde ele almaları, işçilerin bir tercihe zorlanmaları durumunu ahlak ve mecburiyetler temelinde işlemeleri ve sınıf hiyerarşisi ekseninde kısmi umursamazlığa değinmeleri yönetmenlerin işledikleri konuya karşı soğukkanlı olmalarından değil, karakterleri ile aralarına koymuş olduğu mesafeden kaynaklıdır. Bu mesafenin filmin anlatı yapısını didaktik bir eksenden uzaklaştırması da iyi olarak nitelendirilmesi için yeterli olacaktır.

Son olarak, Dardenne kardeşler İki Gün, Bir Gece’de sadece işçilerin kendi istekleri dışında itildikleri bir tercih ikilemini sergilemekle yetinmeyip, ufak dokunuşlar ile dayanışma ruhunun erdemliğini hatırlamaktan geri kalmıyorlar. Filmin tek uzak kalan noktası ise rasyonel bir meselenin aktarımında oyunculuklar nedeniyle anlatının uzlaşmayıp yapay bir sorun oluşturması.

* Kierkegaard, Soren, Korku ve Titreme, Pinhan Yayıncılık

twitter.com/teksinbegec

, , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.