Keşfet #37: Una Giornata Particolare / A Special Day (1977) – Ettore Scola

Keşfet #37: Una Giornata Particolare / A Special Day (1977) – Ettore Scola

Share Button

Ettore Scola’nın yönetmiş olduğu Una Giornata Particolare (Özel Bir Gün) koskocaman bir binada birbirleriyle yolları kesişen iki kişinin hayatına bir günlüğüne davet ediyor bizi. Altı çocuklu, cahil bir kadın olan ve eşinden görmediği ilgi yüzünden derin bir yalnızlığa hapsolmuş Antonietta -Sophia Loren- ile; sistem karşıtı, yalnız ve umutsuz, intihar eşiğinde bir eşcinsel olan Gabriele’nin -Marcello Mastroianni- bir günlük çok özel birlikteliğini, fonda savaş öncesindeki Hitler-Mussolini birleşmesindeki kutlamaları kullanarak anlatan Scola, ismi gibi çok özel bir filme imza atıyor.

Filmin başlangıcında gayet pejmürde halde, makyajsız bir şekilde kendini evine adayan, sabah eşi ve çocuklarını uyandırıp hazırlayan neredeyse yüzündeki o donuk ifadenin asla değişmediğini düşündüğümüz Antonietta’yı; ev ahalisinin tüm sitenin kutlamalara gitmesi dolayısıyla kendisini her zamanki ev işlerine vermiş halde görürüz. Hatta saat başı alarm kurarak zamanını planlamaktadır. Gabriele’nin papağanın kaçması sonucunda Antonietta ile yolları kesişir.

Bu yalnız ve biçare iki kalp hiç sebepleri yokken birbirlerine sırlarını vermeye başlar, ortak noktalar bulunur ancak imkânsız bir beraberliktir. Antonietta altı çocukludur Gabriele ise bir gaydir. Filmin başlarında Gabriele telefon konuşmasında bir erkek ismi söyleyerek bu durumu açık etse de filmin son yarım saatine kadar ustaca gizlenir. Gabriele’nin nezaketinden etkilenen neredeyse hayatından bıkmış hatta sistem yanlısı olduğu için bile aralarındaki uçurumun farkında olan Antonietta karşı konulamaz bir biçimde etkilenmiştir. Hâlbuki bir nevi erkeklik simgesi olan Mussolini’nin fotoğraf albümünde de yazdığı gibi Gabriele ne bir erkek, ne bir askerdir. Sadece iyi biridir o kadar.

Yedi çocuktan sonra devlet desteği verilmesi sebebiyle kalabalık İtalyan bir aileye sahip olan ancak bu kalabalık içerisinde adeta köle konumundaki kadınların bir yansımasıdır Antonietta. Ev işleri altında ezilen ve sömürülen bir kadın olmasının yanında kocası da sürekli onu aldatmaktır. Cahilliği sebebiyle birçok konuda çekingen ve kaderine boyun eğmiş durumdadır. Film boyunca o derin yalnızlığını sürekli hissederiz. Aynı şekilde şehirdeki bütün itibarı ile birlikte özgüvenini yitirmiş Gabriele de büyük bir yalnızlık içerisinde çırpınmakta, isyan etme gücü bile bulamamış ve sinmiştir. Yakınlaşan, sırlarını paylaşan hatta birlikte sevişen çift çıkış yolu aramaktadırlar. Sevişmeleri ise bir bedensel birleşmedir sadece. Cinsel bir eylemden çok paylaşmayı anlatır, zaten sevişme sonunda gay olmanın kadınlarla yatamamak olmadığı sadece bir tercih olduğunu belirtir Gabriele.

Bekârlık vergisi ödeyen ve “Sanki yalnızlık bir zenginlikmiş” diyen Gabriele’nin akşam gidişi arkasından, hediye ettiği kitabı biraz okuyan ve tek tek ışıkları söndürerek kocasının yanına dönen Antonietta bir kez daha yalnızlığını kabul etmiş ve sömürü hayatına geri dönmüştür. Yine de bir gün birlikte olmak, tekrar gülmek gibi yakışmıştır Antonietta’ya.

twitter.com/gok_gkhn

, , , , , , , , ,

3 comments

  1. tarık şimşek

    Cinsel bir eylemden çok paylaşmayı anlatır, zaten sevişme sonunda gay olmanın kadınlarla yatamamak olmadığı sadece bir tercih olduğunu belirtir Gabriele.

    selamlar ben sitenizi takip ediyorum severek; keşfet bölümünüzden haftada bir kendime izin vererek izliyorum, (bunu daha önce belirtmiştim) bu hafta bu filmi izledim; filmlerinizi izledikten sonra yorumunuzu okuyorum, ancak ben aynı zamanda bir lgbti aktivisti olarak yukarıdaki cümlenizin bazen yanlış yorumlanabileceğini anlatmak gereği duydum, eşcinselliği yaşayıp yaşamamak bir tercihtir, cinsellik yönelimdir, yani kişi eşcinsel olabilir ama bunu yaşamak istemeyebilir, filmde de bu var zaten. Cinsel deneyimlerin cinsel yönelimleri belirlemeyeceği gerçeği.
    Ben sitenizi severek takip eden biri olarak bu cümlenizi de alındım. Ne bileyim; inanın bana eşcinsellik tercih olsaydı, bu ülkede kimse eşcinsel olmak istemezdi.
    saygılarımla;

    1. Gökhan Gök
      Author
      Gökhan Gök

      Merhaba Tarık,

      Yazıda alıntıladığın cümleyi Gabriele, bilakis cinsel kalıpları sarsmak için kendisi kuruyor. Eşcinselliğin seks boyutuna hapsedilecek bir durum olmadığını, senin de belirttiğin cinsel birleşmenin bu anlamda yönelimi belirlemediğini vurguluyor. Diğer taraftan, ben, Gabriele’nin eşcinsel kimliğinin çevre tarafından baskılandığı için yaşayamadığını, bir nevi kapana kıstırıldığını düşünüyorum. O yüzden, filmin sonunun, sizin istediğiniz gibi bir sevişme de yapabilirim ama yapmayacağım şeklinde yorumlanabileceğini düşünüyorum. Aynı durum Antonietta’nın dizayn edilmiş aile yapısı için de söylenebilir. Sanırım cümleyi farklı yorumladık, ben kendimi iyi ifade etmemiş olabilir.

      Aşağıdaki üç yazımın konuyla ilgili fikirlerimde daha açıklayıcı olduğunu düşünüyorum:

      Genel Ahlak-sız (*): Queer Sinema’ya Bir Bakış – http://www.cinerituel.com/2013/12/genel-ahlak-siz-queer-sinemaya-giris.html
      Benim Çocuğum (2013): Kabule geçmek – http://www.cinerituel.com/2014/06/kabule-gecmek-benim-cocugum.html
      Stranger by the Lake (2013): Hazzın Karanlık Yüzü – http://www.cinerituel.com/2014/05/hazzin-karanlik-yuzu-linconnu-du-lac.html

  2. tarık şimşek

    Aslında meselem; trollemek filan değildi, sadece bir an severek takip ettiğim bir sitenin ki bayağı içselleştirdiğim, bunu sizi rahatsız ederek de yaptığım bazen, işte böyle bir sitenin bir an “homofobik” olma ihtimalinin sarsıntısıydı belki de.
    Ama sizin sinemayla haşır neşirlikten nasibini alan insanlara karşı saygıyla eğilmem gerektiğini, yazılarınızdan anladım.
    susmalıyım. Film izlemeye devam. Keşfet bölümünüz umarım bir gün bitiririm. Japon sinemasından sıkılsam da.
    Saygılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.