Keşfet #31: The Victors (1963) – Carl Foreman

Keşfet #31: The Victors (1963) – Carl Foreman

Share Button

Konuk Yazar: Burç Karabulut

The Victors, yani Kazananlar, ismi itibariyle savaşın kazananlarını bir Amerikan birliği üzerinden anlatırken, anlatısındaki en dikkat çeken özelliğini ise birbiriyle alakasız gözüken ama savaşın korkunçluğunu içlerine kadar yaşayan insan hikâyelerini anlatmasıyla oluşturur. Aykırı bir iş olarak kazananların trajedisine odaklanmayı seçen film, kazananlardan beklenenin aksine bir kahramanlık hikâyesi sunmaz. 2. Dünya Savaşı’nın dünyayı özgürleştiren kahramanları, disiplini, sorumluluk sahibi olamayan, yeri geldiğinde askerliğini bile unutan yer yer nihilist nitelik kazanan savaşın zoraki kahramanları olarak anlatılırlar. Savaşın içinde kendi var oluşları ile yok oluşları arasında sıkışmış olan bu bireylerin de, askerliği ve savaşmayı, gün ve zamanı doldurmak için verilmiş birer bahane gibi gördüğü söylenebilir.

Kanazacakları ile kaybedecekleri hayat arasında bir fark görmeyen askerlerin ruh halini; bir askerin köpeğe sahip olmayı ve onu savaştan kurtarmaya çalışmasına karşın aynı askerler tarafından vurulması, Eli Wallach’in ideal bir asker olmayı sürdürmesine karşın bir kadına hasret olan hali, Brüksel’de hafif meşrep kadına âşık olan askerin aşkı bulup, kaybetmesi, orduyu terk eden bir askerin Noel gecesi tüm ordunun önünde ölüme mahkûm edilmesi gibi benzersiz ayrıntılar ile aktarması filmi klasik savaş hikâyelerinden farklı kılıyor.

Carl Foreman’ın kaleminin gücünü bilenler için hiç de sürpriz olmayan ama ilk defa bakanlar için çizdiği çerçevesiyle zamanından öte, aykırı bir klasik olarak kalacağı aşikâr olan The Victors’da ”savaş” da çok ilginç bir yerde konumlanmıştır. Savaşın bir hayalet edasıyla ortada dolaşması ve bitip geride kalması ile yaşanacaklar daha korkunç bir hal alarak, askerler arasında ne bir değer, ne bir saygı, ne de bir ahlak olmadığı birçok sahnede belirtilir. Amerikan birliğinin Sicilya’dan geçerken orada kalan eşyaları yağmalama arzusu, otoritenin yarattığı kurallara karşı çıkarak kadınlarla birlikte olup dilediklerini yapmaları ve bunlardan hiç gocunmamaları kazananların trajedisi olarak yansıtılır.

Saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca geçen zamanın sonunda niye savaşıldığının bile bilinmediği, uzadıkça uzayan yolların sonunda var olmanın yok olmaktan pek de farklı olmadığı bir cehenneme sürüklenen askerlerin hikâyesini anlatan The Victors, Saul Bass’in jeneriği ve kısa arşiv görüntülerini de filme iyice harmanlamayı başarmasının oluşturduğu deneyselliğiyle bir kazanan oluyor. (Burç Karabulut)

Not: Bu yazı ilk olarak 10.08.2014 tarihinde Evrensel Gazetesi Pazar Eki’nde yayınlanmıştır.

twitter.com/Burckarabulut

, , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.