The Congress (2013): Post-modern İnsan Deneyimi

The Congress (2013): Post-modern İnsan Deneyimi

Share Button

Konuk Yazar: Burç Karabulut

Son şans, bir sinema oyuncusunun hayatını sonsuza kadar satıp bir animasyon karakterine dönüşmesini konu alıyor. Kapitalizmin bir anlamda daha da vahşileştiği gelecekte aktrislerin imajını satarak kimyasal bir formül geliştiriliyor yani imaj satılıp, içilebilen bir ürün haline getiriliyor. Kapitalizmin kendini regenerate (kendini tekrar üretebildiği) edebildiği sürece isme, yüze ve imaja bile para etiketi muamelesi yapabileceğini gösteriyor. Teknolojiyle şekillenen yeni dünyada artık toplumsal ilişkilerin devamlılığı yok gibidir. Animasyon olmak ya da gerçek olmak bir seçimdir elbette ama teknolojiyle yeniden kurulan insanın hayatı ya da post-modern deneyimi için belki de son bir şanstır. Yaşayış farklı ama son aynıdır.

Teknolojik insan ya da efendi insanın post-modern deneyimi

Teknoloji üzerine birçok film yapıldı. Bunlardan birkaçı Terminator’den başlayıp Robocop’a, Existenz’e, Yüzüklerin Efendisi’ne sonra da Avatar’a kadar uzanmış nerdeyse tamamı bilgisayar animasyonu ya da teknoljisi (CGI) niteliğinde çekilmiş filmlere dayanan birçok film çıkarılabilir. Bir bilgisayar teknolojisi içinde çekilen, aktörlük yeteneklerinin tamamen törpülenmediğini bilsek de artık zaman ve mekânın tamamen uçsuz bucaksız bir mavi dünyanın içine kilitlendiğini düşünmek zor değil. Son şansın da en önemli çıkış noktalarından biri olan bu fikir, absürtle de karıştırılarak insanın formsuzlaştığı bir dünyada onu tek çizgi olarak hapsetmesiyle oluşuyor. Bu demektir ki yarattığı bu bilgisayar teknolojisi insanın kendisini de ister istemez insanı formsuz yani biçimsiz olarak yeniden imaj ve gençlik uğruna üretip onun suyunu sıkar hale getiriyor. Gerçek hayat da bundan farksız bir hal almaya başladı. Kendimizi yirmi dört saat bilgisayar başında oyuna kilitleyebildiğimiz, dizi ekranlarına kilitleyebildiğimiz bir dünyada yaşam bir animasyon gibi yaşamaya pekâlâ benzetilebilir. Sims, World of Warcraft gibi oyunlarla istediğimiz bir karakterin özelliklerine sahip olup, onu baştan sona kadar tasarlayıp kendimiz gibi yutturabiliyorsak animasyonlarda yaşıyoruz demektir. Gerçek hayat ile animasyon hayatı çok farksız değil. Sadece biri diğerinin illüzyonudur.

Jameson, post-modern insan deneyimini anlatırken toplumsal ilişkilerin bu çağda artık eklektik bir biçimde karşımıza çıktığını söylerken kapitalizmin de formsuz, soğuk varlığını anlatır. Frederic Jameson’ın “geç kapitalizmin kültürel mantığı” diyip elektronik teknoloji ile gelişmiş kapitalizmin dönemsel kimliği olabilecek, post-modern bir deneyim olarak anlatır bu kavramı. Jameson’ın teknolojik güçlerin dönemi diye adlandırdığı bu üç dönemin ikincisi 1940’lardan beri gelen elektronik ve nükleer teknolojinin gelişimini post-modern olarak görür. Jameson daha kültürel bir eleştiriyle post-modernizmi tanımakla yetinse de post-modernizmin sanayiyle yani ekonominin toplumsal ilişkileri de önemle vurgulanır. Post-modernizm, ismini aldığı Amerikan metropolünden ve dünyadaki tüm coğrafyaları ziyaret ettiği bu ekonomik toplumsal ilişkilere eklentiler zinciri olarak karşımıza çıkar. Toplumsal ilişkilerin zamanla eklektik bir biçimde düzenlenip kendileri için bir hafıza yaratmaktan uzaklaşarak toplumsal bir kolektif bilinçaltını oluşturmaları toplu bir hafıza problemini bir anda günlük yaşamda kendini dayatmış olur.

Son Şans’da animasyonu böyle yorumlamak mümkün hale geliyor. Ekonomik toplumsal ilişkilerin eklektik bir biçimde (yani birbirinden bağımsız parçaların bir araya gelmesi gibi de düşünülebilir) gerçek hayat-animasyon hayatı (ki bu bir illüzyondur) şeklinde ortaya çıkar. Bu farklı, apayrı bir post-modern dünya deneyimi, teknoloji vasıtasıyla tekrar üretilip yeni toplumsal ekonomik ilişkileri meydana getirir: Existenz’de bilgisayara girmesi makatına sokulacak bir fişe bağlı olan insanlar gibi; Robocop’daki yeni biyolojik adamın ortaya çıkıp hem teknolojiyle yaşamaya zorlanması, hem de bir insan olup etrafında yeni gelişen toplumsal ilişkileri yönetebilmesi gibi; Avatar filmindeki asker olan karakterin belli bir teknoloji aracılığıyla yeni ekonomik toplumsal ilişkilerin öznesi olması gibi… Bu karakterler ister istemez eski düzende sahip oldukları toplumsal ilişkilerini hatırlamakta zorluk çekip yeni bir kolektif bilinçaltına ulaşıp, yeni günlük yaşamlarına zor da olsa adapte olurlar. Animasyon aslında teknolojiyle geçilen bir dünyayı (gerçek dünyayı) arkasında bırakıp yeni kurulan toplumsal ilişkilerinin ışığında zoraki olarak toplumsal bir kolektif bilinçaltı oluşturulmasıyla yeni günlük yaşamlarına alışılmış olur. Animasyon dünyasının, kimyasal bir illüzyon dünyası olarak tanımlanması, elbette yeni kurulacak toplumsal ilişkileri yok olarak görse de kolektif bir bilinçaltına ulaşılmasıyla eski dünyadaki ilişkileri bırakması şeklinde yorumlanabilir.

Yeni toplumsal ilişkiler uğruna vazgeçilecek insanın post-modern deneyimi ise eklektik bir hafızayla mümkün olacaktır. Son Şans’da Robin sürekli hafızasını yitirip yeniden hatırlamak zorunda kalacaktır. Oğlu Aaron’ı arayışı değişmese de oğlunun yüzünü bile hatırlayamayacak duruma gelir Robin. Ne tanıdığı biri kalmıştır, ne de yüzünü bildiği eski dostları vardır. Varsalar bile kimyasalların etkisiyle ideallerindeki insan formuna dönüştüklerinden yüzleri bile farklıdır, tanıdık değillerdir, yabancıdırlar.

Post-modern insanın deneyimi kapitalizmi de ayrı deneyimlemesi ile mümkün olur. Harley Davidson’ın bir anlamda birtakım ekonomik toplumsal ilişkiler bağlamından koparılıp yeni ekonomik toplumsal ilişkiler (kapitalist üretim pratiği) sonrası günlük hayata adapte edilmesiyle, yeni bir insan kitlesinin öncesinden çok farklı olarak sahiplenilmesiyle kültürünü, kimliğini yitirip formsuzlaşır. Bu ürün bir takım toplumsal ilişkilerle kendi hafızasını yitirmiş, eklektik bir biçimde (Harley Davidson kültüründen Ugg’a giden üretimsel zincir) toplu bir hafıza problemini dayatarak kapitalist bir hafıza olarak günlük yaşamda kendini yeniler. Animasyon ise bu hafıza/üretim yaratımı için ideal bir dünya, kapitalizm için ideal yaşam biçimdir. Doktor’un dediği gibi biz insanlara yeni bir şey önermedik. Gerçek dünyada ölmeniz yerine bu illüzyon dünyasında yaşayıp ölme deneyiminizi yarattık.

twitter.com/Burckarabulut

, , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.