Türk Sineması’nda Seri Filmler (1. Bölüm): Avantürler

Türk Sineması’nda Seri Filmler (1. Bölüm): Avantürler

Share Button

Konuk Yazar: Yalçın ENGİN

Başta sinema endüstrisinin kalbi Hollywood olmak üzere diğer ülke sinemalarında da çok beğenilmiş, yüksek gişe getirisi sağlamış filmlerin devamının çekilmesi yoluna gidilmiş ve izleyicinin talebi doğrultusunda bu filmler uzun soluklu ve popüler birer seriye dönüşmüşlerdir.

Geniş bütçelerle çekilen, iddialı, gösterişli ve en azından masrafını çıkaracağına kesin gözüyle bakılan bu filmlerin bir seriye dönüşmesi seyircinin genel olarak beklenen, tahmin edilen ilgiyi göstermesi ile mümkün olabilmiştir.

Bazen de kimi küçük bütçeli ve hatta zar zor çekilen, hiç umut ışığı vermeyen filmler; inanılmaz bir ilgi ile karşılaşmışlar, filme emek verenleri bile şaşırtacak kadar sevilmişler, sinema tarihine geçmişlerdir. Bu filmlere verilebilecek en güzel örnek şüphesiz ki, efsanevi Rocky serisidir (İlk filmin senaryosunu yazan ve kapı kapı dolaşıp kabul ettirmeye çalışan Sylvester Stallone’nin küçük rollerde tanıdık ve akrabalarını oynattığı rivayet edilir).

Seriale dönüşmüş filmlerin ortak özelliği; aksiyon, avantür, komedi, bilim-kurgu, western vb. gibi türlerin olmazsa olmaz unsurlarından hareket, heyecan, gerilim ve merak duygularıyla yoğrulmuş olmaları, atraksiyona, görsel ve işitsel efektlere, trüklere, fantastik öğelere bolca yer vermeleridir. Genel izleyici kitlesine hitap eden, dünyanın her köşesinde rahatlıkla izlenip algılanabilecek filmlerdir. Ya da kestirmeden söyleyelim; eğlencelik ve harcıâlemdirler.

Diğer yandan bu filmler, yapımcıların sadece kasalarını doldurabilmek için hiç bir masraftan kaçınmadığı ticari birer meta değil; majör ülkelerin dünya ölçeğinde statülerini güçlendirmek, kendi kültürlerini en ücra köşeye bile zerk edebilmek veya yerel kültürleri de etki altına alabilmek için kullandıkları birer ideoloji pompalayıcısıdırlar.

Hollywood’un ürettiği ve dünyanın dört bir yanına Coca Cola, Mc Donalds gibi bir meta olarak pazarladığı bu serilere örnek olarak; Süperman, Rocky, Rambo, Indiana Jones, Back to the Future, Star Wars, Batman, Spider Man gösterilebilir.

Yıllar yılı finansman darlığı, teknik altyapı ve kalifiye eleman yetersizliği gibi sebeplerle global ölçekte söz sahibi olamayan Türk Sinema Sektörü ise sadece yerel kültürüne özgü yapımlarla iç piyasaya bağımlı kalmış, kendi içinde devinip durmuştur. Ancak, Yeşilçam yapımcıları da ticari sinema anlayışı gereği tutmuş her filmin devamını, talebin son kırıntısına kadar getirmekten geri durmamışlardır.

Sinemamızda seri olarak kabul edilebilecek filmlerin yapılmaya başlanması 1960’lı yılların başlarına tekabül eder.

Söz konusu yıllar; dil, anlatım, senaryo, kurgu, çekim açısı, kadrajlama vb. gibi temel sinema bileşenlerinin oturtulmaya başlandığı, tiyatro etkilerinden tam anlamı ile sıyrılmaya başlandığı yıllardır. Bu dönemde; bir yanda Lütfi Ö. Akad, Metin Erksan, Atıf Yılmaz, Ertem Göreç, Halit Refiğ gibi yönetmenler sinema üzerine kafa yorup toplumsal sorunları perdeye yansıtmaya çalışırken, diğer yanda salonları hıncahınç dolduran orta sınıf izleyici yığınları için avantürler, komediler, dramlar çeken, ticariliği ön planda tutan bir Yeşilçam sineması da filizlenmiştir.

Yazıda söz konusu edilen film serileri “ticari sinema” mantığıyla üretilmiş serilerdir, dolayısı ile muhtemelen önceden tasarlanmış, söz gelimi Lütfi Ö. Akad’ın Gelin, Düğün, Diyet; İsmail Güneş’in Gülün Bittiği Yer, Sözün Bittiği Yer, Ateşin Düştüğü Yer; Cemal Şan’ın Zeynep’in Sekiz Günü, Ali’nin Sekiz Günü, Dilber’in Sekiz Günü gibi salt gişe başarısı hedeflemeyen savlı üçlemeler, birer film serisi olarak değerlendirilmemiştir.

Şimdi türleri itibarı ile Yeşilçam’ın 1960-1990 dönemine ait seri filmlere bir göz atalım:

AVANTÜRLER

Yukarıda da belirttiğim gibi genel olarak efektlerle süslü aksiyon dolu sahnelere, heyecanı sürekli diri tutan dinamik bir kurguya sahip tempolu filmler, izleyiciden tam not almışlar ve benimsenmişlerdir.

Bu doğrultuda Yeşilçam’da da, kapsayıcı bir başlık olarak avantür türüne dâhil edebileceğimiz filmlerin devamı fazlasıyla gelmiştir. Sektör, Hollywood’un yanında esamisi bile okunamayacak derecede güdük sinemasal birikimi, teknik yetersizliğine rağmen elinden geldiğince (oyuncuların, teknik ekibin özverisi sayesinde) izleyicisini memnun etmeye çalışmıştır.

Bu filmler, her ne kadar günümüzde bir kesim izleyici tarafından alay konusu edilse de hala televizyonlarda sık sık yayınlanmakta ve yüksek izlenme oranları yakalamaktadırlar. Türk izleyicisi, tüm ilkelliğine ve çoğu kez komikliğe varacak mantıksızlıklarına rağmen bu filmleri çokça sevmiş, bağrına basmıştır.

Türk Sineması'nda Seri Filmler 1 görsel 1

Kral Cüneyt Arkın

Yeşilçam’da tarihi avantür denilince akla gelen ilk isim şüphesiz ki bu türe en çok emek vermiş, hatta dublörsüz çekimlerle hayatını ortaya koymuş, yediden yetmişe Türk izleyicisinin sevgisine mazhar olmuş Cüneyt Arkın’dır.

Kariyerine romantik jön rolleri ile başlayan ve bir süre sonra içindeki “maceperest” ruhu keşfeden Arkın; kısa zamanda tarzını değiştirir ve Medrano Sirki’nde geliştirdiği akrobasi yeteneğini de bu bol hoplamalı, zıplamalı filmlere ustaca yedirerek,  hepsi de ismiyle özdeşleşecek tarihi karakterlerden Malkoçoğlu’nu 5, Battal Gazi’yi 4 ve Kara Murat’ı ise tam 7 filmde başarıyla canlandırır.

Malkoçoğlu serisini bir film dışında Süreyya Duru çeker. Cüneyt Arkın’ın filmografisinde çok sayıda filmde imzası olan Natuk Baytan ise Kara Murat Serisi ile bir film dışında Battal Gazi serisinin tamamını yönetir.

Bu üç ana karakter dışında Selahaddin Eyyübi, Korkusuz Cengaver, Kılıç Aslan, Hakanlar Çarpışıyor, Altay’dan Gelen Yiğit gibi sayısız filmde tarihi karakterleri oynayarak bu türün tartışmasız bir numaralı ismi haline gelen Cüneyt Arkın, sinema yaşamı boyunca akla gelebilecek her türde film çekmesine ve değişik karakterler canlandırmasına rağmen seyircinin hafızasına Kara Murat olarak, Battal Gazi olarak silinmemek üzere nakşolur.

Sinemamızda seriye dönüşmüş bir başka kahraman, Suat Yalaz’ın çizgi romanından sinemaya uyarlanan ve Kartal Tibet’i üne kavuşturan Karaoğlan’dır. Kartal Tibet de Cüneyt Arkın gibi henüz sinema yaşamının başında eline geçen fırsatı iyi değerlendirerek Karaoğlan rolü ile kendini kanıtlar ve Cüneyt Arkın’dan sonra “kılıç şakırtılı” filmlerin ikinci aranan aktörü haline gelir.

Kartal Tibet’li Karaoğlan filmleri 6 tane olup ilk 5 tanesi yaratıcısı Suat Yalaz yönetiminde sinemaya uyarlanmıştır.

Türk Sineması'nda Seri Filmler 1 görsel 2

Atıl Kurt…

Yine bir çizgi roman uyarlaması olan ve Kartal Tibet’in sinema kariyerinde en az Karaoğlan kadar parlayan bir başka efsanevi kahraman ise Sezgin Burak’ın Tarkan’ı olmuştur. Tarkan serisinin ilk filmi Tunç Başaran tarafından çekilir, seri Mehmet Aslan yönetiminde devam eder ve Tibet,  tam 5 film boyunca da kurdu ile maceradan maceraya koşarak “güçlü Türk” imajını pekiştirir, birkaç kuşak izleyicinin bilinçaltına ve çocukluk düşlerine nüfuz eder.

Kartal Tibet’li 5 filmlik orijinal Tarkan serisi öncesi, 1968 yapımı Bozkırlar Şahini Tark-han ile 1969 yapımı Tarkan Camoka’ya Karşı ve Tarkan Canavarlı Kule olmak üzere farklı oyuncularla çekilen 3 Tarkan filmi daha mevcuttur (İlk Tarkan filminin çekimi öncesi, filmde Tarkan’ı canlandıracak oyuncuyu bulmak için bir yarışma düzenlenir, yarışmayı Ünal Şahin adlı bir kişi kazanır. Fakat Başaran ve Eğilmez filmde tanınmayan birinin başrolü oynamasının riskli olacağını savunup rolü o dönem oldukça popüler olan Kartal Tibet’e verirler. İlk Tarkan filminde oynaması için seçilen ancak sonra vazgeçilen Ünal Şahin, “Tarkan Canavarlı Kule” adlı filmde Tarkan’ı canlandırır. Sezgin Burak’ın çizgi romanları dışında senaryoya sahip bu filmler, orijinal Tarkan serisine dâhil edilmemektedir).*

Şunu da vurgulamak gerekir ki, bu tarihi kahramanlık destanlarının çok tutulmasında oyuncuların başarısı kadar, içerdikleri yoğun milliyetçilik duygusu da (arada şovenizme kaçsa da) etkili olmuştur.

Türk Sineması'nda Seri Filmler 1 görsel 3

Rekortmen Kilink

1967 yılında Yeşilçam, muhtemelen dünyada dahi eşi benzeri az görülecek bir rekora imza atar ve aynı yıl içerisinde tam 10 Adet Killing veya Kilink filmi çekilir.

Dış kaynaklı  fotoroman uyarlaması, iskelet kostümlü bu sevimsiz anti-kahramanla en çok haşır neşir olan isim Yılmaz Atadeniz  olur ve serinin 4 filmini o çeker: Kilink İstanbul’da, Kilink Soy ve Öldür, Kilink Uçan Adama Karşı ve Caniler Kralı Kilink.

Derme çatma, komik dekor ve kostümlerle bir çırpıda çeki verilen diğer Kilink filmleri ve yönetmenleri ise Dişi Kilink (Aram Gülyüz), Kilink Canilere Karşı (Çetin İnanç), Kilink Frankeştayn ve Dr. No’ya Karşı (Nuri Akıncı), Kilink Ölüler Konuşmaz/Sarışın Tehlike (Yavuz Figenli), Sihirbazlar Kralı Mandrake Kiling’in Peşinde (Oksal Pekmezoğlu), Şaşkın Hafiye Kilink’e Karşı (Natuk Baytan)’dır.

“İyi Kilink yapan” 1967 yılı sonrası birden hız kesen seri, ileriki yıllarda çekilen iki filmle nihayete erer: Killing Ölüm Saçıyor (1971-Birsen Kaya), Killing Kolsuz Kahramana Karşı (1974-Müjdat Saylav).

Dikkat edilecek olursa yaratıcılıkta sınır tanımayan Yeşilçam yapımcıları; Killing’in karşısına Mandrake, Frankeştayn, Uçan Adam, Kolsuz Kahraman, Şaşkın Hafiye gibi kimisi tanınmış, kimisi ne idüğü belirsiz rakipler çıkararak ilginç kombinasyonlar üretmiştir.

Türk Sineması'nda Seri Filmler 1 görsel 4

Parçala Behçet

Yeşilçam’da 1970’lerin başında patlak veren malum seks furyasının sembol isimlerinden Behçet Nacar, seks avantür olarak adlandırılabilecek ve serinin amiral gemisi, isim babası Parçala Behçet (1972-Melih Gülgen) başta olmak üzere Ustura Behçet (1972-Asaf Tengiz), Bastır Behçet Bastır (1972-Yavuz Figenli), Namın Yürüsün Behçet (1973-T. Fikret Uçak), Sev Beni Behçet (1974-Yılmaz Atadeniz), Komando Behçet (1974-Yılmaz Atadeniz), Zımbala Behçet/Parçala 76 (1975- Yavuz Figenli) gibi amiyane, komik, garip ve cinsel çağrışımlarla yüklü isimlere sahip bir “Behçet serisi” çeker.

Ancak şöyle de bir durum vardır: Seriye dâhil filmler birbirinden kopuktur, ortada söz gelimi bir Tarkan, Kara Murat gibi standart ve kimliği, kişiliği kalın çizgilerle belirlenmiş bir karakter yoktur. Tek ortak noktaları, “dövünce fena döven, vurunca deviren; aynı paralel de iyi seven, film boyunca bir dolu adamla dövüşüp bir dolu kadınla sevişen” Behçet adlı adamın varlığıdır (Aynı kopukluk ve karakter istikrarsızlığı incelenen Tayfur, Ayşecik, Sezercik vb, Fosforlu gibi tiplemelerle oluşturulmuş serilerde de mevcuttur ve ilgili bölümlerde söz konusu edilmiştir).

Behçet Nacar gibi bir başka Yeşilçam emekçisi Süheyl Eğriboz’un, 1970’li yıllarda “Sütçü” adlı tiplemesi ile ünlenip çektiği Lambaya Püf De/Sütçü (1973), Sütçü (1973) ve 1974 yapımı Sütçü’nün Rüyası filmleri de bir seri olarak kabul edilebilir (Eğriboz, 2000’li yıllarda verdiği röportajlarda** Haydi Bastır Sütçü, Sütçü Kıbrıs’ta, Sütçü ve Eşeği, Sütçü’nün Çocukları gibi filmlerden oluşan bir avantür komedi serisinden bahsetmiştir, ancak bu isimlere sahip filmler kaynaklarda yer almamaktadır).

Cüneyt Arkın’ın 1982-1985 yılları arasında Çetin İnanç’la çektiği, tahammül sınırlarını fazlasıyla zorlayan, çok yaratıcı! ve tuhaf çekim tekniklerinin bolca kullanıldığı Dört Yanım Cehennem, Dünyayı Kurtaran Adam, Gırgır Ali, Kelepçe, Son Savaşçı, Ölümsüz, En Büyük Yumruk, Erkekçe, Vahşi Kan, Çöl, Ölüme Son Adım, İdamlık, İntikam Benim, Deli Fişek, Dev Kanı, Ölüm Savaşçısı, Bin Defa Ölürüm, Kaplanlar adlı filmler de, içerdikleri kendine özgü aksiyon anlayışı ve fars güldürü öğeleri ile rahatlıkla bir “absürt avantür” serisi olarak değerlendirilebilir.

Diğerleri

Son olarak, Yeşilçam’ın klasik dönemi olarak adlandıracağımız 1960-1990 dönemine ait yukarıda belirtilen çok filmli avantür serilerinin yanı sıra, iki filmle sınırlı kalmış avantürleri örnekleyelim:

-James Bond’un yerli versiyonu ve Göksel Arsoy tarafından canlandırılmış Altın Çocuk (1966-Memduh Ün) ve Altın Çocuk Beyrut’ta (1967-Ertem Göreç),

-Maskeli Beşler (1968-Yılmaz Atadeniz) ve Maskeli Beşler’in Dönüşü (1968-Yılmaz Atadeniz)

-Zagor Kara Bela (1971-Nişan Hançer) ve Zagor Kara Korsanın Hazineleri (1971-Nişan Hançer)

-Cüneyt Arkın’ın dönemin modasına uygun, toplumsal içerikli filmi Cemil (1975-Melih Gülgen) ve Cemil Dönüyor (1977-Melih Gülgen)

-Kunt Tulgar’ın Tolga Savacı’lı 3 filmlik aksiyon serisi Kurtlar Geceyi Sever (1988).

* www.wikipedia.org
** www.sinematurk.com sitesinde Yakup Sancı’nın ve 18.05.2008 tarihli Zaman Gazetesi’nde Murat Tokay’ın yaptığı Süheyl Eğriboz röportajları

Bir Sonraki Bölüm: Türk Sineması’nda Seri Filmler 2. Bölüm (Komediler)

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.