Mandela Long Walk the Freedom (2013): Mücadele Dolu Bir Hayata Dair

Mandela Long Walk the Freedom (2013): Mücadele Dolu Bir Hayata Dair

Share Button

Konuk Yazar: Burç Karabulut

Mandela: Özgürlüğe giden yol

Mandela galiba film olamayacak biyografilerin başında geliyor. O kadar çok şey yapıp, o kadar bedel ödemiş biri ki sadece kronolojik bazlı bir anlatıma gidilmemeliydi. Yine de pozitifi de görmeye çalışalım. İdris Elba çok iyi bir oyuncu potansiyeli olduğunu her sahnede dikkati kendine çekerek gösteriyor. Filmdeki diğer oyuncular onun kadar iyi değiller, hatta performansları vasatın altında bile sayılabilir. Peki, bunları bırakıp Mandela ve özgürlük adına ne anlatabilirsiniz diye sorulsa çok fazla materyal çıkar eminim. Belki günlerce belgesel izlemeli ve kitaplar okunmalı çünkü Mandela’yı anlatmak kolay bir şey değil. ANC günleri mi, tutsaklık günleri mi yoksa zor yıllardan sonra özgür olup ilk seçilen Cumhurbaşkanı olmak mı? “Mandela: Özgürlüğe Giden Uzun Yol”da yönetmen tam olarak perspektifini bizimle paylaşmıyor. Hikâyenin akmadığı, sürekli tıkandığı göze çarpıyor. Yönetmen kurguda bile bunu çözememiş. Bunun üstüne kronolojik bazlı bir anlatıya teslim edildiğinde Mandela resmen katledilmiş.

Mandela’nın mücadelesine kuş bakışı…

Mandela’ya gelene kadar ki olan 300 filmini hatırlatan epik görünüşlü ucube sahnelerinin, kabile sahnelerinin filmle alakasını çözemesem de bir süre sonra olayların cereyan ettiği Güney Afrika’ya geliyoruz neyse ki. Mandela genç bir avukat olmuş. O günlerden itibaren ayrımcılığı kendine dert edinmiş. Hatta önünde birçok sıra olmuş siyah insanlar öylecene gösteriliyor. Buraya koca bir itirazım var aslında ama sonraya saklıyorum.

Gençliğine ve evliliğine dair her şeyi çok hızlı gösterilen ve geçiştirilen Mandela, hemen AUK (Afrika Ulusak Konseyi)’yi kurup mücadelesine başlıyor. Beyaz adam ile siyah adam arasındaki ilişki baskıcı, terörist, zalim olan beyaz adama karşı; mağrur, güçsüz bir siyah Afrikalı imgesi kullanılarak oluşturulmuş. Beyaz adamın katliamları gırla. Çoğu yerde bu sahneler tarihsel bağlamına da dönülerek, arşivdeki fotoğraflarla da birleştiriliyor ve bu filmin aslında film olmadığı da anlatılıyor (belki docudrama). Docudrama tercihini, bu yaşananlar gerçektir klişesinin yerine daha inandırıcı bulduğumu söylemeliyim.

Yaşananlar gerçek ama hikâyeye yedirilememiş.

Yönetmenin elindeki malzeme bolluğundan bahsetmiştik. Filmin zamanı da çok mantıklıyken elindeki materyali hikâyeye hiç yediremeyen bir yapımla karşı karşıyayız. Arşivdeki fotoğraflar bunun en iyi örneği olarak göze çarpıyor. Sahne sahne atlanması, iyi kotarılmış çekimlere rağmen bir hikâye oluşamadığının kesin kanıtı. Hikâyenin başı ve sonu var ama draması yok. Gördüğüm, İdris Elba için sahneler seçilmiş ve o da oynamış. Mahkeme sahnesi, hapis sahneleri, anlamadığım şekilde her kesmenin arasında var olan getto sahneleri ve seçime giden süreç filmin tretmanları olurken senaryosu ve dramasını kuramamış. Örneğin; hapis sahnelerinde iradesini sergileyen Mandela, yeri geliyor ağaçlarla uğraşıyor. Hapis ev sahneleri de keza çok basit geçiliyor. Bu açıdan yapımın hikâyeyi/anlatıyı öteleyip film olsun da ne olursa olsun kafasıyla çekildiğine inanıyorum.

Birbirinden kopuk yer yer amatörce ama görüntülerce iyi kotarılmış Mandela, iradesini her sahnede gösteriyor. Maalesef bu irade, direniş ve mücadele azmine karşı hikâyenin yine eksikliği var. Madem politikacı oldun, rakiplerin olur, düşmanların olur. Para, rüşvet döner. Nefret olur, hınç çıkar. Bunlar gerçekten yok. Bir İngiliz parlamentosu değil mercekteki tamam ama her yerde rutin olur bu işler. Bu saydığım temalardan alt hikâyeler çıkarıp filmi zirvede bitirebilirdi Chadwick. Bir yönetmenin biyografi olan bir filmde bu temalara yer vermemesi için hiçbir sebep olmamalı diye düşünüyorum. Yönetmen Chadwick, bahsettiğim bu temaları filmine koyamadığı gibi hikâye ve eksik kalan anlatısını “iyi niyet elçisi” perspektifiyle sunmaya çalışıyor. Mandela mı yoksa eşi mi anlatıyor hikâyeyi diye kalakalıyor, peki, niye izledik bu filmi? diye soruyor insan.  Mandela olarak o uzun yol yürüdü bizde ona eşlik ederek bu filmle upuzun bir sıkıntı çektik.

twitter.com/Burckarabulut

, , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.