El Topo (1970): Bireysel ve Toplumsal Çürüme

El Topo (1970): Bireysel ve Toplumsal Çürüme

Share Button

Tür filmleri belirli dramatik durumların, filmsel imajların ve karakter tiplemelerinin üzerine inşa edilir. Fakat aynı zamanda tür filmleri, benzerleriyle uyum içerisindeyken biçimsel olarak farklılığın da peşindedir. İzleyicinin duygusal etkileşimlerinin değişken olduğunu ve duygulanımlarını sürekli farklı konumlandırmak istediğini göz önünde bulundurduğumuzda türün içindeki bu uyumluluk ve farklılık şeklindeki karşıt-çelişen düşünce yapısını daha iyi anlayabiliriz. Şöyle izah edeyim: Seyirci, bir tür filminden janrın tüm bilindik ritüellerinin tekrarlanmasını buna eş paralellikte yönetmenin yaratıcı tarafını ortaya çıkarmasını ve farklılığın dinamiklerini de görmeyi ister. Bu durum, tür sineması yapmak isteyenleri seyircinin duygusal dinamikliğine ayak uydurmak için kendi sanatsal formları içerisinde sinemasal bir düşünceye ve farklılık arayışına iter. Bu farklılığın nasıl elde edildiği ile ilgili formülasyonu incelediğimizde karşımıza çıkanların karakterlerin yapıbozuma uğratılarak seyircide farklı duygusal etkileşimler oluşturulması; dramatik durumun farklı politik, sosyolojik, felsefi temellendirme ile oluşturulması; türün farklı sanatsal akımlar ile harmanlanarak eklektik bir yapı oluşturulması şeklinde olduğunu görürüz. Alejandro Jodorowsky’ın El Topo / Köstebek (1970) filmi az önce saydığım formülasyonlar içerisinden sonuncusuna örnek teşkil edecek imajinel unsurlar barındırır: Western türünün biçimsel özelliği ile sürrealist anlatıyı birleştiren eklektik türleştirme kapsamında değerlendirilebilecek bir kült film.

Sürrealizmin imgeler üzerinden kendini var etmesinden yola çıkarak El Topo için mutlak sürrealist bir film diyebiliriz. Çünkü film sürreal imgeden gücünü alan ve sürrealizmin tüm tekniğini eksiksiz olarak kullanan bir yapım. Jodorowsky’ın kapitalizm, cinsiyet, toplumsal izolasyon, iktidar etme-boyun eğme, bireysel ahlaki bozunma ve dini yozlaşmaya karşı olan öfkesi ve bu öfkenin dışavurum biçimi onun sürreal sinemasının temel dinamikleridir. Filmin en yoğun anlarında kullanılan alegorik anlatı yapısı, çeşitli metafor ve metonimilerin farklı çağrışımlarının, derin yorumlamalarının yapılması mümkün. Fakat bu durumun izahı tamamıyla sürreal bir eksende yürütüleceğinden filmin genel anlatı yapısının okumasını yapmak daha doğru olacaktır. Bu da El Topo filmindeki kahraman, çıplaklık-beden-cinsiyet, iktidar, birey ve din olgularının okunmasıdır.

El Topo her ne kadar western türü ile bir uyum içerisinde olsa da yarattığı kahraman ile western filmlerindeki kahraman karakter anlayışına büyük bir eleştiri getirir. Western filmlerinde kahramanların düelloya girme sebepleri para ve hayat kadını için gerçekleşirken, Jodorowsky bu durumu iktidar etme, kendini ispatlama, adalet ve ahlaki arayış çerçevesinde kurar. Bu kurgu aynı zamanda karakterin kendi içerisindeki kimliksel yolculuğu en temelde de filmin seyir yönüdür. Zamanın psikolojik bir algı olduğu ve mekâna, şartlara göre farklı algılar oluşturduğundan hareketle zaman ve mekân yoksunu bir ortamda filmin başlamasını kelime anlamı açısından arketip ile açıklayabiliriz. Filmdeki çıplaklık imlemesini de bu çerçevede okumayı tercih ediyorum. Çünkü Jodorowsky, çıplaklıkla cinsiyetsizliğe ve salt gerçekliğe işaret ediyor, ilk başlangıç noktasına. Filmin ilk sahnesi de bunu anlatıyor: Kötü ve iyi kavramlarının başlangıçtan beri var olduğu ve daha sonradan çıplak bedenlere empoze edildiği. Çocuğun ilk vedasının bir telkinle, ilk kötülüğünün (cinayetinin) -her neye hizmet ediyorsa etsin- yönlendirme ile gerçekleştirmesi de buna işarettir. Filmin temelinde de iyilik ve kötülük kavramlarının birey inanç ve ahlakında ne gibi tezahürler oluşturduğu yatar.

Bireyin iktidara duyduğu karşı konulmaz çekimin insanı nasıl birer hayvana dönüştürdüğünü ise filmin ilk yarısındaki birçok sahnede görmek mümkün. Bunu, Colonel’in çevresindekilerin onun iktidarlığına karşı boyun eğişlerini ve itaat edişlerini bir köpeğinki  gibi resmederek gösterir Jodorowsky. Colonel’in köle kadını ise bireyin iktidara olan hayranlığının en yalın örneği. Bir köle olarak Colonel’in yanında bulunmasına rağmen Colonel’in iktidar gücü karşısında tüm hayranlığı ile ona hizmet eder, filmin ilerleyen bölümlerinde de yaptığı tercihler ile iktidardan yana olan tutumunu devam ettirir. Jodorowsky’ın tüm bu iğrençlikleri gösterirken, itaat, boyun eğme ve kötülüğü temsil eden tüm bireylerin fetişist yaklaşımlarının yine iğrenç olana doğru olduğunu göstermesi, insanın özünde toplumun çürümüşlüğüne bir eleştiridir. Filmdeki kötü karakter ve iyi karakter seçimlerine baktığımızda da bunu görmek mümkün.

El Topo’nun seyir yönünde son olarak vardığı kasaba ise dinin bilinçsiz ellerde nasıl yozlaşıp yine bu ellerde nasıl ilahi yaklaşımlardan uzaklaştırıldığının ve kapitalizmin eleştirisidir. Öyle ki sahte ahlak anlayışının hüküm sürdüğü bu kasabada zenginler kölelerine her türlü eziyeti ve tecavüzü gerçekleştirdikten sonra bu hareketin karşıt bir şekilde vuku bulduğunu dile getirerek onların canlarına hiç acımadan kıyabiliyorlar: Erk sahibi olanlar altlarındaki insanlara her zaman zulmediyor ve ezilenler ezenlerin günahlarının bedelini ödüyorlar. Kasabanın papazının tüm bu kötülüklere rağmen bireyleri günahkâr olmadıklarına inandırmak için bulduğu yol, kilisenin ve kasabanın her yerinin hatta çarmıhın bile illuminati simgeleri ile donatılması, dinin iktidar edenlerin elleriyle yozlaştırıldığında sonuçlarının toplumun daha da karanlığa sürüklenmesi ile sonuçlanacağını gösteriyor.

Son tahlilde El Topo, insanın ahlaki ve dini bozunmasından/yozlaşmasından sonra insan ve beşer arasındaki sınırları muğlâklaştırmasındaki keskin, sert ve yerinde yaklaşımlarıyla mükemmel bir taşlama örneği. Filmin seyir yönünü Mesih dönemi ve Mesih’in tekrar döndüğü dönem gibi okumak mümkün. Fakat iyilik ve kötülük kavramlarının arketip yaklaşımları ve insanın bu kavramlar arasındaki keskin yolculuğunun, arayışının sonuçlarının her bir noktada hissedildiği filmi genel olarak bu yapıda yorumlamak daha doğru olsa gerek. Jodorowsky’ın metonimi ve metafor ile oluşturduğu estetiğini insanın içsel yolculuğuna uyarladığı El Topo, bireysel tutkuların ve gaddarlığın birbiri ile sürekli etkileşim halini yansıtan western ikonografileri ile biçimlendirilmiş sürrealist bir yapım.

twitter.com/teksinbegec

, , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.