4. Malatya Uluslararası Film Festivali Güncesi – 1

4. Malatya Uluslararası Film Festivali Güncesi – 1

Share Button

Bu yıl, dördüncüsü düzenlenen Malatya Uluslararası Film Festivali’nin programı yarışma filmlerinin yanı sıra uluslararası prömiyerini gerçekleştiren filmler, ustalardan seçkiler ve bağımsız sinemanın son örnekleri ile ön plana çıkıyor. Toplam 136 filmin gösterileceği festivalin ilk gününde 4 filmlik programımı Türkçe altyazısının sıkıntılı olduğu Uyum Dersleri (Harmony Lessons) filmini yarım bırakarak 3 film ile tamamladım. Uyum Dersleri’nin Kazakistan yapımı olmasından kaynaklı Türkçe kelimeleri çevirmeyip altyazı cümlelerini yarım bırakmak yeni bir çevirmen uygulaması sanırım.

Letonya’nın Yabancı Dilde En İyi Film Oscar Aday Adayı olan Anne, Seni Seviyorum (Mammu, es Tevi milu), otoriter ebeveyn problemli çocuk serisinin bir halkası. Mutlu bir aile ilişkisinin çocuğun hata yapmaması üzerine kurulu olduğu düşüncesinin, çocuk karakterleri yalana ve hırsızlığa ittiği anlatısı ile iyi ve kötünün çatışmasını anlatıyor film. Aile olabilmenin en büyük sorumluluğunun çocuklarda olduğu yanılsaması ana anlatısı ile otoriter ebeveyn – problemli çocuk ekolünde kendine kolayca yer bulabilecek olan yapımın, aile birey kimliklerini oluştururken baba kimliğini dışarıda bırakmasının nedensizliği hikâyenin boşluklarla dolu olmasına neden olmuş. İki problemi çocuğun arkadaşlığı ve her ikisinin anneleri ile olan ilişkileri ortadayken, baba figürünün her iki çocuk içinde neden hikâye içerisinde bulunmadığını bilmediğimiz için “aile nedir?” ve “aile birey kimliklerinin birbirlerine olan sorumlulukları nelerdir?” sorgulamalarını izleyiciye sorunlu bir şekilde yaptırıyor. Çocuk olabilmenin kolaylığının, aileyi mutlu etmenin sorumluluğu karşısındaki hezimeti ve çocuk olabilmenin özgürlüğünün tekerlekli araçlara olan ilgi (direksiyonun başında olabilme) ile imgelenmesi de filmin artı hanelerine yazılması gerekenler.  Fakat burada hemen aklımıza Dardenne Kardeşler’in Bisikletli Çocuk filmi geliyor. Filmin başlarındaki hareketli kameralar ve scooter-bisiklet ile kurulan özgürlük bağıntısı bizi iki filmi karşılaştırmaya itiyor ve ne yazık ki film, Bisikletli Çocuk filminin başarısına ulaşamıyor.

Çağdaş Çin’in bir yansımasını Günahın Dokunuşu (A Touch of Sin) filminde ortaya koyan Jia Zhang-ke, dört gerçek hikâyeyi anlatırken bu hikâyeleri temasal bir bütünlük içinde kurmak yerine ufak kesişmelerle aktararak izlemesi hayli zorlu ve sorunlu bir film çıkarmış ortaya. Sosyolojik temelde bir toplum profili çıkarmak isterken, ölmenin ve öldürmenin aslında toplumu şekillendirmede kullanılan araç olarak ele alındığı gerçeğini “silahla ateş etmek zevk verir” gibi bir cümle ile yapaylaştırarak, hikâyelerde ağır olarak hissedilmesi gereken masumiyet ve günaha itiliş hikâyelerini de flu bir şekilde aktardığı için sorunlu bir film ile karşı karşıya kaldık. Filmin başarısı ise anlatısındaki kaossal yapıyı mekân, atmosfer ve kulak tırmalayıcı müzik ile harmanlaması.

Günün tek yarışma filmi, uluslararası yarışma filmlerinden Sefertası (The Lunchbox) filmiydi. Sorunlu filmlerden sonra yerinde dramı ve mizahı ile samimi ve sıcak bir film ile günü sonlandırabildim. Sefertasının tekrar tekrar devam eden kurgusallığını bir hikâye akışına oturtan ve bu hikâyeyi sefertasının yolculuğundan oluşturan Ritesh Batra, bu yolculuğun uzmanlarca da incelendiği mizahını da filme ustaca yerleştiriyor. Bu yolculuk esnasında sefertası -filmin yan karakterlerinden Shaikh pek modern bir yöntem olarak görmese de- bir iletişim aracına dönüşüyor. Saajan ve Ila arasındaki bu iletişim esnasında yaşlılık, zaman olgusu, aile ve es geçilmiş hayatların birer sorgulanmasına dönüşüyor mektuplaşmalar. Sınırlı kullanılan mekanlar ve olaylar ile de yaşam alanları, şartları ve şekli ile de belgesel bir nitelik taşıyor Sefertası.

Not: AVM sinemalarından kurtulmak adına festival programımdaki çoğu filmi Yeşil Sinema’da izleyebilecek şekilde ayarlamıştım. Fakat festival için ayrılan ikinci salonun perdesinin oldukça hasarlı olduğunu ve filmi izlerken ister istemez hatta istemezliği büyük tartışma getirir (perdenin ortasından yarım metre aralıkla inen iki büyük çizgiyi görmemek imkansız) dikkat dağıttığını dile getirmeliyim. Evet AVM sinemalarından çıkmalıyız fakat Yeşil Sinema gibi AVM’lere direnen sinemalarında perde, koltuk gibi izleyicinin en gereksinim duyduğu iki materyali en ufak bir hasarda dahi hemen düzeltmesi gerekir. Festival düzenleyicilerinin de festival için ayrılmış salonlar konusunda daha titiz olması gerekiyor.

twitter.com/teksinbegec

, , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.