Yabancı (2012): Kalabalıklar İçerisindeki Yalnız

Yabancı (2012): Kalabalıklar İçerisindeki Yalnız

Share Button

“Kaderim bana sorulmadan tayin oldu”
Albert Camus

“Yabancı”, tiyatro kökenli senarist Filiz Alpgezmen’in ilk uzun metraj sinema filmi. 19. Adana Altın Koza Film Festivali’nde yarışma filmleri arasında yer alan “Yabancı”nın Türkiye Prömiyeri de bu festivalde yapıldı. Film, 80 darbesinin ardından yaşanan iltica ve mültecilik kavramları ekseninde gelişmekte. Darbeyi yaşayıp iltica etmek zorunda kalan ebeveynlerin çocuklarının bugün ile sınavlarına farklı bir bakış sunmuştur.

Haftanın vizyona giren Türk filmlerinden “Yabancı”, Albert Camus’a “selam duruşu” olarak atfedilebilir. Film içerisinde birebir göndermeler bulunmasa da dolaylı yoldan Camus’un “Yabancı” kitabından içeriklere yer verildiği görülebilir. Kitaptan, “Asıl önemli olan şey, bir kaçma olanağı, amansız törenin dışına sıçrayış, alabildiğine umut olanakları veren çılgınca bir koşuştu. Tabi umut, bir yolun dönemecinde, var hızla koşarken birden yetişen bir kurşunla yere serilivermekti” sözleri, filmde Özgür’ün içinde bulunduğu durumu açıkça özetler.

Filmin başrollerini Sezin Akbaşoğulları ve Caner Cindoruk paylaşıyor. İki oyuncunun da performansı film için yeterli düzeyde olarak görülebilir –ki ben çok da başarılı bulamadım-. Kimi zaman Özgür karakterinin uçlarda yaşayışı seyircide antipati uyandırıyor. Cindoruk’un canlandırdığı Ferhat karakteri ise piyangodan çıkan bir “aşk” olarak bizlere sunulmuş. Filmlerin, izleyiciyi çekeceğine inanılan duygusal temalar ve cesur sevişme sahneleri de ihmal edilmemiş bu filmde. Bu sahneler konuya bakılınca çok gerekli gibi durmasa da yönetmenin tercihi olarak izleyiciye sunulmuş. Belki de, sonunu bağlamak adına konulması uygun düşmüştür. Açıkçası izlerken de anlaşılacağı üzere filmde başından sonuna tahmini zor olmayan bir akış kurulmuş. Bu akış içerisinde belki “sürprizli son” yapmak istemiş yönetmen ama Türk Sineması’nda sıklıkla karşılaşılan “sonu bağlayamama” olarak karşımıza çıkmış ve tamamen havada kalmış bir sonla izleyiciyi buluşturmuş.

Yabancı, çıkış hikayesi itibariyle, iltica etmiş ve vatandaşlıktan çıkarılmış bir babanın ölümünün ardından kızının babasının cenazesini Türkiye’ye getirmesi ve bürokratik engeller ile karşılaşması olarak özetlenebilir. Ama dediğim gibi amaç babanın cenazesi olarak görülürken tamamen başka bir konu üzerinden sonlanıyor. Adeta iki farklı filmin karışımı şeklinde izleyiciye sunulmuş. Film içerisinde yönetmen kimi zaman doğru tespitler ile karşımıza çıksa da kimi zaman da insanların inançlarına ilişkin sınırlarına hoyratça bakıyor. Yönetmen, derdini izleyicinin gözüne soka soka anlatmış ve bu durum vermek istediği etkinin izleyiciye geçmesinde etkin olamamış.

Film, uçlarda yaşayan insanların yaşayışlarından kesitlerle izleyiciyi buluşturuyor. Yönetmen, insanlar arasında yaşanan farklılıkların bu kadar uç noktalara kadar uzanmasının altında “darbe”nin olduğuna değiniyor. Darbe ile birlikte insanlar arasında farklılıklar yaşanmış ve bu farklılıkların bizi bizden uzaklaştırdığına adeta “Yabancı”laştırdığına kanaat getirilmiş. Filmdeki ailelerde bu portre içine oturtulmuş. Bir taraf tamamen muhafazakarken bir taraf olabildiğine açık görüşlü olarak resmedilmiş.

Muhafazakar kesimin boş bir portre içerisine oturtulduğu filmde, yönetmenin kadınları boş konuşan, egemenin boyunduruğu altında sıkışmış, aklı fikri cinsellik olarak sunması tercihi keskin çizgilerinin yansıması olmuş. Muhafazakar erkeklerin daha soyut gösterildiği filmde, kadınların batıl inançlarına kadar izleyiciye sunulmuştur. Özgür’de alışık olmadığı ortamda kendi “öz”ünü bulma çabası içerisinde varlığını Ferhat’ın desteğiyle sürdürmeye çalışır. Aslında genel bir hikayeden öznel bir çıkarımda bulunulmuş: İçinde yaşadığımız toplumda herkes birbirine yabancı diyebilir.

Filmin ilk sahnelerinde dikkat çeken bir detay ise, Özgür’ün babasının eşyalarını toplarken göze çarpan bir tablo. Bu tablo Nazım Hikmet’e ait. İltica başlığı altında Nazım Hikmet’e de “selam duruşu”nda bulunulmuş. Burada sanat yönetmenlerinin çabası gözleri doldurmakta. Ayrıca muhafazakar aileyi incelediğimizde kadınların kapanış şekillerinin filmden önce incelenmiş olduğu ve buna göre filme yansıdığı dikkatleri çekmiştir. Sanat yönetimi genel anlamda başarılı çalışmış ve doğru tespitler ile filmin dinamiği olmuştur.

twitter.com/demetozturk

, , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.