Divorzio All’Italiana (1961): Toplumsal Algı ve İki Yüzlülük

Divorzio All’Italiana (1961): Toplumsal Algı ve İki Yüzlülük

Share Button

İtalyan Yeni Gerçekçiliği, anlatı ve biçimiyle, alışılagelmişi reddetme üzerine kurulmuş ve insana özgü olanı anlatmayı kendine şiar edinmiş, sinema tarihinin en önemli akımlarından biridir. Bu reddetmeler basmakalıp sinema klişelerinin tümünü yadsımıştır. Alışılmış senaryoları, film kahramanlarını, ünlü oyuncuları, abartılı dekor, makyaj ve fon müziğini yadsıyarak, yapaylıktan uzak diyaloglarla dönemin toplumsal sorunlarını belgesel gerçekçiliği ile beyazperdeye taşımıştır.

Yeni Gerçekliliğin, reddetmelerin tepe noktasına ulaştıktan sonra farklı akım ve çözümlemelerle harmanlanarak devam ettirilmeye çalışılması, akımdaki belli yadsımaların göz ardı edilmesine sebep olsa da senaryolardaki toplumsal eleştiri devamlılığını korumuştur. Her ne kadar De Sica’nın Umberto D. (1952) filmi akımın son filmi olarak görülse de Fellini’nin gerçekçilik kavramını da çözümlediği 81/2 (1963) filmi ve La Strada (1954) filmi ve yazının muhtevasını da oluşturan Germi’nin İtalyan Usulü Boşanma/ Divorzo all’italiana (1961) filmi bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Pietro Germi’nin, İtalya’nın ulusal maskeli güldürüsü ile sinema dilini sentezlediği İtalyan Usulü Boşanma filmi, evliliğin kutsal olarak görüldüğü ve boşanmanın yasalarca mümkün olmadığı Sicilya’da, Sicilya insanının gelenekçiliği ve ahlaki ikiyüzlülüğüne alaycı bir eleştiri getirir. Zengin baron Ferdinando Cefalù’nun (Marcello Mastroianni) karısından boşanıp göz koyduğu yeğeni Angela’yla (Stefania Sandrelli) evlenebilmek için yasalarca yasaklanan boşanma olayını yasalardaki açıklarla meşrulaştırma çabalarını anlatıyor film.

Germi, İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin belgeselci üslubunu ve toplumsal eleştirilerini kullanıyor filminde. Bunu da, Sicilya sosyal hayatını ve mistik dokusunu, sokakta bulunan farklı grupların arasında gezen kamera ve bir cinayet olayını perdeye taşırken gerçek gazete haberleri kullanarak yapıyor. Bu üslubunu belgesel anlatımının en çok başvurduğu dış sesi kullanarak pekiştiren Germi’nin bunu seyircideki gerçeklik algısının kopmaması için yaptığı aşikar. Çünkü filmde kullanılan yapay dil ve alaycı anlatım, ölümün ve cinayetin gülünç anlatıları, seyirciyi gerçeklik duygusundan uzaklaştırırken, kullanılan belgeselci üslup bu açığı kapatmaya çalışıyor.

Sicilya halkının kolektif onurunun bir katili kahraman olarak görmesinin anlatıldığı mahkeme sahnesinde, halkın, evlilik, namus ve onur konularına bakışındaki hassasiyeti, savcının teatral konuşmasıyla sergileniyor. Konuşmanın abartılı bir şekilde yapılması, seyircinin, halkın bu konulara verdiği önemin ne seviyelerde olduğu duygusunu kavramasında oldukça yardımcı oluyor.

İtalyan Ceza Yasası (1931 Rocco yasası), ataerkil bir yapıya sahip Sicilya’da kadınların ikinci plana itilmesinin yasalarca da meşrulaştırıldığı bir yasa. Yasanın 587. maddesinde kadınların zina yapması halinde ailenin erkek fertlerinden birinin onur ve aile şerefi adına işlediği cinayetlerde ceza indirimi uygulanacağı yer alıyor. Germi, faşist diktatoryadan kalma bu yasaya sırtını dayayan erkeklerin namus kavramı altında işlediği cinayetleri beyazperdeye aktarırken, aynı erkeklerin cinsel ilişki açlığını da yansıtarak toplumdaki cinsel iki yüzlülüğü gözler önüne seriyor.

En İyi Özgün Senaryo Oscar’ına ve Cannes Film Festivali En İyi Komedi Filmi ödüllerine sahip filmde Ferdinando Cefalù (Fefé) rolünü canlandıran Marcello Mastroianni sergilediği oyunculuk yapımda öne çıkan bir unsur. Film ile En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar’da yarışmış ve BAFTA ödüllerinde En İyi Yabancı Erkek Oyuncu ödülünün sahibi olan oyuncu, parlak siyah saçları ve badem bıyıkları ile bir jön imajı çizmesine rağmen canlandırdığı tikli komik tipleme ile neden dünya sinemasının sayılı oyuncularından olduğunun cevabını veriyor.

Filmdeki önemli göndermelerden biri de İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin son bulma nedenlerinden biri olan Hıristiyan Demokratların baskılarının gösterildiği, Fellini’nin Tatlı Hayat/ La Dolce Vita (1960) filminin vizyona girmesiyle kilise rahibinin insanları boykota çağırdığı sahnedir. Yönetmenin, halkın filme olan ilgisinin sadece cinsellik ve striptiz sahneleri içerdiği için olduğunu göstermesi yine onurlu, namuslu Sicilya halkının cinsel ikiyüzlülüğüne bir gönderme. Orak-çekiçli bayrak önünde, kadınların hak sorunlarına dikkat çeken ve onunla yüzleşmeleri gerektiğini anlatan kişiye karşı dinleyicilerin verdiği tepki ise güney toplumunun her kesiminin kadın hakları konusundaki fikriyatını gözler önüne seriyor.

Germi, kullandığı sosyolojik ve belgeselci anlatım ile bir dönemin gerçeklerini anlatırken, aynı zamanda filmin yapısı ile sentezlediği ulusal maskeli güldürü anlatımı ile de seyri zevkli bir yapımla baş başa bırakıyor bizi.

twitter.com/teksinbegec

, , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.